Çağatay Çelik

"Bir sabah uyandığımda penceredeki üç kuşu gördüm. Bu üç rakamı, peşimi günler boyunca bırakmadı. Ve inanın bana üç, fena bir sayı değildi"Anadolu Efes'in rekorları altüst eden yıldızı Shane Larkin, ESPN'e verdiği röportajda böyle diyordu. Çocukluğundan beri obsesif-kompülsif bozukluk rahatısızlığı olan yıldızın çıktığı basamaklar, aynı yetenekteki oyunculara göre biraz daha zorlu oldu. Çünkü Larkin'in gündelik hayatını zorlaştıran ilginç 'takıntı'ları vardı.

'Şöhretler Müzesi'nde yer alan bir beyzbol yıldızı olan babası Barry Larkin, Shane'in kendisi gibi sporcu olmasını istiyordu. Onu beyzbol antrenmanlarına götürürken Shane, beyzbol sopasını elinden düşürmemeye başlamıştı bile. Ta ki küçükler liginde birlikte çalıştığı bir antrenörün eleştirilerine kadar.

Shane Larkin, teklif gelmesi halinde Türk Milli Basketbol Takımı'nda forma giymek istediğini söyledi

Babasının formasını giydiği Cincinnati Reds antrenmanlarına çıkan Larkin, babasının takım arkadaşları Pete Rose ve Tony Perez'in özel ilgisini alırken 5-6 yaşına geldiğinde ünü kendi bölgesini de aşmıştı. Babası, Larkin'in çocukluğunu anlatırken "Gözlemcilerin benimle konuştuğunu hatırlıyorum. 'Aman Tanrım, oğlun inanılmaz bir beyzbol oyuncusu olacak. Çok güçlü kolları var, topa çok sert vurabiliyor ve oldukça seri' diyorlardı. O zamanlar henüz 5-6 yaşındaydı" diyordu.

7 yaşına geldiğinde küçükler beyzbol liginde oynayabilecek duruma gelen Larkin, 12 kez All Star olmuş bir MVP'nin oğluydu ancak işler istediği gibi gitmemişti. "Bir gün telefonum çaldı ve eşim, Shane'in benimle konuşmak istediğini söyleyip telefonu ona verdi. Shane'in sesini duyduğumda histeri krizi geçiriyordu" diyordu Barry Larkin.

"BEYZBOLDAN NEFRET EDİYORUM. BEYZBOLDAN NEFRET EDİYORUM. BEYZBOLDAN NEFRET EDİYORUM..."

"Sürekli ağlıyordu. 'Beyzboldan nefret ediyorum. Beyzbol, 'loser'ların oyunu ve berbat bir spor' deyip duruyordu. Sakin olmasını söylediğimde tekrar tekrar 'Beyzboldan nefret ediyorum' diyordu." Bir beyzbol koçunun ona sahada her şeyi yanlış yaptığını söylemesi, Larkin'i beyzboldan uzaklaştırdı. Ancak Larkin'in sporla ilişkisi henüz bitmemişti çünkü amcası da yerel bir basketbol efsanesiydi.

Avrupa Ligi'nde bir maçta en çok sayı üreten oyuncu olan ABD'li yıldız, 31 dakika süre aldığı mücadelede 49 sayı üretti

"Basketbol oynamamı istediğini biliyordum" diyordu Shane, amcasını anlatırken... "İçten içe onun ayak izlerini takip etmemi istiyordu. 'Senin yaptığın sporu yapmak istemiyorum' diyordum, bu onun canını acıtsa da." Gerçek ise Shane Larkin'in hala spordan keyif aldığıydı.

2009 yılına gelindiğinde Orlando'daki bir basketbol turnuvasında oynayan Larkin, George Mason Üniversitesi'nden ilk burs teklifini almıştı. Bundan sonra birkaç kolej daha Larkin'e burs teklifi verirken Larkin, 18,8 sayı, 6,5 ribaund, 6,3 asist ve 3,5 top çalma ortalamarını tutturmuştu. Birçok teklif arasından DePaul Üniversitesi'ni seçmesine rağmen anskiyetesi tetiklenmişti. 

Annesine de OKB teşhisi konulduğunda Larkin için işler iyiden iyiye kötüleşmeye başladı. Annesinin birkaç kez panik atak geçirdiğini duymasının ardından onun rahatsızlığı da tetiklendi. Örneğin duştan henüz çıkmış olmasına rağmen bir yere temas ettiğinde yeniden duşa girmek zorunda ya da kurulandıktan sonra tek vücudunda tek su damlası kalsa dahi bir kez daha duş almak zorunda kaldı. Larkin için işler o denli zor duruma geldi ki sabah 10'daki derse gitmek için yaklaşık 3,5 saat önceden kalkıp hazırlanmaya başladı! Çünkü tekrar tekrar duş alması gerekti! Daha önceden tanıdığı koç Jim Larranaga'nın çalıştırdığı Miami Üniversitesi'ne geçişi, Larkin için güzel günlerin başlangıcı oldu. 

Her 100 çocuktan üçünde görülen bu rahatsızlığı aşmasında ise basketbolun çok önemli olduğu görüşünde. "İşin en çılgınca kısmı buydu" diyor Larkin o dönemi anlatırken. "Asansör düğmelerine bile dokunamıyordum. Her şey inanılmaz kirli geliyordu ancak basketbol sahasına gittiğimde, diğer tüm çocukların basketbol topuna dokunması problem olmuyordu. Saatlerce top oynayabiliyordum ancak sahadan çıktığımda ellerimi yıkamadan hamburger bile yiyemiyordum. Bunların hiçbir anlamının olmadığının farkındayım"

Annesi Lisa Larkin'in günde 200 adet havlu temizlediği bile olmuştu.

 "İNSANLARIN BİR 'UCUBE' OLDUĞUMU DÜŞÜNMESİNİ İSTEMİYORDUM"

12-13 yaşından bu yana terapi gören Larkin rahatsızlığını birçok dostu ya da takım arkadaşından gizliyordu. "İnsanların bir çeşit 'ucube' olduğumu düşünmesini istemiyordum" diyordu ABD'li yıldız. Semptomları ise yıllar geçtikçe artmaya başladı. Eğer kazara köpeklerine dokunursa hemen odasına koşuyor, giysisi halıya temas ederse kıyafetlerini değiştiriyordu. Annesi Lisa Larkin'in günde 200 adet havlu temizlediği bile olmuştu.

Bir gün Ray Allen'ın sekiz tane üçlük attığı bir maçı izledi... Artık ellerini lavaboya her gidişinde sekiz kez yıkaması gerektiğini düşünmeye başladı ve böyle de yaptı.

"Babam beni test ediyordu" diyordu Larkin, ailesinin rahatıszlığına yaklaşımını anlatırken. "Banyoya gidiyor ve ellerini yıkamadan çıkıyordu. Sonrasında ise bana dokunup 'İyisin, bunu başarabiliyorsun' diyordu. Bu onun bulduğu çözümdü ancak çok zordu. Aramızda birçok problem doğurdu."

Babası ise bu durumla nasıl yüzleşeceğini bilmediğini söylüyordu ESPN'e verdiği röportajda. "Geçmişte onu zorladığımda zorluğu kolaylıkla aşardı, mücadele ederdi." Ancak bu durum farklıydı. Larkin'in orta okuldayken semptomları kötüleşmeye başladığında annesi onu bir uzmana götürdü ve antidepresan kullanmaya başladı. Larkin ise annesine 'Ben depresyonda değilim. Depresyonda mıyım?" diyordu.

Salonda ya da asfaltta basketbol topuna değdiğimde hiçbir şey hissetmiyordum.

 BASKETBOL SIĞINAĞI OLDU!

