Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Jennifer Lawrence kadar güzel, çekici, yetenekli ve yeri geldiğinde komik bir hergele de olsan, erkekler kadar kazanamayacağın ortaya çıkalı 3 yıl oldu. Sony’nin mail’leri hack’lenince anlaşıldı ki, Düzenbaz’da (American Hustle) Christian Bale, Bradley Cooper ve Jeremy Runner kârdan yüzde 9 pay alırken, Lawrence ile Amy Adams’a yüzde 7 biçilmişti. Ayşe Özek Karasu'nun HT Pazar'da yer alan yazısı....

Aradan bir yıl geçti. Patricia Arquette Oscar ödülü kabul konuşmasında, “Artık bütün kadınlar için ücret eşitliğinin zamanı gelmiştir” dedi. Jennifer Aniston’dan, Charlize Theron ve Emma Watson’a bazı kadın oyuncular koroya katıldı. Ama bu çıkışların hiç- biri erkeklerle eşit işe eşit ücret dalgası yaratmadı. Henüz zamanı gelmemişti... Ta ki, cinsel tacizci erkeklere karşı ‘Time’s Up’ hareketi başlayıncaya kadar. Şimdi hem tacizcilere karşı mücadelenin getirdiği bilinç, hem de 2017’de başta Wonder Woman, kadın kahramanlı filmlerin gişe başarısı sayesinde kadınların artık hak ettikleri parayı söküp almak için cesaretlendikleri söyleniyor.

Ücret uçurumu zaten biliniyor ama Forbes’taki rakamlar adaletsizliği insanın yüzüne çarpıyor: 2017’de en yüksek ücret alan 10 aktörün toplam geliri 488.5 milyon dolar. Tepedeki 10 kadı- nın toplam kazancı ise sadece 172.5 milyon dolar. Neredeyse erkeklerin üçte biri kadar. 2017’nin en çok kazanan aktrisi 26 milyon dolarla Emma Stone. Aktörlerin bir numarası Mark Wahlberg’in kazancı ise 68 milyon dolar. Emma Stone kazancıyla ortak listede ancak 15’inciliğe oturabiliyor.

Yılda 68 milyon doları kasasına indiren Wahlberg’i, Time’s Up fonuna 1.5 milyon dolar bağışta bulunduğu için de fazla alkış- lamamak gerekiyor. Son finansal skandal malûm: Kevin Spacey cinsel taciz nedeniyle ‘All The Money in the World’ filminin kadrosundan çıkarılıp yerine Christopher Plummer getirilince bazı sahneler yeniden çekilmiş, Wahlberg bu sahneler için 1.5 milyon dolar alırken, Michelle Williams’ın payına 1000 dolar düşmüştü. İpliği pazara çıkarılınca Wahlberg de parayı bağışlamak zorunda kaldı.

ŞEFFAFLIK ZAMANI

Zaman değiştiği için zorunda kaldı. Şimdi artık örgütlü mücadelenin topuk sesleri yükseliyor. Time’s Up için örgütlenen kadınlar, stüdyolarla daha kârlı anlaşmalar yapmanın yollarını da konuşmaya başlamışlar. Tacize karşı hareketin öncü- lerinden Reese Witherspoon itiraf ediyor: “Yıllarca birbirimizden koptuk, ayrık durduk. Ve nihayet artık görü- şüyor, birbirimizi dinliyor, dayanışma için sımsıkı kenetleniyoruz...”

Hollywood kadınları para meselesinde ketumluk bariyerini aşmış, şeffaflık dönemini başlatmış görünüyor.

En çarpıcı örneğini de Grey’s Anatomy dizisinin yıldızı Ellen Pompeo veriyor; Hollywood Reporter’a yılda 20 milyon dolarlık sözleşmeyi nasıl kotardığını anlatarak. Pompeo şu anda, bir prime time dizisinde en fazla kazanan kadın konumunda. Ama kolay olmamış. 2015’te rol arkadaşı Patrick Dempsey’in aldığı ücretten topu topu 5 bin dolar fazlasını istemiş. Prensip bakımından, anlatıyor: “Patrick’e ‘Gel ücreti birlikte müzakere edelim’ dedim defalarca ama yanaşmadı. Sonunda, ondan 5 bin dolar fazlasını istedim, ilke olarak. Çünkü dizinin adı Grey’s Anatomy ve ben de Meredith Grey’i oynuyorum. Ama vermediler. Çekip gidecektim. Sonra dedim ki, ben bir numarayım. Neden bir adam yüzünden evimi terk edeyim. Patrick ayrıldı, anında yenisini buldular...”

Şimdi ise yeni sezonlar için dizinin yaratıcısı ve Time’s Up’ta grup arkadaşı Shonda Rhimes’ın da desteğiyle kıran kırana pazarlığa girişip hak ettiği parayı koparmış. 20’lerindeki aktrislerin en sükseli filmlerde bile para istemeye çekindiğini, 30’larına geldiklerinde ise paçavra yerine konulduklarını anlatıyor Pompeo: “Kadınlarda para yok. Stüdyolar ise onların sırtından geçiniyor. Bugün Faye Dunaway Prius kullanıyor. Prius kullanmanın kötü bir tarafı yok ama mali gücü olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Eğer düzeni değiştireceksek, mali düzen de bunun parçası olmalı. Time’s Up toplantılarında oturup birbirimizin hikâyelerini dinledik, düzeni nasıl değiştirebileceğimizi konuştuk. Oscar’lı yıldızları nasıl yağmaladıklarına kulak vermek korkunçtu.”