HABERTURK.COM

UMUR TALU - PARİS

Aşırı sağcı bir örgütün öldürmek istediği “İslamcı rap şarkıcısı”nı yazacaktım…

Daha İtalya seçimleri bile olmadan “Avrupa’da aşırı sağ tehlikesi”ne dikkat çekmiş, duyarlılığı eylemleriyle dünyada yeni bir hareket yaratmış genç bir kadının ölümü de onun yanı başına geldi.

O zaman önce Oksana Shachko’nun ölümü!

***

Oksana, 2013’den beri “siyasi mülteci” olarak yaşadığı Paris’teki evinde ölü bulundu.

İlk polisiye bilgilere, yakın arkadaşlarına ve bıraktığı nota göre 31 yaşında “intihar” etmişti.

Önce Ukrayna, sonra Rusya, derken bütün dünya onu FEMEN hareketinin kurucularından olarak tanımıştı.

Hani tüm dertlerini bilmesek de, eylemlerinde “göğüslerini açtıkları, soyundukları” için bildiğimiz “feminist” hareket.

Oksana 2007’de ilk adı “Yeni Etik” olan hareketi kurarken; temel isyanı “Ukrayna’da kadınların istismarı”ydı; öncelikle de cinsel istismar: “Ukrayna genelev değildir” diye bağırıyordu.

Ama tek meselesi o değildi: Yoksulluk ve yolsuzluk, adaletsizlik, eşitsizlik, otoriter yönetim, insan hakları.

O yüzden “pasif” de olsa, onun için eylem “devrimci”ydi.

Hareketi ve eylemlerini daha çok duyurmak, daha doğrudan mesaj vermek ve kadının, kadın bedeninin istismarına daha çok dikkat çekmek için, bir gösteride göğüslerini ilk açan oydu.

Bir yandan Ortodoks ikonlarını, hani Bizans’dan bildiğimiz dini figürleri “devrimci yorumla” yoğurup “İkonoklast” yani Bizans’ın bir dönemine damga vuran “İkona kırıcılığı”na atıfla sanatını sürdürüyor, bir yandan Ukrayna, Rusya ve derken bütün dünyada bir başkaldırı sergiliyordu.

***

Sonra baskı, tehditler, komplolar, "ölüm korkusu" içinde Oksana Fransa’ya sığındı. Son Instagram hesabına 2016’da koyduğu ilk fotoğraf, 2013’de verilen "Uluslararası Koruma" nitelikli oturma izninin kopyası oldu.

Fransa’dan da eylemlerine devam etti; yavaş yavaş kenarda kalarak. “Örgüt içi çekişmeler”in sıkıntısını hissederek. Daha çok resim yaptı.

Daha 25 Haziran’da yayınladığı, kendisinin bulunduğu son fotoğrafta, evindeki pencerenin içine oturmuş, muhtemelen son resim çalışmasıyla poz veriyordu.

Son iki paylaşımı ise 4 – 5 gün önceydi: “Yazdığım hiçbir şeyi düşünmüyorum” diye yazdı önce; ve son mesajı “Sahtesiniz” oldu İngilizce!

***

Oksana’nın geçen yıl verdiği bir röportajı okudum:

Kaçışının, sığınmasının nedenlerini açıklarken “ölüm korkusu” vardı; ölümü bizzat kendi eliyle davet etmek bir yana. Kimileri şimdi son iki yılda birkaç kez intihar girişiminde bulunduğunu söylese de.

Eylemciliğinin, kendi devrimciliğinin kişisel ve toplumsal sebeplerini; yüzeysel değil, belli bir felsefi ve siyasi temelde anlatıyordu.

Bilhassa, “Avrupa’daki aşırı milliyetçilik, aşırı sağ, faşizm tehlikesi”ne dikkat çekişi etkileyiciydi; epey politikacıdan da daha önce ve daha doğrudan.

O röportajda “ölüm korkusu”na gizli servisleri ama özellikle “Putin”i gösteriyordu. Kendi bunalımlarını değil!

***

Şimdi de “intihar” şüpheli olabilir mi? Şu anda intihar ağır basıyor. Kendi mesajları ve bıraktığı söylenen bir notla birlikte. Ama çok kişinin bilmediği ve üstünde durmadığı bir mesele daha var:

FEMEN içi iktidar savaşı ve FEMEN’in Oksana ile bir diğer kurucu Sasha Shevchenko’nun elinden kaçırılışı. Yatay, eşitlikçi bir yönetimden otoriter ve hiyerarşik bir yapıya dönüştüğüne dair iddialar.

Onlardan çok sonra 2010’da FEMEN’e katılan Inna Shevchenko (soyadı benzerliği) ikisinden de önce, 2012’de Fransa’ya sığınıyor. Ve Fransa’da, feminist, yazar, gazeteci, yönetmen Caroline Fourest’in kanatları altına giriyor.

Fourest’in “Inna” isimli kitabına karşı “FEMEN’de ihanet” kitabını yazan Olivier Goujon’a göre, aynı zamanda özel bir “İslam düşmanı” olan Fourest medyayı manipüle ediyor; Inna’yı kontrol ederek FEMEN’in hiyerarşik liderleğinde tahkim ediyor ve Oksana ile Sasha’yı itibarsızlaştırıyor.

Goujon için asıl saygıdeğer olanlar Oksana ve Sasha. Asıl devrimci olanlar, onlar!

Oksana’nın son mesajı, “You are fake” yani “Sahtesiniz” ilk bakışta bu dünyaya bir isyan gibi algılanıyor; ama muhtemelen örgüt içi çatışmaya dair.

“Cesur bir genç kadın” pes ediyorsa, ölüm korkusuyla ülkesinden kaçıp sığındığı bir ülkede ölümü seçiyorsa, kırgınlığının sebebi hep isyan ettiği bu dünyadan ziyade, belki de “kendi dünyasının içi.”

Bir insanı devrimci, eylemci, tehlikeli bir hayatta mücadeleci olmaya iten sebepleri derinden bilemiyoruz ya…

Pes ettiği anı tam nasıl bileceğiz!

***

“Sağcı örgütün hedefi” Rap şarkıcısı Medine olayını da bir sonraki yazıda aktarayım o zaman.