Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik Çanta asılırsa bereketi kaçar mı?

        Merhaba

        Yıllar önce Sabah Gazetesi'nde başladık Habertürk'te devam ediyoruz. Ara vereli üç ay olmuş, dile kolay. Durup soluklandım biraz. Benimkisi TMSF eliyle zorunlu bir ara veriş oldu ya… Orası ayrı bir yazı konusu. Yeri gelince neler anlatacağım neler. Üç ay boyunca pek yazı yazmak gelmedi içimden. Televizyon programı, konuklar derken günler çabucak aktı gitti. *Ama asıl sebep Sabah'tan ayrıldığım gün Sezen Aksu'nun telefonda söyledikleri. * *Başkalarının kağıtlarına yazmaktan söz etmişti… * Başkalarının kağıtları üzerine kalem oynatmaktan. Sahi bu değil mi yaptığımız, biz gazetecilerin vazgeçilmezi? Hala içimde bir ses 'Başkalarının kağıtları' diyor. Sonra başka bir ses bastırıyor onu, 'Gazetenin, yazının asıl sahibi okurlarıdır' diye… Karmaşa sürüp gidiyor. Ve ben yine yazıyorum. Peki aslında kim için yazıyoruz?… Sadece okuyucu mu, önemli olan? 'Hadi canım' dediğinizi duyar gibiyim. İnanın cevabı bilmiyorum. Hep beraber bulacağız. O yüzden kocaman bir merhaba, Habertürk okurlarına.

        Çanta asılırsa bereketi kaçar mı?

        Malum First Lady Hayrünnisa Gül ne yapsa bu ara, büyük haber. Önce ayakkabısı Louboutin miydi yoksa kırmızı tabanlar sahte miydi diye tartıştık durduk. Malum gerçek kırmızı tabanlar pahalı. Eh hani AKP'liler halktan geliyordu… First Lady 'Hayır bunlar yerli malı, fiyatı da şu kadar' deyince milletçe rahatladık. Kimse koskoca Cumhurbaşkanı'nın eşinin çakma kırmızı tabanları tercih etmesinden rahatsızlık bile duymadı. Hatta yerli malı! ayakkabıların satışı patladı. *Şimdi gündemde çanta askılığı var. * Bu çanta askılıkları AKP'li kadınların gündeminde aslında çok uzun zamandır var. Hatta Emine Erdoğan lider eşlerine verilen hediyelerin içine mutlaka İznik Çinili bu gümüş askılıklardan koyduruyormuş. İznik Çinili askılıkların yaratıcıları başlarına gelen onca olaydan sonra Endüstriyel Tasarımlar Dairesi'nden Tasarım Tescil Belgesi'ni almayı başarmışlar. Yani ellerinde 'Bu tasarım bizimdir' dedikleri kapı gibi belgeleri var. *Hayrünnisa Gül'ün çanta askılığı ise yine bir benzer. Sahte demeye dilim varmıyor neme lazım, belki üreten firma çakma kırmızı tabanları savunan gibi 'Ne var yani esinlendim, ayrıca kırmızı tabanlar, pardon masa askılığı yapmak onların tekelinde mi?' diyebilir. * Tasarımmış, emekmiş kimin umurunda First Lady bu sefer suçsuz çünkü askılık hediye. Bu arada süslünün türbanlısı, türbansızı olmaz inanın. Yani kırk yıl düşünsem bu askılığı bir yere giderken yanımda taşımak aklıma gelmez. Ayrıca benim bavul gibi çantalar için 4 askılık az gelir. Hem kadınlar arasında 'Aman çantanı yere koyma bereketi kaçar' inancı yaygınken çantasına özen gösteren Emine Erdoğan'a da hak vermemek elde değil. Beni düşündüren başka. Acaba diyorum masa askılığına asılan çantanın bereketi olur mu?....Yoksa ille de yukarıya mı koymak gerekir? Unutmadan çanta askılığının fiyatı 50 YTL. İlle alacağım derseniz bari tasarım belgeli olanı alın. www.anikya.com

        Türban hakkı tamam ya benim hakkım?

        Yanlış anlaşılmasın, üniversitede türbana karşı değilim. Hatta çözülsün de artık bu konu kapansın diye düşünüyorum. Defalarca da yazdım. Ama bugün beni rahatsız eden bir şey var. Türkiye'nin tek sorunu türban mı. Yani bireysel hak ve özgürlüklerden bahsederken niye sadece türbandan konuşuyoruz? Pamukkale Ekspresi'ndekilerin yaşama hakkı yok muydu? İnsanca seyahat özgürlüğü… Ya her gece evimin biraz ötesinde, ikinci köprü girişinde her gece… Evet her gece havaya ateş edenlere ne demeli Bir, iki değil her gece diyorum. İnsanın evinin salonunda bile güvenli yaşama hakkı yok mudur? Cemil İpekçi'nin eşcinsel ama muhafazakar olma hakkına niye bu kadar güldük peki?… Ortada daha bireyin yaşamını bile koruyamayan bir devlet varken, siz hala haklardan bahsediyorsunuz. Güldürmeyin beni. Varsa yoksa türban. Yeter artık. *Aklıma gelmişken TCDD müdürü nerelerde?* *Yoksa harakiri yaptı da benim mi haberim olmadı*

        Fatih Altaylı'nın 'Ne zaman adam oluruz?' yazılarını çok severim. Bu üç ay hatta son bir yılda yaşadıklarım bana da 'Bugün hayattan ne öğrendim?' bölümünü mecbur kıldı. Ustam, ağabeyim, dostum gazeteci Cüneyt Koryürek bir gün şöyle demişti: 'Kendi yaşadıklarından ders almak aptallıktır. Niye bekliyorsun ki, başkalarının yaşadıklarından ders al' İşte bu yüzden başlıyoruz.

        Peki ben ne öğrendim?**

        *Adam olmanın kolay olmadığını. * *Bazılarının ise ne yaparsa yapsın hiçbir zaman adam olamayacağını.* Yani Altaylı birilerini adam etmek için boşuna uğraşıyor.

        balcicekpamir@haberturk.com

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