Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten CHP İstanbul İl Kongresi'nin iptal kararına ilişkin açıklama

        AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP İstanbul İl Kongresi'nin iptal kararına ilişkin mahkeme ile ilgili bir süreç olduğunu belirterek "daha önceki il yönetimi ihtiyatı tedbir olarak konulmuş, kayyum olarak değil." değerlendirmesinde bulundu.

        Çelik "Orada sadece bazı yayınlarda kayyum atandı deniyor. İhtiyati tedbir kararı almış orada mahkeme. Daha önceki CHP il yönetimini tekrar atamış. Bu ihtiyati tedbir olarak gündeme gelmiş bir şey. Biz siyasi partilerin bu şekilde gündeme gelmesini istemeyiz. Ancak bir usülsüzlük varsa mahkemenin adım atması işleyen yargı sürecidir. Şu anda detay değerlendirme yapmamız doğru değil. Daha önceki il yönetimi ihtiyatı tedbir olarak konulmuş, kayyum olarak değil." dedi.

        AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in açıklamalarından satır başları şöyle:

        Filistin'in gür sesi olma konusunda en gür ses sayın Cumhurbaşkanımızdan çıkacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız BM Genel Kurulu'nda bütün konuşmalarında Filistin davasınının gür sesi olacaktır. Filistin davası ve Gazze'deki soykırım BM genel kuruluna damgasını vuracaktır. Bu bir katliam şebekesi ile insanlık ittifakı arasında meseledir. İnsanlık ittifakı eninde sonunda bu katliam şebekesini yenmek zorundadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın yapacağı konuşmanın Filistin'in en gür sesi olarak BM'de ve bütün dünyada yankılanacağını görüyoruz.

        "SAVUNMA SANAYİMİZİN GELDİĞİ NOKTA GURUR VERİCİ"

        Bizim savunma sanayimiz kimse için tehdit değil kendi milli güvenliğimiz için bu başarılara imza atıyoruz. Savunma sanayimizin geldiği nokta gurur vericidir. Çelik kubbenin dünyada bu kadar yankılanması Türkiye'nin öngörüsünün, Cumhurbaşkanımızın vizyonun ne kadar kıymetli olduğu görülmektedir. Bazı komşu ülkeler çelik kubbenin kendileri için tehdit olduğunu söylüyor. Türkiye barışın teminatıdır. Biz komşularımızla barış içerisindeyiz. Herkesin güvenliği bizim güvenliğimizdir, herkesin refahı bizim refahımız ilkesiyle hareket ediyoruz. Topyekün barış ve refah peşinde koşuyoruz.

        "MAVİ VATAN KONUSUNDAKİ GELİŞMELER SON DERECE KIYMETLİDİR"

        Suriye'deki olaylar sebebiyle ve başka gelişmeler sebebiyle o kadar çok savaş gemisi Akdeniz'e gönderildi ki, neredeyse Akdeniz'de balıkçı kayığı koyacak yer kalmadı diye daha önce ifade etmiştim. Mavi vatan konusundaki gelişmeler son derece kıymetlidir. TEKNOFEST Mavi Vatan'ın hayata geçirilmesi, gençlerimizin bu alandaki çalışmalarının teşvik edilmesi bakımından son derece önemlidir. Gençlerin yaptığı çalışmalar, ortaya konulan icatlar, kazanımlar geleceğe denizlerde de damga vurmasını göstermesi bakımından önemlidir.

        Sık sık kahraman silahlı kuvvetlerimize gerek devlet kurumlarımız tarafından ve gerek diğer alanlarda teslimatların yapılması önümüzdeki dönem önümüze gelecek meydan okumaları açısından son derece kıymetli sonuçlar doğuracaktır.

