Görev süresinin dolmasına sayılı günler kalan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Sadi Güven, HABERTÜRK’e konuştu.

"Geriye dönüp baktığımda okumadan, inanmadan karar vermedim. Pişman olduğum hiçbir karara imza atmadım" diyen Başkan Sadi Güven, görevini gönül rahatlığıyla bırakacağını söyledi.

Görev süresi boyunca hiç başkanlığı bırakmayı düşünmediğini belirten Güven, "Yüksek tansiyonla, holterle gezdiğimiz çok oldu. Cumartesi stent takıldı, pazartesi işe devam ettik. Sıkıntılı günlerimiz çok oldu. Ama asla başkanlığı bırakmayı düşünmedim” dedi.

 

Emeklilikte Fethiye’de torunları ile balık tutmak istediğini belirten Güven, seçim sistemine dair herkesin istediği yerde oy kullanabilmesi gibi radikal öneriler de bulundu.

Güven’in HABERTÜRK Yargı Muhabiri Fevzi Çakır’a verdiği röportajda öne çıkan başlıklar şöyle:

“BABAM TERZİ ANNEM EV HANIMIYDI”

YSK Başkanlığına giden yolcuğunuz nasıl başladı? Nasıl bir aileden geliyorsunuz?

Sadi Güven, Balıkesir Dursunbey doğumlu. 24 Haziran 1965 tarihinde doğdum. Haziran’da 65 yaşını dolduruyoruz. Çok uzun bir zaman, bu kısa röportajın içerisine sığdırmak gerçekten çok zor. İlkokulu Dursubey’de okudum. Lise açısından Dursunbey yeterli değildi. İmtihan ile Balıkesir İmam Hatip Lisesi’ne girdim. O günlerde okumak gerçekten zordu. Babam terziydi, annemde ev hanımı. Maddi açısında da oldukça sıkıntılıydık. Ama fedakarlık gösterdiler. O dönemde üniversitelere imam hatip okullarından almadıklarından, ayrıca bir lise diploması alarak, İstanbul Hukuk Fakültesine girdim. Hakimlik benim hayalimdi, idealimdi. Hakim olup adalet dağıtmak istedim. ‘Yeniden dünyaya gelsen ne olursun?’ diye sorarsanız, ben yine hakim olmak isterdim.

“PİŞMAN OLDUĞUM HİÇBİR KARARA İMZA ATMADIM”

Hakim olarak görev yaparken, en önemli prensibiniz neydi?

Hak. Hak, adalet çok önemlidir. Kul hakkı çok önemlidir. Ben yeni hakimlere de hep şunu söylerim; kürsüdeyken empati yapın, karşısındakilerin ailenizden biri olabileceğini düşünün. Hata yapmış olabiliriz ama. Ben geriye dönüp baktığımda okumadan, inanmadan karar vermedim. Pişman olduğum hiç bir karara imza atmadım.

"AİLEMİN FEDEKARLIĞI EN ÖNEMLİ DÖNÜM NOKTAM"

Meslek hayatınızdaki en kritik dönemeç neydi?

İnsanların hayatında pek çok kritik viraj vardır. Mesleki anlamda ilk kritik dönemecim liseyi Dursunbey’in dışında yani Balıkesir’de okuma kararım oldu. Bu süreçte ailemin beni okutmak için gösterdiği fedakarlık önemli bir dönüm noktasıydı. Daha sonra çalışarak, okudum ama öncesinde onların önemli fedakarlıkları oldu. Her ikisini de rahmetle anıyorum. Daha sonra hukuk fakültesini bitirip hakim olarak atandım. Ülkenin değişik bölgelerinde hakim olarak görev yaptım. Ankara Ticaret Mahkemesi Başkanıyken Yargıtay üyesi olmayı çok arzu ettim. Ancak olmadı, üzüldüm. Fakat daha sonra dönemin Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek bizimle çalışmak istedi. Müsteşar yardımcısı olarak görev yaptım. Hayatımdaki en önemli ikinci kritik dönemeç burasıdır. Müsteşar yardımcılığında ben devleti tanıdım, devlette beni. 5 sene burada görev yaptıktan sonra Yargıtay üyesi seçildim. Yargıtay Genel Kurulu’nda YSK üyesi olarak seçildim. YSK’da da üyelerin tamamının oyuyla YSK Başkanı oldum.

“YSK BAŞKANLIĞI’NI BIRAKMAYI HİÇ DÜŞÜNMEDİM”

7 yıl 8 kritik seçim gördünüz? Bu tarihi süreçte hiç YSK Başkanlığını bırakmayı düşündünüz mü?

