Bu bir haykırış, bu aynı zamanda kişisel bir yardım çağrısıdır. Bir seferberlik çağrısıdır. Ne evde huzur kaldı, ne Twitter’da ne de posta kutumda. Ne zaman şöyle romantik havalara girip gözlerimi kısarak “Bodrum’da dolunay, yüreğim olmuş pare pare, esmersen güzelsin” kıvamında bir twit atsam pat gelen cevap: “Rahşan Hanım, ataması yapılmayan öğretmenlerin dramını paylaşın retweet lütfen!”
Ne zaman pazartesi sendromunun zavallı bünyemde oluşturduğu sendromları, hezeyanları, gereksiz taramaları anlatan bir twit atsam hop cevap: “Rahşan Hanım, ataması yapılmayan öğretmenlerin dramını paylaşın retweet lütfen!” Ve ne zaman bir telefon gelse, “Posta kutunuz tıkanmış, size e-posta yollayamıyoruz” şeklinde, bilirim ki konu bölümünde şu yazılı yüzlerce e-posta vardır: “Rahşan Hanım, ataması yapılmayan öğretmenlerin dramını paylaşın retweet lütfen!”
Bu durum tüm köşe yazarları için aynı gördüğüm kadarıyla. Üstelik ataması yapılmayan öğretmen arkadaşlarımız çok da haklı görünüyorlar. Geçen dönem Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu tam 55 bin atama için söz vermiş. Ama 11 bin civarında atama yapılmış. Üstelik atama bekleyen öğretmenlerimiz daha önce sözleşmeli çalışıp sonradan kadro hakkı almış birçok öğretmenimizden eğitim anlamında daha donanımlı görünüyor.