BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

"Bir ilişkide kadın ne ister, kadın ne der erkek ne anlar, birbirini anlamak bu kadar karmaşık olmak zorunda mı?” gibi sorulara yanıt arayan Oksimoron “Erkek Aklı”, Robert Dubac’ın aynı isimli oyunundan Zeki Enes Akkan’ın Türkiye’ye uyarladığı ve Erdal Beşikçioğlu’nun yönetmenliğini üstlendiği eğlenceli ve bir o kadar düşündüren bir oyun. Sahnede tek kişilik performansıyla Emre Karayel var. Semih’i canlandıran Karayel, oyunu “Ben düz bir erkeğim, sen derya bir kadın. Benden istediklerini ben hiç anlamadım. Onca şey varken beni terk etmene sebep... Uyuz bir kedi uğruna, şu yuvayı yıktın” şarkısıyla renklendiriyor. Oyun, ancak zıddıyla var olan kadın ve erkeğin, varlıklarının sürekliliği için dengeye ihtiyaç duyduklarını anlatıyor. Sahnede, kafasındaki kadın-erkek mücadelesinde denge arayan Semih’i izlerken siz de kendinizden bir şeyler bulacaksınız. Karayel oyunun çift olarak izlendiğinde daha keyif alınabileceğini anlatıyor. Karayel ile yeni oyununu, ikili ilişkileri ve hayatını konuştuk. HT Cumartesi'den Ekin Türkantos'un haberi...

Oksimoron’u okuduğunuzda ne hissettiniz?
‘Bir Kadın Bir Erkek’ bittiğinden beri erkek olmakla ilgili bir şeyler anlatsam nasıl olur diye düşünüyordum. Hatta senaristlerimizle de konuşmuştuk. Tam o sırada Erdal’dan (Beşikçioğlu) böyle bir tekst geldi, okudum ve çok hoşuma gitti. Düşündüğümle uyuşuyordu, beni heyecanlandırdı.

Sahnede yalnızsınız bu defa... Nasıl bir deneyim?
Başta korkutucuydu, korktum açıkçası. Tek başına oynamak zor ama çok keyifli. Tiyatro şöyle bir şey, bir tekst gelir, siz onu okur bir hayal kurarsınız. Yönetmen de hayal kurar. Ve iki hayal birbirine yaklaşırsa ortaya güzel bir şeyler çıkması için teker dönmeye başlar. Çok severek oynuyorum. Oynadıkça seveceğimi de biliyorum.

“Erkek aklı” diyoruz ama o aklı kadınlar bir türlü anlamıyor...
Oksimoron kulakta hakaret gibi tınlıyor ama birbiriyle çelişen ifadelerin kullanılmasına deniyor. Erkek aklı da bir oksimoron mu, kadın ne ister gibi soruları, güzel bir hikâye üzerinden anlatmaya çalışıyor.

Kadın erkek ilişkileriyle ilgili konular üzerinize çok yapıştı. Peki hayalinizdeki projeden oyuna eklemeler yaptınız mı?
Oyunu Robert Dubac 1997’de stand-up gibi oynamış. Oyunu Zeki Enes Akkan Türkiye’ye uyarladı, Erdal Beşikçioğlu da güzel rötuşlarla onu sahneye aktardı. Böylece serüvenine başladı. Komediler seyirciyle daha da gelişen oyunlardır. Her oyunda yeni şeyler katılacak, eklediğim ya da çıkardığım şeyler olacaktır. 20-30 oyun sonrasında genel kıvamına ulaşacaktır.

Oyun daha çok kadınları mı eğlendirecek erkekleri mi?
Kadın erkek ilişkilerini işleyen oyunlar, kadın ve erkek bir arada izlediğinde keyifli oluyor. Biz oyunda kadınlar matinesi de yaptık ama o kadar gülünmedi. İkili izlediklerinde bu geyiğin tadı çıkıyor.

‘20 ÇİFT AYAKKABI ALMAYI ERKEĞİN MANTIĞI ANLAMAZ’ 
Sizce erkekler ilişkilerle ilgili yapımları izliyor mu?
Bence izliyorlar, başka türlü orta yol bulmanın imkânı yok çünkü. Karşı tarafı anlayabilmenin yolunu bulmak zorundayız. Bir sürü sorunu tek bakış açısıyla çözemediğimiz için izlemek gerekir.

