Kelle avcısı dışarıda Balbay içeride...
Bu bir dava mı, bir tiyatro gösterisi mi ne? Bunu pek anlamış değilim. Mustafa Balbay da anlamış değil Tuncay Özkan da.
Hikmet Çetinkaya / CUMHURİYET
Adı Arif Doğan. Emekli albay. Ergenekon davasında tutuksuz yargılanıyor.
JİTEM’in kurucusu olduğunu söylüyor ve “78 kelle aldım” diyor. Yani 78 kişiyi öldürmüş.
Devlet içinde örgütlü çetelerin ortaya çıkarılacağını; Cumhuriyet’e bombaların kimler tarafından atıldığının saptanacağını; faili meçhul cinayetlerin aydınlatılacağını; gerçek darbecilerin ve darbeseverlerin saptanacağını ummuştum.
Yanılmışım!..
Bugün gelinen sürece bakıyorum darbe günlüklerini yazanlar dışarıda, kelle avcıları evlerinde, emekli orgeneraller kafelerde...
Geriye kim kaldı?
Harp Okullarını birincilik, ikincilik, üçüncülükle bitiren teğmenler, üsteğmenler, öğretim üyeleri, gazeteciler, siyasetçiler!
***
Arif Doğan dışarıda... İfadesi alınıyor, “78 kelle aldım” diye anlatıyor, Balbay ve Özkan haklı olarak isyan ediyor: “Arif Doğan kimi tanıyor, beni mi, Tuncay’ı mı, kimi?.. Arif Doğan burada konuşuyor. Kendisinden rica ediyorum, buradaki sanıklardan kimi tanıyor söylesin. Hizbullah davasında 164 cinayetle yargılanan sanıklar tahliye edildikten sonra kaçtılar. Şu anda firar eden Hizbullah sanıkları değil, hukuktur.” Silivri’de bir davaya mı bakılıyor yoksa bir oyun mu sergileniyor... Arif Doğan özgür... Öteki kelle avcısı dışarıda... Darbe günlüklerini yazan emekli paşalar dışarıda... Kim yapacaktı o zaman darbeyi? Doğu Perinçek mi, Balbay mı, Haberal mı, Hilmioğlu mu kim?
***
İnsanları öldüreceksin, darbe girişimlerinin içinde bulunacaksın, sonra kalkıp Silivri’de şöyle diyeceksin: “Hayatımın 26 yılını dağlarda geçirdim, PKK’yle mücadele ettim. Bana 100 yıl ceza verseler fark etmez. Türk adaletine sığınıyorum, PKK adaletine değil. Ben olsaydım onlar Habur’dan geçemezlerdi.” Şimdi iyice anlaşılıyor Ergenekon sürecinin ne olup olmadığı... Doğu Perinçek’in “Çiller Özel Örgütü”nü, Hikmet Çetin’in “Hangi Hizbullah”ını, Adnan Akfırat’ın “Özel Savaş”ını, Soner Yalçın’ın “Binbaşı Ersever’in İtirafları”, “Susurluk Komisyonu Tutanakları-Doğu Perinçek ve Mesut Yılmaz’ın açıklamaları” Adnan Akfırat’ın “Özel Savaş”ını (Tüm kitaplar Kaynak Yayınları’ndan çıktı) Silivri’deki mahkeme heyeti mutlaka okumalı. Dava bir başka noktaya doğru kaydırıldı...
***
Balbay, Özkan, Perinçek, Çiçek, Haberal, Hilmioğlu boşu boşuna hapis yatıyor... Tanrı aşkına söyleyin böyle bir hukuk devleti, böylesine bir yargı bağımsızlığı olur mu? Susurluk kazasıyla ortaya çıkan çetelerle kalemleriyle mücadele eden gazeteciler, siyasetçiler “darbe yapacaklardı” savıyla içeride tutuluyor, bu ülkenin Adalet Bakanı Mustafa Balbay’ın günlüklerini “darbe kanıtı” olarak gösteriyor ama Oramiral Özden Örnek’in günlüklerini görmezden geliyor. Biri oramiral, diğeri gazeteci... Çağının tanığı gazetecinin sanık, kuvvet komutanı generalin tanık olduğu tuhaf bir askeri darbe teşebbüsü davası görülüyor Silivri’de.
***
Bir Akdeniz güneşinin altında gözlerimi yumup düşünüyorum. Uğur Mumcu öldürüleli 18 yıl oldu... Hrant Dink ise 4 yıl... İki cinayetin işleneceğini devletin tüm istihbarat birimleri, asker-sivil bürokrasi biliyordu tıpkı Musa Anter cinayetinde olduğu gibi. Bu işleri “kelle avcılar”ı çok iyi düzenler, sıkıştıklarında ise bir kılıf uydururlar: “Her şey vatan için...” Vatan onların tapulu malıdır bizim değil... Uğur’u, Kışlalı’yı, Anter’i, Mehmet Sincar’ı, Gaffar Okkan’ı, Hablemitoğlu’nu öldüren de devlet, üstünü örten de devlet. Rakel Dink bunu çok güzel açıklamış... Bir kelle avcısı Silivri’de ilişkiler zincirini açıklıyor... Balbay ve Özkan haklı olarak isyan ediyor: “Bizi tanıyor musun bizi?”
***
Vatan için kurşun atan da yiyen de kahramandır bu ülkede sevgili Balbay ve Özkan... Paşalar ya kafede ya da GATA’da, Balbay, Özkan, Perinçek, Haberal, Hilmioğlu, Çiçek içeride diye yazdığımda beni eleştirenler, şimdilerde bana hak veriyorlar mı acaba? Bugün ise 78 kelleyi vatan uğruna alan avcı dışarıda!