Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
İnanç Ergülen

Son olarak Mersin'deki Gilindire Mağarası'nda yaptığı dalışta paletsiz kategoride 90 metre sınırını aşarak kadınlar dünya rekorunu kıran Şahika Ercümen, yıllardır ülkemizi başarıyla temsil ediyor. Kırdığı rekorlarla ilham veren Şahika Ercümen, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde Habertürk'ten İnanç Ergülen'in sorularını yanıtladı. "Yaptığım bütün önemli dalışları sanki son dalışımmış gibi çok özeniyorum" diyen Şahika Ercümen, yeni projelerini de anlattı.

"SU ALTINA İLK DALDIĞIMDA HAYATIM DEĞİŞTİ"

- Bu spora nasıl başladın? Çevrenden gelen olumlu-olumsuz tepkiler nelerdi?

Su altı sporlarına Çanakkale'de başladım. Fakat çocukluğumda astım hastası olduğum için evden bile dışarı çıkamıyordum. Dolayısıyla ailem çok endişeliydi. Başta onlara söyleyemedim, gizli gizli antremanlara gitmeye başladım. Sonra takıma seçilince, yarışmalara gitmem gerekince söylemem gerekti. Başta izin vermediler. Sağlığım iyi gidince derslerimin üzerine pozitif etkisi olunca bana iyi geldiği için denediler. Gerçekten bütün yaşamım değişti ilk su altına daldığımda.

- Ülkemizi başarıyla temsil ediyorsun. Bu konuda neler hissediyorsun?

Ülkemizi temsil etmek çok çok kıymetli. Ben de bunu layıkıyla yapmaya çalışıyorum özellikle uluslararası platformda ülkemizin adını sporla zirvede tanıtmaya çalışıyorum. Bunun yanında benim spor nasıl yaşamımı değiştirdiyse başka gençlerin de yaşamını değiştirmeyi çok istiyorum. Yaşama dokunmaya çalışıyorum. Çocuklara su altını tanıtmayı düşünüyorum. Bir çocuk kitabı yazdım bununla ilgili. Yaz dönemine basılmış olacak. Bunun dışında su altı belgeselleri yapıyorum ve pek çok sosyal projede aktif olarak yer alıyorum. Hatta sosyal sorumluluk projelerini bizzat üstleniyorum. Bunlar benim için en az rekorlar kadar kıymetli. Onun yüzden her anlamda gerçekten içime sinen şeyler yapıyorum.

Bu projeler benim için çok önemli. Özellikle son yıllarda küçük kızların daha çok yüzmeye başladığını görüyorum. Annelerden çok fazla mesaj alıyorum, 'kızım ya da oğlum sizin sayesinizde yüzmeye başladı' diye. Onların böyle yüzerken, paletli dalarken fotoğraflarını, videolarını yolluyorlar. Bunlar benim için çok çok önemli. O zaman o mesajların, aktivitelerin doğru yere ulaştığını görüylorum. Bunu görmek bile, değişimin bir parçası olmak beni gerçekten çok çok tatmin ediyor. Güzel bir dünya görmek istiyorum. Doğaya duyarlı bir dünyanın içinde olmak istiyorum. Bunun için ben ne yapabilirim dediğimde, insanlara ne kadar çok spor bilincini, doğa sevgisini aşılayabilirsem o kadar görmek istediğim değişime erişebilirim diye düşündüğüm için elimden geleni bu şekilde yapmaya çalışıyorum.

"BÜTÜN REKOR DALIŞLARIMI, SON DALIŞIMMIŞ GİBİ YAPIYORUM"

- Birçok dalış gerçekleştirdin. Gilindire Mağarası'nda dünya rekoru ve 'Beyaz kıta'daki sıfır derecedeki dalışın... Senin için unutulmaz dalışın hangisiydi? Suyun altında neler hissediyorsun?

Ben aslında bütün yaptığım önemli dalışları sanki son dalışımmış gibi çok özeniyorum. Bir rekor kıracaksam bunu en zorlu şartlarda, en ekstrem koşullarda yapabilecek gibi gerek antremanlarımı gerek rekor denemelerimi böyle noktalarda yapıyorum. Ülkemizde gerçekten çok özel yerler var. Gilindere mağarası gibi. Ülkemizi tüm dünyaya tanıtabilmek istiyorum. Gilindere mağarasında dalmak çok zordu. Mağaranın içinde çok az oksijinden ve nemden dolayı rahat soluyamıyorsunuz. Benim gibi astım hastası için nefes alabilmek çok zor. Kaldı ki mağara girişinden dalış alanına ulaşana kadar 550-600 basamak aşağıya iniyorsunuz. Bu da çok yorucu. İnsanlar rekor dalışından önce kıpırdamaz bile. Fakat Gilindere mağarasında yaptığımız dalış tüm dünyada duyuldu. Guardian, Reuters gibi önemli ajans ve gazetelerde yer aldı. O yüzden bu zorluklara değerdi benim için.

Keza Antartika dalışı da öyle. Orada serbest dalış yapan ilk Türk kadını olmak çok önemliydi. Beni en çok etkileyen dalışlardan birisi ilk kırdığımız rekor. O da buz altındaydı, Avusturya'daydı. Rekorun başlı başına bir hikayesi var. Çünkü ben üniversite eğitiminden sonra bu rekoru kırmaya karar verdim. Okul daha yeni bitmişti. Çok zor imkanlarla çalıştım. Hedefim dünyanın en sıradışı dalışını yapmaktı. Erkeklerin rekorunu geçip Guinness kitabına girmekti. Erkekler rekoru 100 metreydi. Benim amacım 101 metre yapıp rekoru kırmaktı. Fakat dalıştan iki hafta önce Alman bir dalgıç gelip o rekoru 108 metre ile kırdı ve işler gerçekten çok zorlaştı. Rekor kırmak başlı başına bir şey ama buzun altında olmak çok ayrı. Üzerinizde bir otoban geçiyor gibi düşünebilirsiniz. Üzerimizde araçlar geçiyor, insanlar yürüyordu. Çok kalın bir buz, istediğiniz anda çıkamıyorsunuz. Çok klostrofobik. Su 0, bazen 1 derece. Çok soğuk bir su ve bununla da mücadele etmeniz lazım. Hiç öyle sizi buzdan koruyan elbiseler yok. Denizde ne giyiyorsak onu giyiyoruz. Her şarta, her zorluğa rağmen o rekoru kırabilmemiz benim için bu yolun başlangıcı oldu diyebilirim. O yüzden en güzel anılarımdan...

"DİLEĞİM 8 MART'I DAHA KUVVETLİ, DAHA DERİNDEN HİSSEDEBİLMEMİZ"

- 8 Mart Dünya Kadınlar günü hakkındaki düşüncelerin ve mesajın nedir? 

Kadınlar, özellikle Türk kadınları, çünkü bir çok şeyle karşılaşıyoruz. İsveç'te kadınların karşılaştıkları zorluklarla Türkiye'dekiler bambaşka. Buna direnebilme gücü için çok büyük sabır, yürek, inanç ve ciğer lazım. Türk kadını buna sahip, o yüzden ayaktayız. Benim dileğim bunu 8 Mart'ta, Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde biraz daha kuvvetli biraz daha derinden hissedebilmemiz. Bir kadın isterse her şeyi yapabilir. Benim dileğim bugün daha çok kuvvetli bir şekilde hissedebilmemiz.

- Çok sevilen bir sporcusun ve sosyal projelere aktif olarak katılım gösteriyorsun. Sosyal hayatta nasıl tepkiler alıyorsun. Bu konuda karşılaştığın en ilginç manzara ne oldu?

Çok sıradışı bir şey aklıma gelmedi. Sanırım bana kalan bu yaşamına dokunduğum çocuklar. Bu arada çok teşekkürler. Yani sevilen bir sporcu olarak anılmak çok çok güzel. İnsanların ne kadar çok seveni varsa bir noktada illa sevmeyeni oluyor. Ben belki de sanatçı olmadığım için vesaire sevmeyenim o kadar azdır ki, ben hiç karşılaşmadım. Hiçbir yorumda kin, nefret, 'seni sevmiyoruz' diye bir şey de görmüyorum sosyal medyada. Tanışınca 'karakterini bilmiyorduk ama tanışınca çok sevdik' diyen insanlar oluyor. Daha iyi bir insan olabilmek, kendi limitlerimi aşmak istiyorum. Burada karşıdaki insanlardan da bu tepkiyi alınca ve sevildiğini hissedince aslında güzel bir iş yaptığını, doğru yolda olduğunu görüyorsunuz, o yüzden bu da beni çok motive ediyor.

- Rekor denemelerin dışında gerçekleştirmeyi düşündüğün projeler var mı?

Şunlardan bahsedebilirim. Benim hedeflerimden birisi su altını daha iyi tanıtabilmek, sevdirebilmek. Önümüzde bir belgesel projemiz var. İnşallah çevre, doğa ve su altı üzerinde bir belgeselimiz olacak. Televizyonda böyle bir projemiz var. Bunun dışında da söylediğim çocuk kitabımız var. Çocuklara su altını böyle keyifli bir macerayla anlatan, ama aslında su altını ne kadar korumamız gerektiğini anlatmaya, mesaj vermeye çalışan bir kitap, bu da yaza doğru basılmış olacak. Bunlar üzerinde çalışıyorum şu anda. Çok teşekkürler.