M. Fatih Çıtlak ile Ramazan Sohbetleri
Kıymetli dostlar, iman ve İslam elbette bilmek, öğrenmek yani ilimle tarifini bulur. Fakat bu tarif; inanmak, yaşamak hatta muhabbetle bilmek ile iman ve İslam şeklini alır
ABONE OLÂşık Yunus ne güzel söylemiş:
İlim ilim bilmektir,
İlim kendin bilmektir,
Sen kendini bilmezsen,
Bu nice okumaktır...
Biz, bu sözleri ilmine mağrur yahut bir şeyler öğrenmekle vazifesini yapmış zannında olan kişilere vaaz ve nasihat gibi anlarız. Halbuki bu söz aynıyla gerçektir. Yani Hazret-i Yunus bu dizelerdeki sözüyle ilmin tarifini yapmıştır. Hiç şüphesiz bu tarif onun beslendiği kaynaktan süzülerek gelen bir tanımlamadır, Kur’ân-ı Kerim ve Resûlullah Efendimiz’in (SAS) açıklamaları esas alınarak söylenmiş bir sözdür.
“İlim yani Allah Teâlâ’nın tüm kâinattaki nizam ve intizamı alelâde bir şey değildir. Bu düzenin farkına varıp Allah’ı (CC) bilmek; ilimdir. Dedikoduyla, ‘Bir şey böyle oluyormuş, böyle yapılırmış, şöyle derler!’ gibi sözlerle ilim olmaz, ilim bilmektir” diyor Koca Yunus.
Bunu bildikten sonra da işin bitmiyor. “Ey insan, sen bu manzumenin bu nizam ve intizamın neresindesin? Bunu anlaman gerekir” diye hitap ediyor Yunus.
Günümüzün bilim adamları; uzayın, dünyanın sırlarını çözmek için iddialı projeler üretirken şunu da söylemeyi ihmal etmiyorlar: