Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik Barlas ile Mutlu arasında karşılıklı salvolar

        Medyanın iki ünlü ismi arasında sert bir polemik başladı. Mehmet Barlas'ın Sabah Gazetesi'ndeki köşesinde Zafer Mutlu'nun Güneş Taner'den diz çöküp özür dilediğini yazmasının ardından karşılıklı salvolar iş takipçiliği suçlamalarıyla devam ediyor. Barlas kendisine Vatan Gazetesi'nin internet sitesinden yanıt veren Mutlu için yarınki Sabah'ı bile beklemedi ve haberx.com'dan jet yanıt gönderdi. İşte iki ismin amansız teşhiri..

        İşte Barlas'ın tartışmayı başlatan yazısı

        "DİZ ÇÖKÜP ÖZÜR DİLEDİ"

        Unutkan insanlar güçlü belleği olanlara imrenir. Bazılarına göre güçlü bellek, başarıya ulaşmayı kolaylaştırır.

        Oysa unutabilmek doğanın insana bahşettiği nimetlerden biridir.

        Türkiye gibi bir ülkede yaşıyorsanız, her şeyi belleğinizde koruduğunuz oranda hayatı kendini tekrar eden tek düze bir süreç olarak görürsünüz. Hiçbir şey sizi şaşırtmaz.

        Gazete manşetlerinde ilk kez olmuş gibi sunulan durumları kaçıncı defa gördüğünüzü hatırlarsınız ve canınız sıkılır.

        Bebekler ve çocuklar geçmişte hatırlanacak durumlara tanık olmadıkları için mutludurlar.

        Örneğin dünkü Vatan gazetesinde "Halkbank' tan Vatan' a reklam ambargosu" diye bir başlık vardı. Haberde şu bilgiler verilmişti:

        - Halkbank'ın toplamda yaklaşık yarım milyon YTL' ye mal olan ilanları dün başta Hürriyet, Sabah, Milliyet olmak üzere bütün günlük gazetelerde çıktı. Halkbank' ın ilan verdiği gazetelerin listesi şöyle: Hürriyet, Sabah, Milliyet, Posta, Akşam, Zaman, Türkiye, Radikal, Cumhuriyet, Bugün, Star, Takvim, Yeni Şafak, Referans, Güneş ve Taraf.

        Bu haberi okuyunca belleğimde buna benzer bilgilerin depolandığı gri hücrelerin ısındığını hissettim.

        1990'ların başında, Sabah'ın o zamanki sahibi Dinç Bilgin gazetedeki odama girdi...

        - Kamu bankaları Sabah'a ilanları kesti. Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Güneş Taner için yaptığımız haber yüzünden kamu bankaları bize artık ilan vermeyecek. Durum çok ciddi, dedi.

        Özür dilendi

        İki gün önce Güneş Taner hakkında gerçekten asılsız ve uygunsuz bir haber Sabah'ın manşetinde yayınlanmıştı.

        Dinç Bilgin'in çok endişeli hali beni üzmüştü. Arkadaşım olan Güneş Taner'i telefonla aradım ve bir gazeteye kamu bankalarının ilan boykotu uygulamasının basın özgürlüğü ile bağdaşamayacağını söyledim.

        Güneş Taner gazetenin manşetinden uğradığı haksız saldırının aile hayatında yarattığı krizi anlattı... Sonra, "Bu haberin sorumlusu olan Zafer Mutlu Ankara'ya gelsin, bakanlıktaki odamda benden özür dilesin" dedi.

        Ben Taner'in bu sözlerini Dinç Bilgin'e naklettim. O da, Sabah'ın o dönemdeki Genel Yayın Yönetmeni Zafer Mutlu'yu hemen Ankara'ya gönderdi. "Diz çökülerek" özür dilendi ve ilan boykotu sona erdi.

        Aradan 20 yıl geçtikten sonra Zafer Mutlu'nun yönetimindeki bir başka gazetenin kamu bankalarının ilanlarının dağıtımı konusunda haksızlığa uğradığını haber yapması, güçlü bellek sahibi olmanın özenilecek bir şey olmadığını tekrar düşündürdü bana.

        Basın-iktidar ilişkileri konusunda belleğim öylesine dolu ki...

        1987 yılıydı. Özal Başbakan'dı ve Davos'taydık.

        Belvedere Oteli'nin barında, o zaman Hürriyet'in sahibi olan Erol Simavi'yle viskilerimizi yudumlayıp, sohbet ediyorduk. Yanımıza Özal'ın danışmanı olan Can Pulak geldi ve Erol Simavi'ye "Başbakan sizi bekliyor" dedi.

        Ne konuşmuşlar?

        Erol Simavi yarım saat kadar sonra bara geri döndü. Ben sormadan Başbakan'la ne konuştuğunu anlatmak gereğini hissetti:

        - Kemal Ilıcak çok zor durumda. Özal'ın ona yardım etmesini istedim, dedi.