İkili ilişkilerde daha çok neleri çözemiyoruz?
Bence genetik farklılıkları algılamakta sorunumuz var. Eşit derecede farklıyız. Bunları kabul edip yönetmekte zorlanıyoruz.

Siz arkadaşlarınızla konuşurken gözlemleriniz neler, erkekler genelde nelerden dert yanıyor?
Bence herkesin derdi farklı. Kadının ne istediğini çözemiyoruz. Kadının alışveriş tutkusunu erkek anlamaz. 20 çift ayakkabı almayı erkeğin mantığı anlamaz. Ama kadının hissiyatı onu anlıyor. Çünkü sadece giymek değil mevzu, ona sahip olma isteği. O kendini iyi hissediyor herhalde.

‘BEN İLİŞKİ DOKTORU DEĞİLİM’ 
İlişkide herkesin yaptığı genel hatalar, oyundan birkaç püf noktası verseniz...
Ben ilişki doktoru değilim. 30 bin skeç çektim ama bilmiyorum. Oyundan örnek vereyim, “Hayatın bize sunduğu doğal dengeyi kavrayabilmek istiyorsan iki farklı bakış açısına ihtiyacımız var” diyor. Ancak böyle büyük resmi görebilir, olaylara farklı bakmayı öğrenip doğal dengeyi kavrar ve ilişkiyi sağlam şekilde oturturuz.

O zaman mutlu ilişkileri olanlar bunu becerebiliyor...
40 yıllık ilişkide hâlâ birbirine deli gibi âşık olan insanlar var. En azından bu iddiada bulunuyorlar. Ben inanmıyorum o ayrı. Onlara sormamız, incelememiz, klonlamamız lazım. 50 sene aynı mutluluk ve heyecanla mutlu olmanın formülünü hepimizin öğrenmesi gerekir.

Siz kimden öğrendiniz?
Biz ilişkileri arkadaş senkronizasyonuyla öğrendik. Yatılı okulda okuduğumdan öğretmenlerimizden ya da arkadaşlarımızdan öğrendik. Ya da öğrenemedik diyeyim.

‘AŞK ACISI ÇEKTİM AMA PSİKOLOĞA GİTMEDİM’
Hiç aşk acısı çekip psikoloğa gittiniz mi?

Hayır.
Aşk acısı mı çekmediniz, psikoloğa mı gitmediniz?
Aşk acısı çektim ama psikoloğa gitmedim. Psikoloğa gittim ama aşk acısı yüzünden değil. Tanışmak için, merak ettim herkes gidiyordu. Abim doktor, onun arkadaşıydı.

40’ların en güzel yaşlar olduğunu söylüyorsunuz her fırsatta, size nasıl yansımaları oldu?
Daha fazla özeleştiri yapan bir adam oldum. Bu da insanın kendini geliştirmesini kolaylaştırıyor. Nerede hata yaptığını kendine itiraf edebiliyorsan başkalarının eleştirilerini de daha rahat bir yerden dinleyip değerlendirebiliyorsun. Böyle bir etkisi oldu.

Sizin için başarısızlık nedir?
Alkışlanmamak. Çok net olarak o. Bizim bu işi yapma sebebimiz o. Bir gün oyun biter de alkışlanmazsak o gün bırakırım mesleği.

Son filminiz ‘Düğüm Salonu’ beklentiyi karşıladı mı?
Biz çok keyifli bir romantik komedi yaptık bence. Güzel ve komik bir aşk filmi oldu. Ama gişede çok istediğimiz seviyeye ulaşmadı. Bu da seyircinin takdiri, çok yapılabilecek bir şey yok. Ama arkasında durduğumuz bir iş bıraktık Türk sinemasına.

Oksimoron, bugün ve yarın, 10-11 Nisan ve 27-28 Nisan tarihlerinde Ankara Tatbikat Sahnesi’nde izlenebilir.

YORUM YAP0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
300