Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bir zamanlar adı “Sovyetler Birliği” olan ülkede yaşayan kadınlar, tuhaf bir biçimde Türk sinemasının son 15 yılına damgalarını vurdular. Ülkelerinde kimbilir hangi koşullarda kendi hayat mücadelelerini veren bu kadınlar, Türk yönetmenlerin acıklı ve dokunaklı aşk fantazilerinin “kahramanları” olmayı sürdürüyorlar. Sayısı giderek artan bu filmlerin çoğu, kadınlara fahişe değil insan olarak bakan ve sürüden ayrılmayı göze alan bir Türk erkeğinin çevresinde dönüyor. “Vicdan” bu filmlerde anahtar kelime ve hepsi “Vesikalı Yarim”in uzaktan akrabası oluyor.

        Maryna Er Gorbach ve Mehmet Bahadır Er'in yönettiği “Sev Beni”, “seks turizmi” için amcası tarafından Ukrayna'ya götürülen Cemal'in (Ushan Çakır) hikâyesini anlatıyor. Cemal'in, Sasha (Viktoria Spesivtzeva) ile yaşadığı birkaç günlük macera hareketli bir kamera, akıcı bir kurgu, özenli çerçeveler ve aksamayan bir oyuncu yönetimiyle anlatılsa da, meseleye yeni bir şey getirmiyor. Cemal, bildiğimiz iyi kalpli saf Anadolu çocuğu imajıyla eski Yeşilçam masallarından çıkıp gelmiş temiz bir karakter. Sasha için her fedakarlığı yapıyor, tanımadığı kadınlar için kendini tehlikeye atıyor, erkek arkadaşlarına ayar veriyor vb... Sasha ise nedense daha gerçekçi bir çerçevede, maddi değerlere daha bağlı bir kadın olarak çiziliyor. Bu da, filmin dramatik anlamda dengesini bozuyor ve kadını erkeğin karşısında daha aşağı bir konuma koyuyor. Her şey bir yana, Türk yönetmenlerinin dağılan Sovyetler Birliği'ndeki kadınları artık biraz rahat bırakması gerektiğini düşünüyorum...

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