Hayır. Neden bırakmayı düşüneyim ki. Bana Yargıtay Genel Kurulu’nda tevdi edilmiş bir görev. Yüzde 75 dolayında oyla Genel Kurul’da YSK üyesi seçildim. Burada da oybirliğiyle başkan oldum. Sıkıntılı günlerimiz çok oldu. Ama asla başkanlığı bırakmayı düşünmedim.

“HAKSIZ İTHAMLAR ÇOK ÜZDÜ”

Sıkıntılı süreçlere rağmen YSK Başkanlığı bırakmayı düşünmediğini ifade ettiniz ama, bu süreçte ailenizle ilgili ilişkileriniz nasıldı? Sağlık problemleri yaşadınız mı?

Hakimlerin aileleri devamlı fedakarlık yapmak zorunda kalıyorlar. Ailem çok fedakarlık gösterdi. Eşime, kızıma, torunlarıma zaman ayıramadım. Haksız bir çok itham ile karşı karşıya kaldım. Bunlardan ailem de zarar gördü. İsim vermek istemiyorum. Bu ithamlarda bulunan bazı kişiler, daha sonra beni aradı. ‘Sana haksızlık ettik, hakkı helal et’ dediler. Biz bunları bir şekilde göğüsledik ama ailemizi çok üzdü.

“HOLTERLE GEZDİĞİMİZ ÇOK OLDU”

Göreviniz boyunca herhangi bir sağlık probleminiz oldu mu?

(Gülerek) Yüksek tansiyonla, holterle gezdiğimiz çok oldu. Stent takıldı. Cumartesi stent takıldı, pazartesi işe devam ettik. Ama kamuoyuna bunları duyurmadık.

“DÜNYANIN EN İYİ SEÇİM KURULLARINDAN BİRİSİYİZ”

Genel olarak herhangi bir seçim üzerinden değerlendirme yapmıyorsunuz. Fakat ben genel bir soru sormak istiyorum. YSK seçim dönemlerinde çok eleştiriliyordu? Bu eleştirileri nasıl karşıladınız?

Eleştiri hakaret düzeyine ulaşmadığı sürece bana göre bedava akıl gibidir. Kurumların ve insanların gelişmesine olumlu katkılar sağlar. Ancak bu eleştirilerin seçim hukukuyla ilgili bilgi sahibi olanların yapması gerekir. Türkiye’de seçimler çok güvenli. Seçimde yarışanlar da seçimi yapanlar da siyasi partilerdir. Sandığın başında oyları sayan itirazlara bakan yedi kişiden beşi siyasi parti temsilcilerinden oluşuyor. Onlar tarafından tutulan sandık sonuç tutanaklarını bize geldiği anda siyasi partilerle paylaşıyoruz. Birkaç gün sonra da vatandaşlarımızın sitemizden incelemelerine açıyoruz. Bugüne kadar seçim sonuç tutanaklarının değiştirildiğine dair bana tek bir itiraz gelmedi. İtiraz üzerine ilçe seçim kurulu tutanakta değişiklik yapıyorsa, bu değişiklik kararını da değişen tutanağı da yayımlıyoruz. Dünyada bu konuda tekiz. Bunu çok rahat bir şekilde söylüyorum. Mükerrer seçmen de yok. Yüksek Seçim Kurulu’nda da TBMM’de grubu bulunan ve son genel seçimde en yüksek oyu olan siyasi partilerin temsilcileri de bizimle birlikte burada toplantılara katılıyorlar. Sandık başında nasıl siyasi parti temsilcileri varsa burada da siyasi parti temsilcileri bulunuyor. Onlardan habersiz toplanmıyoruz, karar almıyoruz. Toplantılarda diledikleri kadar konuşabiliyorlar. Sadece oy kullanma hakları yok. Dünyanın en iyi seçim kurullarından birisiyiz, vatandaşlarımız bu konuda rahat olsun.

“KARİKATÜRLERE TORUNLARIMLA BAKIP GÜLÜYORDUK”

YSK da şahsınız da karikatürlere konu oldunuz, bunlar için neler söylersiniz?

(Gülerek) Bazen çok hoş oluyor. Torunlarımla bakıp gülüyoruz. Bazen torunlarım bana gönderiyor, ‘dede komik olmuş’ diyerek, gülüyoruz. Bu karikatürleri gülerek, karşılıyoruz.

“İYİ Kİ GELMİŞİM. KEŞKEM YOK”

Görev yaptığınız süre boyunca keşke değiniz anlar oldu mu?

