Obezitede hangisi daha etkili: Kötü beslenme mi, hareketsizlik mi?
Türkiye'de obezite alarm veriyor. Kötü beslenmenin hareketsiz yaşamdan daha tehlikeli olduğunu belirten Prof. Dr. Temel Yılmaz, "Türkiye'de çocukların yüzde 30'u fazla kilolu, yüzde 10'u ise obeziteli. Erişkin erkeklerin yüzde 70'i kadınların ise yaklaşık yüzde 40'ı fazla kilolu" dedi. Yılmaz, çocukluk çağında kantin alışkanlıklarının, fast food tüketiminin ve hareketsizliğin bu sorunu artırdığına dikkat çekti
ABONE OLViyana'da Avrupa Diyabet Çalışmaları Derneği (EASD) tarafından düzenlenen 61. EASD Kongresi'nde diyabet, obezite ve bu hastalıklara bağlı sorunlar kapsamlı bir şekilde ele alındı.
Türkiye'de diyabet ve obezite oranlarının çok yüksek olduğunu belirten Türkiye Diyabet Vakfı Kurucu Başkanı Prof. Dr. M. Temel Yılmaz, Sağlık Bakanlığı’nın beş yıl önceki resmi açıklamasına göre, çocukların yüzde 30’unun fazla kilolu, yüzde 10’unun ise obeziteli olduğunu; erişkin erkeklerin yüzde 70, kadınların ise yaklaşık yüzde 40'ının fazla kilolu olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Yılmaz, obezitenin oluşumunda kötü beslenmenin hareketsizliğe kıyasla daha tehlikeli olduğunu belirterek, "Obezitenin oluşumunda hareketsiz yaşamın etkisi yüzde 30 civarındayken, kötü beslenmenin etkisi yüzde 70’lerde. Eğer obezite sadece hareketsiz yaşamla ilişkili olsaydı, hapishanelerdeki insanlar ya da hayatlarının büyük çoğunluğunu laboratuvarlarda geçiren bilim insanlarının çoğu obez olurdu" dedi.
Çocukluk çağı obezitesinin temel sebebinin okul kantinleri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yılmaz, "Çocuklar ilkokuldan itibaren alıştığı ev yemeklerinin yerine kantindeki fast food yiyeceklerle tanışıyor ve bu durum alışkanlık haline geliyor. Okul servisleriyle birlikte hareketsiz yaşam ve evde ekran bağımlılığıyla birlikte çocukluk çağı obezitesi başlıyor. Her yıl yaklaşık 20 milyon çocuk ve genç kantinlerde fast food’a alıştırılıyor. Türkiye, ilköğretim ve ortaöğretimde çocuklara sıcak yemek sunamayan Avrupa’daki nadir ülkelerden biri” diye konuştu.