"Genetik bilgilerimiz, ileride savaş silahına dönüşebilir"
İşte biyomühendislik ve DNA çalışmalarının geldiği nokta
ABONE OLKUTLU ESENDEMİR / GAZETE HABERTÜRK
Geçen haftanın kıyıda kalan tartışma konularından biri de, 8 bin dolayında Türk’ün DNA bilgilerini Rum Genetik Araştırma Enstitüsü’nün elinde bulundurmasıydı. Bu durum, Enstitü’nün, 1974 ve öncesinde çatışmalarda ölen insanların kemiklerini çıkartan Birleşmiş Milletler’ce (BM) kurulmuş Kayıp Şahıslar Komitesi’ne, “Genetik veriler kurumumuzun malıdır. Türkler de dahil kimseyle paylaşmayız” demesiyle ortaya çıktı ve diplomatik krize neden oldu. DNA bilgileri ve biyomühendislik, yeni çağın en önemli bilimalanlarından. Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu ve Bilgi Üniversitesi Biyomühendislik ve Genetik Mühendisliği Öğretim Üyesi olan Doç. Dr. Hasan H. Otu ile DNA krizini ve biyomühendisliğin bugünkü konumunu konuştum.
- Türklerin DNA bilgilerini elinde tutan Rum Genetik Araştırma Enstitüsü’nün, bu bilgileri BM dahil kimseyle paylaşmaması nasıl açıklanabilir?
Bu aslında hukuki bir problem. Eğer Enstitü’nün, BM ile yaptığı anlaşmadan doğan bir tutumu varsa, yaptıkları her açıdan yanlış olsa dahi haklı olabilirler. Bu bilgiler, özel bir proje için bilimsel mi, bilemeyiz. Burada amaç bilimsel bir sonuca ulaşmak olmayabilir, ki öylede görünüyor. Sözgelimi bir babalık testi yaptığınız da bilimsel bir çalışma yapmıyorsunuz, pratik bir soruyu cevaplamak için bir ölçüm yapıyorsunuz.