Ben ‘keşke’lerle yaşamak istemem. Karar alırken, gerekli araştırma ve incelememi yaparım. Hep ‘iyi ki’lerle yaşadım. İyi ki buraya geldim, iyi ki buralarda bu görevi yaptık. Burada çok güzel şeyler yaptık. 40-50 yıl yetecek yeni binamızı yaptık. Sistemi daha şeffaf, denetlenebilir bir hale getirdik. Tarama (seçim sonuç tutanaklarının taranıp, yayımlanması) gibi dünyanın en iyi sistemini hayata geçirdik. Yasamız yoktu, yasamızı çıkardık. Personel sıkıntımızı giderdik. Aklıma gelmeyen daha birçok güzel iş yaptık. İyi ki gelmişim. Keşkem yok.

“BEN GÖNÜL RAHATLILIĞIYLA BIRAKIYORUM”

23 Ocak’ta görev süreniz sona erecek. O gün geldiğinde ‘ben gönül rahatlığıyla bu koltuğu bıraktım, kapıdan çıkıyorum’ diyebilecek misiniz?

Ben gönül rahatlığıyla bırakıyorum, bırakacağım. 24 Ocak’ta seçim biterse devir teslim olacak. Ancak yapamadığım, içimde uhde kalan bazı şeyler de var.

“HERKES DİLEDİĞİ YERDE OY KULLANABİLMELİ”

Sizce mevcut seçim mevzuatı yeterli mi? Yeni bir sistem veya uygulama öneriniz var mı?

Yasalarımız çok dağınık. Bazen yönetmekte zorlanıyoruz. Bunların yeniden ele alınması lazım. Bu konuda siyasi partilerde bir irade var. Umarım kısa sürede bu konuda adım atılır. Yapılması gereken şeyler var? Biyometrik kimlik uygulamasının kısa bir sürede tüm Türkiye’de yaygınlaştırılması lazım. Bu sayede oy kullanan kişinin kimliği net olarak ortaya konabilecektir. Dünyanın hiçbir yerinde artık zarf kullanılmıyor. Oy pusulaları katlanarak, sandığa atılıyor. Bizim de bu uygulamaya geçmemiz lazım. Yurtdışında da bir süredir seçim yapıyoruz. 60 ülkede 123 temsilcilikte seçimleri çok rahat bir şekilde yaptık. Daha önce mekandan bağımsız oy kullanma söz konusu değildi. Randevu ile oy kullanıyorlardı. Ancak şu an da yurt dışında yayaşan herhangi bir vatandaşımız mekandan bağımsız olarak yani dilediği bir ülkede oyunu kullanabiliyor. Örneğin, Fransa’da yaşayan birisi İngiltere’de oyunu kullanabiliyor. Bu sistemi Türkiye’de de hayata geçirmemiz lazım. Vatandaşlarımız halkoylamasında ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde mekandan bağımız yani dilediği yerde oy kullanabilmeli. YSK buna hazır. Mini bir mevzuat değişikliği ile bunu yapabiliriz.

“ÜLKE HENÜZ ELEKRONİK SEÇİME HAZIR DEĞİL”

Elektronik seçim için ne dersiniz, Türkiye için çok erken bir uygulama mı olur?

Dünyada bir iki yerde var. Onlarda çok yoğun kullanmıyorlar. Biz Türkiye’de elektronik seçime hazırız. Sistem alt yapısı var. YSK bunun altından kalkabilir. Ancak biz ıslak imzalı tutanakları yayımladığımız halde, bunları siyasi partiler tutukları halde bazılarının seçim sonucuna dair şüphe uyandıracak şekilde söz söylediklerini görüyoruz. Tutanaklarda değişiklik yapmak mümkün değil. Halkımız buna inanırsa, gerginlikler ortadan kalkarsa. Yine siyasi partilerin içerisinde olduğu bir denetim sistemi kurulursa ancak Türkiye’de elektronik seçim mümkün olabilecektir. Ancak bugün için ülke bana göre buna hazır değil.

“FETHİYE’DE TORUNLARIMLA BALIK AVLAYACAĞIM”

Emeklilik planınız nedir?

40 yıllık bir meslek hayatı. 65 yaşına geldim, yorulduk artık. Avukatlık falan yapmayacağım. Dinleneceğim. Burada Balıkesir de Fethiye’de. Emeklilikten sonra torunlarımla Fethiye’de balık avlayacağız. Torunlarım; ‘emeklilik sonrası artık bizi okuldan sen alırsın, servisle gidip gelmeyiz’ diyorlar. (Gülerek) ‘Görev haline getirmeyelim ama zaman zaman alırım’ dedim.

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri