Osmanlı'dan gelen tatlı gelenek: Damaklarda ve tarihte iz bırakan lezzet akide şekerinin hikayesi!
Bugün bayramlarda, misafirliklerde gördüğümüzde çocukluk anılarımızı canlandıran akide şekeri, Osmanlı'dan bize miras kalan köklü bir tatlıdır. Ancak bu şekerin, bir zamanlar Osmanlı ordusunun, padişahların ve halkın arasında önemli bir iletişim aracı olduğunu biliyor muydunuz?
ABONE OLAkide şekeri, Osmanlı mutfağının en eski ve en anlam yüklenmiş tatlılarından biridir. Günümüzde çeşitli tat ve renkleriyle bilinse de, tarihi boyunca sembolik bir anlam taşımış, özel törenlerde kullanılmış ve önemli mesajların sessiz tercümanı olmuştur. Osmanlı'dan bugüne uzanan hikayesi ile akide şekeri, tatlı bir miras olmanın ötesinde, derin anlamlar barındıran bir gelenek olmuştur.
Akide sözcüğü, Arapça "akit" kelimesinden gelir ve "bağlılık, sözleşme, sadakat" gibi anlamlara sahiptir. Bu anlam, şekerin sert ve dayanıklı yapısıyla da birebir uyumludur. Osmanlı döneminde yeniçerilerle padişah arasındaki sadakatin göstergesi olarak kullanılan bu şekerleme, sadece tatlı bir ikramdan çok daha fazlasını ifade etmiştir.
Osmanlı'daki "ulufe" törenlerinde, yani yeniçerilerin maaşlarını aldıkları günlerde, onlara akide şekeri ikram edilirdi. Yeniçeriler bu şekerleri yiyerek padişaha ve devlete olan bağlılıklarını sessizce onaylamış olurlardı. Ancak eğer şekeri yemezlerse, bu bir memnuniyetsizlik göstergesi olurdu.
Ayrıca, yeni bir padişah tahta çıktığında yeniçerilere sunulan akide şekerinin gramajı da çok önemliydi. 400 gram gelen şeker, yeniçerilerin padişahı desteklediğini gösterirken, 400 gramdan az gelen şeker ise bir memnuniyetsizlik mesajı taşırdı.