        Biz barda otururken, Sabah'ın Genel Yayın Yönetmeni Zafer Mutlu'nun, Can Pulak'ın eşliğinde Özal'ın odasına gittiğini gördüm.

        Akşamüstü Özal'ın odasına gittim.

        Sordum ona:

        - Erol Simavi'yle ve Zafer Mutlu ile ne konuştunuz?

        Özal anlattı:

        - Erol Bey'in sahip olduğu bir sigorta şirketi zor durumdaymış, onu kamunun satın almasını istedi. Zafer Mutlu da, Emlak Bankası'nın Ataşehir Projesi'nin tanıtım ve pazarlama kampanyasının Sabah'a verilmesini istedi.

        Bunları hiç unutmamak iyi bir şey mi size göre?

        "Siyaset-Medya-Banka" üçgenindeki ayıplı ilişkilerin 28 Şubat döneminde ayyuka nasıl çıktığını, bugün de "Laiklik tehlikede" diye kampanyalar açan ve demokrasiyi sabote edenlerin aynı isimlerden oluştuğunu hatırlamasak daha doğru olmaz mıydı?

        Bir düzeltme yapayım... O dönemlerden sadece Dinç Bilgin devre dışı kaldı.

        O da yaşadıklarını hiç unutmayanlar arasında şimdi.

        Zafer Mutlu, Mehmet Barlas'ın yazısına Vatan Gazetesi'nin internet sitesinden şu yanıtı verdi...

        "ŞEREFSİZCE BİR KARALAMA"

        "Benimle ilgili Pazar günü yazdığınız hayal mahsulü yazıyı eve SABAH girmesine eşim tarafından izin verilmediği için bir gün gecikmeyle başka gazetelerin yaptığı alıntıyla okudum. Anlattığınız olayda gerçekleri saptırmaktaki uzmanlığınız beni hiç şaşırtmadı. Önce olayın doğrusunu ben anlatayım. Gerçekten Güneş Taner özel hayatıyla ilgili bir haber üzerine SABAH’a reklam ambargosu koydu. Ben sizi hatırlamıyorum. Rahmetli Özal’ın devreye girmesiyle Güneş Taner’i makamında ziyaret ettim. Ziyaretimden önce ilan ambargosunun kalkacağı bizzat bana rahmetli Özal tarafından söylenmişti. Ben doğrudur, haberin Güneş Taner’i ve ailesini rencide eden bölümleri için özür diledim. Taner de bana kendisiyle ilgili bir haber için kamu baskısı yapmasının yanlış olduğunu ama başka çaresi kalmadığı için bu yola başvurduğunu soyledı. 'Diz çöküp ilan için özür dilemem' gibi bir şey asla söz konusu olmadı.

        Bu iddia şerefsizce bir karalamadır. Ama sizin gibi SABAH’ın manşetlerinden 'İhale takipçiliği’ ilan edilmiş birisinin yine nasıl SABAH’ta (eski SABAH’ı kast ediyorum) yazdığını okurların hayal gücüne bırakıyorum. O koca gövdenizle nasıl eğilip büküldüğünüzü bütün Türkiye ama daha detaylı olarak da bütün meslektaşlarımız nasıl olsa çok iyi biliyor."

        Zafer Mutlu'nun açıklamasına Mehmet Barlas'dan bu kez haberx'deki köşesinden jet yanıt geldi

        "ZAFER MUTLU İŞ TAKİPÇİLİĞİ KONUSUNDA DOKTORA DERSİ VEREBİLİR"

        Geçen Pazar, Sabah'taki köşemde şunları yazmıştım:

        "Dünkü Vatan gazetesinde "Halkbank' tan Vatan' a reklam ambargosu" diye bir başlık vardı. Haberde şu bilgiler verilmişti:

        - Halkbank'ın toplamda yaklaşık yarım milyon YTL' ye mal olan ilanları dün başta Hürriyet, Sabah, Milliyet olmak üzere bütün günlük gazetelerde çıktı. Halkbank' ın ilan verdiği gazetelerin listesi şöyle: Hürriyet, Sabah, Milliyet, Posta, Akşam, Zaman, Türkiye, Radikal, Cumhuriyet, Bugün, Star, Takvim, Yeni Şafak, Referans, Güneş ve Taraf.

        Bu haberi okuyunca belleğimde buna benzer bilgilerin depolandığı gri hücrelerin ısındığını hissettim.

        1990'ların başında, Sabah'ın o zamanki sahibi Dinç Bilgin gazetedeki odama girdi...

        - Kamu bankaları Sabah'a ilanları kesti. Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Güneş Taner için yaptığımız haber yüzünden kamu bankaları bize artık ilan vermeyecek. Durum çok ciddi, dedi.

        İki gün önce Güneş Taner hakkında gerçekten asılsız ve uygunsuz bir haber Sabah'ın manşetinde yayınlanmıştı.

