Cenab-ı Hakk'a ulaşabilmemizi sağlayan iki duygu: Korku ve Ümit
"Fazla korku bizi hayattan koparır, hasta eder, panik atak gibi birçok rahatsızlığa sebebiyet verir. Fazla bir ümit duygusuysa, bizi yerine getirmemiz gereken işlerden uzaklaştırır"
ABONE OLM.Fatih ÇITLAK/GAZETE HABERTÜRK
Korku ve ümit, İslam medeniyetinin kelimeleriyle “havf ve recâ” olarak tabir edilmiştir. Bu iki duygunun dengesiyle hem dünyamızı hem de dinimizi doğru şekilde yaşama ve anlama imkânı buluruz. Hayatımızda korku ve ümidin dengeli olması sayesinde tedbirler alır, tercihler yapar ve yaşantımızı sürdürürüz.
Fazla korku bizi hayattan koparır, hasta eder, panik atak gibi birçok rahatsızlığa sebebiyet verir. Normalden fazla bir ümit duygusuysa, bizi yerine getirmemiz gereken işlerden, tedbirlerden uzaklaştırır, hem kendi hayatımızı hem de başkalarının hayatını olumsuz yönde etkiler. İşte aynen bunun gibi manevi hayatta da dengeli bir korkuümit terazisi kurulmalıdır.
Kişi bir yandan kulluğunu hesaba çekmeli, her nimetten sorulacağını düşünmeli, Allah Teâlâ’ya karşı vazifelerindeki yanlışlık ve eksiklikleri çok samimi olarak gözden geçirmelidir. Diğer yandan Allah Teâlâ’nın rahmetinin genişliğini, af ve mağfiretinin büyüklüğünü, bütün günahları affedici olduğunu, kendisi layık olmasa bile Mevlâ’sının ona cenneti, cemâli ve daha nice büyük güzellikleri verebileceğini düşünür.