Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem İnanç Oruç tutmamak günah mı? Diyanet'e göre oruç tutmamak caiz mi?

        Bu yaklaşım insanın hem kendisiyle hem de toplumla olan ilişkisini dengelemeyi amaçlar. İbadet yükümlülükleri akıl sağlık ve güç ölçüsü dikkate alınarak belirlenir. Zorlama ve baskı esas alınmaz. Kişinin samimi niyeti ibadetin değerini belirleyen temel unsur kabul edilir. Peki, oruç tutmamanın günahı var mı? İşte detaylar.

        ORUÇ TUTMAMAK GÜNAH MI?

        Oruç tutmamak meselesi İslam dininde niyet ve mazeret çerçevesinde ele alınır ve bu konu ibadet sorumluluğu bağlamında değerlendirilir. Ramazan orucu akıl sağlığı yerinde ve ergenlik çağına ulaşmış her Müslüman üzerine farz kabul edilir. Bu nedenle hiçbir geçerli mazereti bulunmayan bir kişinin bilerek ve isteyerek oruç tutmaması dini açıdan günah sayılır. Burada belirleyici olan unsur kişinin oruç ibadetini hafife alması ya da yükümlülüğü bilinçli biçimde terk etmesidir. Çünkü Ramazan orucu yalnızca bedensel bir açlık hali değil ibadet bilinciyle yerine getirilen bir sorumluluktur.

        REKLAM

        Buna karşılık sağlık problemi bulunanlar yolculuk halinde olanlar hamilelik ya da emzirme döneminde olan kadınlar ileri yaş sebebiyle güç yetiremeyenler gibi durumlarda oruç tutulmaması günah kapsamında değerlendirilmez. Bu kişiler ibadeti erteleyebilir ya da fidye yoluyla yükümlülüğünü yerine getirir. İslam hukukunda kolaylık ilkesi esas alınır ve kişinin gücünü aşan bir ibadetle sorumlu tutulması uygun görülmez. Bu nedenle oruç tutmamak tek başına mutlak bir günah ifadesi taşımaz. Hüküm kişinin şartlarına niyetine ve mazeret durumuna göre şekillenir. Bilinçli şekilde yükümlülüğü terk etmekle geçerli bir gerekçe sebebiyle oruç tutamamak aynı çerçevede değerlendirilmez.

        ORUÇ TUTMAMAK CAİZ Mİ?

        Oruç tutmamak caiz meselesi kişinin durumuna bağlı biçimde değerlendirilir ve bu konuda mutlak bir hükümden söz edilmez. Ramazan ayında oruç ibadeti farz kabul edildiği hâlde bazı şartlarda bu yükümlülük ertelenebilir ya da başka bir ibadetle telafi edilebilir. Sağlık sorunu bulunan kişiler yolculuk hâlinde olanlar hamilelik ya da emzirme sürecindeki kadınlar ileri yaş sebebiyle güç kaybı yaşayanlar oruç tutmadığında dinen sakınca oluşmaz. Bu hâllerde kişi iyileştiğinde ya da uygun vakitte kaza orucu tutar. Sürekli hastalık veya kalıcı güçsüzlük söz konusuysa fidye verilmesi yeterli görülür.

        Çünkü dinin temel yaklaşımı insanın gücünü aşan bir ibadetle sorumlu tutulmamasıdır. Buna karşılık herhangi bir mazereti bulunmadığı hâlde Ramazan orucunu bilinçli biçimde terk eden kişi caiz bir davranış sergilemiş sayılmaz. Buradaki ölçü niyet ve şartlardır. Mazeretle oruç tutmamak ile yükümlülüğü önemsememek aynı değerlendirme içinde yer almaz. Bu ayrım ibadet anlayışının temelini oluşturur.

        REKLAM

        KİMLER ORUÇ TUTAMAZ?