        Dinç Bilgin'in çok endişeli hali beni üzmüştü. Arkadaşım olan Güneş Taner'i telefonla aradım ve bir gazeteye kamu bankalarının ilan boykotu uygulamasının basın özgürlüğü ile bağdaşamayacağını söyledim.

        Güneş Taner gazetenin manşetinden uğradığı haksız saldırının aile hayatında yarattığı krizi anlattı... Sonra, "Bu haberin sorumlusu olan Zafer Mutlu Ankara'ya gelsin, bakanlıktaki odamda benden özür dilesin" dedi.

        Ben Taner'in bu sözlerini Dinç Bilgin'e naklettim. O da, Sabah'ın o dönemdeki Genel Yayın Yönetmeni Zafer Mutlu'yu hemen Ankara'ya gönderdi. "Diz çökülerek" özür dilendi ve ilan boykotu sona erdi.

        Aradan 20 yıl geçtikten sonra Zafer Mutlu'nun yönetimindeki bir başka gazetenin kamu bankalarının ilanlarının dağıtımı konusunda haksızlığa uğradığını haber yapması, güçlü bellek sahibi olmanın özenilecek bir şey olmadığını tekrar düşündürdü bana."

        Buna Zafer Mutlu'dan Vatan'ın internet sitesinde şu cevap geldi:

        "Benimle ilgili Pazar günü yazdığınız hayal mahsulü yazıyı eve SABAH girmesine eşim tarafından izin verilmediği için bir gün gecikmeyle başka gazetelerin yaptığı alıntıyla okudum.

        Anlattığınız olayda gerçekleri saptırmaktaki uzmanlığınız beni hiç şaşırtmadı.

        Önce olayın doğrusunu ben anlatayım.

        Gerçekten Güneş Taner özel hayatıyla ilgili bir haber üzerine SABAH’a reklam ambargosu koydu. Ben sizi hatırlamıyorum.

        Rahmetli Özal’ın devreye girmesiyle Güneş Taner’i makamında ziyaret ettim.

        Ziyaretimden önce ilan ambargosunun kalkacağı bizzat bana rahmetli Özal tarafından söylenmişti. Ben doğrudur, haberin Güneş Taner’i ve ailesini rencide eden bölümleri için özür diledim. Taner de bana kendisiyle ilgili bir haber için kamu baskısı yapmasının yanlış olduğunu ama başka çaresi kalmadığı için bu yola başvurduğunu soyledı. 'Diz çöküp ilan için özür dilemem' gibi bir şey asla söz konusu olmadı.

        Bu iddia şerefsizce bir karalamadır.Ama sizin gibi SABAH’ın manşetlerinden 'İhale takipçiliği’ ilan edilmiş birisinin yine nasıl SABAH’ta (eski SABAH’ı kast ediyorum) yazdığını okurların hayal gücüne bırakıyorum.O koca gövdenizle nasıl eğilip büküldüğünüzü bütün Türkiye ama daha detaylı olarak da bütün meslektaşlarımız nasıl olsa çok iyi biliyor."

        SON SÖZLER...

        Bu konuda herhalde son olarak bir şeyler söylemem gerekiyor...

        Sabah'ta o zaman çıkan haber için diz çökerek mi,yere yatarak mı özür dilendiği, anlaşılan doktrinde tartışmalıdır.

        O günlerde olup bitenler konusunda "rahmetli" Özal yerine hayatta olan Dinç Bilgin'i ve güneş Taner'i dayanak olarak alması herhalde ddaha doğru olurdu.

        Ayrıca kendisinden özür dilenen Güneş Taner'in de 28 Şubat döneminde danışman olarak Sabah'a alındığı da herhalde bilinmelidir.

        Kesin olan şu ki, kamu bankalarının ilanları kesilmesin diye "özür dilenmiş"tir.

        Bunu bir balet kadar ince ve zarif gövdeye sahip olan Zafer Mutlu da doğrulamış.

        Benim koca gövdemle kime eğilip bükülmediğimin tanığı da herhalde Zafer Mutlu olamaz. Çünkü 28 Şubat'ta Sabah'ta susturulduğum ve daha sonra Sabah'ın iki yazarının da andıçlanıp susturulduğu dönemde, Cavit Çağlar'la ortak banka almak için, kimin gövdesi kimlerin karşısında eğilip bükülüyordu, tahmin edilebilir.

        Bu durumu sadece "Kadersiz Dinç Bilgin" ve "İşbilir Zafer Mutlu" sözcükleri ile sonuçlandırabiliriz.

        "İş takipçiliği" konusunda da Zafer Mutlu'nun doktora kursu açacak bilgi ve deneyime sahip olduğunu eklemeliyim.

        Banka batırmaktan gazete batırmaya uzanan iş takipçiliği ihtisasını, dilerim girmeye çalıştığı yeni medya grubuna da aktarmaz.

        Sabah'ın eve girmesine eşinin izin vermemesi meselesine hiç girmiyorum.

        Hangi evlere nelerin girip nelerin giremediği konusu benim ilgi alanımda değil çünkü.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