İlaç kullandığında rahatladığı ve sakinlediğini belirtiyordu Larkin. Ancak iş basketbolu etkilediğinde ise ilaç kullanmayı bıraktı. Ellerini kirli hissettiğinde onları derhal yıkaması gerekse de ders ortasında bunu her zaman yapamıyor ve stres altına giriyordu. Ya da eve döndüğünde annesi tüm koridoru havlularla kaplıyordu. Basketbolun kendisine iyi geldiğini Socrates'e verdiği röportajda şu sözlerle anlatıyordu:

"Basketbolun neden OKB'mi tetiklemediğini ben de bilmiyorum. Salonda ya da asfaltta basketbol topuna değdiğimde hiçbir şey hissetmiyordum. Topu on farklı kişi ellesin, burnunu karıştırıp değsin, terini silsin, birçok iğrenç şeyi yapsın... Dripling yapıyor, şut atıyordum ve ne olursa olsun OKB aklıma gelmiyordu. Basketbol adeta sığınağımdı."

"Basketbol oynamadığım anlarda da 'Shane dün ellerini on kez yıkadıysan bugün sekiz kez yıkayacaksın' deyip lavabonun başında önce yediye sonra altıya indirmek için çabalıyordum. Motivasyonumu da basketbol üzerine kurmuştum. Her şey bu oyunu oynamaya devam edebilmek içindi."

2013 yılında 18. sıradan Atlanta Hawks tarafından draft edilen ancak Dallas Mavericks'e takaslanan Larkin, devamında New York Knicks, Brooklyn Nets formalarını terletti. Avrupa'ya İspanya temsilcisi Baskonia ile adım atan Larkin, daha sonra Boston Celtics formasıyla NBA'ye geri döndü. Brad Stevens yönetiminde aldığı süreleri olumlu kullanan 27 yaşındaki yıldız, geçen sezon Anadolu Efes'e transfer oldu ve en iyi dönemini geçiriyor. 

Geçen sezon THY Avrupa Ligi'nde Final Four'a damga vuran Larkin, lacivert-beyazlı takımın Fenerbahçe'yi 92-73 yendiği maçta 30 sayı kaydetti.  Elde ettiği 43 verimlilik puanıyla bu alanda Dörtlü Final rekoruna imza atan Larkin, geçen sezon CSKA Moskova ile oynanan final maçında 29 sayı atmasına rağmen mağlubiyeti engelleyememişti.

Üst düzey bir basketbolcu olmam gerekiyordu. Bugünlere gelmemi sağlayan motivasyon buydu. Aynı yaklaşımı OKB'de gösterdim
 

 REKOR ÜSTÜNE REKOR KIRIYOR

Bu sezon Bayern Münih maçında THY Avrupa Ligi'nde bir maçta en çok sayı üreten oyuncu olan ABD'li yıldız, 31 dakika süre aldığı mücadelede 49 sayı üretti. Bayern Münih karşısında 12'de 10 üç sayılık basket atan 27 yaşındaki oyun kurucu, bu alanda da vatandaşı Andrew Goudelock'un rekorunu egale etti. Goudelock, Fenerbahçe formasıyla Kasım 2014'te yine Bayern Münih ile oynanan Avrupa Ligi karşılaşmasında üç sayı çizgisinin gerisinden kullandığı 13 atışın 10'unda isabet bulmuştu.

Larkin, Eylül 2019'da yaptığı açıklamada A Milli Basketbol Takımımızda oynamaya yeşil ışık yakmıştı. "Türkiye Milli Takımı ve benimle ilgili şu an sadece dedikodular var. Türkiye'den resmi bir teklif gelmedi. Olimpiyatlarda oynamak çocukluk hayalim. Bir ülke adına oynamak herkesin hayalidir. Kendimi bu konuda hazır hissediyorum" demişti.

Birçok açıdan kendisini iyi hissetse de Larkin'in halen yapamadığı şeyler var. Asansör düğmelerine parmaklarıyla basamıyor, tuvalete girerken kapıyı sadece dirseğiyle açabiliyor. Muslukları eliyle değil dirsekleriyle çevirebiliyor. Her açıdan bir başarı öyküsü olan Larkin ise durumunu şu sözlerle özetliyor: "En uzun, en güçlü, en atletik oyuncu değilim ama üst düzey bir basketbolcu olmam gerekiyordu. Bugünlere gelmemi sağlayan motivasyon buydu. Aynı yaklaşımı OKB'de gösterdim."