        Oruç ibadeti her Müslüman üzerine aynı şartlarda yüklenmiş bir sorumluluk değildir ve bu konuda kişinin bedensel durumu ile yaşam şartları esas alınır. Akıl sağlığı yerinde olmayan bireyler ibadet yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmez. Bu kişiler Ramazan ayında oruç tutmakla sorumlu kabul edilmez. Sürekli hastalığı bulunan ve doktor görüşüne göre oruç tuttuğunda sağlığı zarar görecek olan kimseler de oruçla yükümlü sayılmaz. Bu durumda kaza imkânı yoksa fidye verilmesi yeterli görülür. Geçici rahatsızlığı olan kişiler hastalık süresi boyunca oruç tutmayabilir ve iyileşme sonrasında kaza orucu ile yükümlülüğünü tamamlar. Yolculuk hâlinde bulunan kimseler de oruç tutmak zorunda değildir.

        Yolculuk süreci sona erdiğinde tutulmayan günler kaza edilir. Hamilelik ya da emzirme döneminde olan kadınlar hem kendi sağlıkları hem de çocuğun durumu sebebiyle oruç tutmayabilir. Bu hâlde uygun zamanda kaza orucu tutulur. İleri yaş sebebiyle bedeni zayıflamış ve oruç tutmaya gücü kalmamış kişilerden de oruç yükümlülüğü düşer ve fidye ile ibadet sorumluluğu yerine getirilir.

        ORUCU BOZUNCA NE YAPMALI?

        Orucun bozulması İslamiyet hukukunda fiilin bilinç durumu ve tercih iradesi esas alınarak değerlendirilir. Oruçlu iken bilerek yemek içmek ya da cinsel ilişkiye girmek orucu geçersiz kılar ve bu davranış kaza ile kefaret sorumluluğu doğurur. Bilinçli tutum burada belirleyici ölçüt kabul edilir. Unutarak yapılan yeme içme fiili orucu bozmaz ve kişi günün kalan kısmında ibadete devam eder. İlaç kullanımı tıbbi müdahale kusma ya da bayılma hâli ise şartlara bağlı biçimde ele alınır ve çoğu durumda yalnızca kaza gerektirir. Adet ve lohusalık sürecinde tutulan oruç geçerli sayılmaz ve bu günler sonradan telafi edilir. İrade dışı gelişen durumlar ile kasıtlı eylemler farklı hükümlere tabi tutulur. Değerlendirme yapılırken ibadetin bilinci niyet ve fiilin yönü birlikte ele alınır.

        Oruç bozma durumu niyet şekli ve bozma sebebi dikkate alınarak değerlendirilir ve yapılması gerekenler buna göre belirlenir. Ramazan ayında oruçlu olduğunu bilerek ve isteyerek yeme içme ya da cinsel ilişki yoluyla orucu bozan kişi hem kaza hem de kefaret sorumluluğu altına girer. Bu durumda yalnızca bozulan günün telafisi yeterli sayılmaz. Kefaret Ramazan ayı dışında altmış gün aralıksız oruç tutmakla yerine getirilir. Buna güç yetiremeyen kimse altmış yoksulu bir gün doyurur. Unutarak yeme içme durumunda ise oruç bozulmuş kabul edilmez ve kişi orucuna devam eder. Sağlık sorunu ani rahatsızlık ya da zorlayıcı bir hâl sebebiyle oruç bozulmuşsa kefaret gerekmez yalnızca kaza yeterli görülür. Kadınlar adet ya da lohusalık hâlinde oruç tutamaz ve bu günleri daha sonra kaza eder. Her durumda kişinin niyeti ve iradesi belirleyici kabul edilir. Bilinç dışı gelişen durumlar ile kasıtlı davranışlar aynı çerçevede ele alınmaz.

        ÖNERİLEN VİDEO

        Van'da kardan 40 yerleşim yeri ulaşıma kapandı

        Van'da etkili olan kar yağışı nedeniyle kent genelinde 40 yerleşim yerinin yolu ulaşıma kapandı. (DHA)

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