        "CUMHUR İTTİFAKI'NIN DURUŞU NET BİR ŞEKİLDE DOĞRULANIYOR"

        Sayın Devlet Bahçeli'nin tarihi çağrısı sayın Cumhurbaşkanımızın koyduğu irade ile süreci başlatan taraf olarak ifade etmiştim. Cumhur İttifakı'nın duruşu net bir şekilde doğrulanıyor ve ne kadar kıymetli olduğu görülüyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın devlet kurumlarına talimat vermesiyle aynı zamanda devlet politikası haline gelmiştir. TBMM'nin PKK terör örgütünün feshi ve silah bırakmasıyla ilgili yasal dayanak oluşturulmasıyla ilgili komisyonun kurulmuş olması Yüce Meclis'in siyasi partilerin desteğini alacak şekilde sürecin yürütülmesine imkan vermektedir.

        "BAHÇELİ'NİN YAPTIĞI AÇIKLAMALAR SON DERECE ÖNEMLİDİR"

        PKK terör örgütünün bütün şube ve uzantılarıyla, illegal yapıları, finans odakları ve propaganda merkezleriyle terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecine uygun olarak kendisini feshetmesi gerekir. Bu odağın kaybına yol açacak davranışların bu süreci akamete uğratacak davranış ve söylemler olduğunu ifade etmek isteriz. Sayın Cumhurbaşkanımız ve genel başkanımız bugün açış konuşmasında bu konuda odak kaybı yaşanmaması gerektiğini ifade etmişlerdir. MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı açıklamalar son derece önemlidir.

        Bu çerçevede biz terörsüz Türkiye derken PKK'nın bütün adreslerinin, şube ve uzantılarının legal görünümlü ve illegal yapılanmalarının tamamının feshedilmesi gerektiğini bu sürecin başında ifade ettik. Bunun dışındaki yaklaşımlar olursa terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecine zarar verir. Türkiye Cumhuriyeti BM'nin kendisine verdiği yetki çerçevesinde uluslararası hukuka uygun gerçekleştirmiştir. Bölgede özellikle Suriye'de net bir şekilde gözlemliyoruz. Silah bırakmaktan kaçınmak, Suriye'deki merkezi yapıyı sabote edecek davranışlar içerisine girmek, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecinden kendisini ayrıştırmak ve silahlanmak şekildeki davranışların bütün bu sürece karşı olan davranışlar olarak kodluyoruz.

        Bugün MYK başlarken Devlet Bahçeli'nin önemli cümlesi var. Suriye'de başka plan peşinde koşanlar siyonizmin planının parçası durumuna düşeceklerdir, demiştir Sayın Bahçeli. Hiçbir terör örgütünün varlığı, birileri tarafından desteklenmesi Kürtlerin kazanımı, Arapların, Türklerin, Sünnilerin, Alevilerin, Dürzilerin, Nusayrilerin, Şiilerin kazanımı değildir. Terörün kimseye kazandıracağı bir şey yoktur. Herhangi bir terör örgütü 'ben şu mezhepten veya bu etnik grubun hakları adına mücadele ediyorum' dediğinde bunların hepsi birtakım emperyalist planların bunun yerine siyonist planlar almıştır onların taşeronu anlamına gelir.

        "BİZ DEMOKRASİ VE TÜRKİYE İÇİNDEKİ REFORMLARLA BÜYÜK ROLLER ALDIK, MESAFELER KAT ETTİK"

        Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini sonucuna ermekte kararlıyız. Birtakım devletlerin örtülü operasyonları görüyoruz. Onun için bir kere daha ifade ediyoruz hem ülkemizin kazanımı için hem de yakın bölgemizde herkesin kazanımı için terör örgütünün silah bırakması ve terör gündeminin ortadan kalkması demektir. Biz demokrasi ve Türkiye içindeki reformlarla büyük roller aldık, mesafeler kat ettik.

        Vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Bu meselelere bakışımız esas şemsiye tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ilkesidir. Bunlarla ilgili pazarlık, müzakere, taviz yoktur. Devletin ve milletin değerleriyle ilgili bir pazarlık sözkonusu değildir. Komşumuz Suriye'nin tek ülke, tek Suriye, tek ordu olmasının en doğrusu olduğunu düşünüyoruz. Bu hem kardeş Suriye halkı için hem Türkiye'nin milli güvenliği için en doğru yol haritasıdır.

        SORULAR VE YANITLAR

        Biz vatandaşlarımızla buluşuyoruz. Vatandaşın sorularına cevap vermekle mükellefiz. Kaygıları eleştirileri oluyor vatandaşlarımızın. Başımızın üstünde yeri var. Memleketin ve bütün bu süreçlerin sahibi millettir. Gittiğimiz yerde bu sorulara açık yüreklilikle cevap veriyoruz. Her yerde veririz, kameraların önünde de veririz. Bu süreçlerde başka devletlerin sabotajlarına dikkat etmemiz gerekiyor. İyi çalışılmış, tarihi dersleri çıkarılmış, kafamızın berkak olduğu, askeri, istihbari, siyasi ve toplumsal boyutunun çok yönlü ele alındığı bir süreçtir bu. Türk-Kürt kardeşliğiyle terör aynı değildir.

        Türkiye'de Türk'le Kürt arasına kimse girememiştir. Türkiye'nin birtakım konularla yıllardır sürdürülen meşguliyetin ortadan kalkacaktır. Bölge açısından yeni fırsatlar ve yeni işbirlikleri doğacaktır. Bölgedeki başka terör örgütlerinin nasıl silah bırakacağına dair bir model oluşturacaktır. Türkiye Cumhuriyeti gündeme hakimdir. Vatandaşlarımızın desteğini görüyoruz. Bu sürecin ana ilkesi tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ilkesidir. Adlarımız farklı olabilir hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti'dir.

        Salih Müslim'in açıklamalarını gördüm. Biz Şam'daki merkezi hükümetle çatışma gibi tutumun t erörsüz Türkiye ile çatışma durumu olarak değerlendiriyoruz. Silah bırakmayı engellemeye çalışanların terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecinde bu işi geciktirmeye, zamana oynamaya, sulandırmaya dönük yaklaşım olduğunu görüyoruz. O açıklamada zaman zaman teröre destek verenler meşru kavramları tüketim merkezi olarak kullanırlar. Ademi merkeziyetçilik dediğinin fiili karşılığının ne olduğunu bilecek milli güvenlik bilincine sahibiz. Onun ademi merkeziyetçilik dediği şey aslında terör devletçiğidir. Biz devlet politikası olarak siyasi partilerin katılımıyla yüce mecliste kurulmuş komisyonla sürecin hedefine ulaşması için bu gayreti gösteriyoruz.

        Burada süreci sabote etmek isteyen bazı devletler olduğunu görüyoruz. Özellikle siyonist soykırımcılık süreci boykot ediyor. Birileri siyasi manipülasyon yapıyor. Birisi PKK'nın kazanımdan, SDG'nin kazanımından bahsediyorsa bunu bir başkasının DEAŞ'ın kazanımından bahsetmesinin farkı yoktur. Bazı devletler adına konuşanların da üslup değiştirdiğini görüyoruz. Geçmişte tek Suriye'yi savunurken bugün federasyonun bir tık altı diye melez ifadeer kullanıyorlar. Arkasında başka organizasyonlar olan birtakım başka odaklar burada Suriye'de kaos stratejisinin peşinde koşuyorlar. Bunu net bir şekilde görüyoruz. İsrail'in buradaki yapılarıyla birlikte ortak düşünülmesi gerekmektedir.

        "MAHKEME İLE İLGİLİ BİR SÜREÇ"

        Nihayetinde mahkeme ile ilgili bir süreç. Orada sadece bazı yayınlarda kayyum atandı deniyor. İhtiyati tedbir kararı almış orada mahkeme. Daha önceki CHP il yönetimini tekrar atamış. Bu ihtiyati tedbir olarak gündeme gelmiş bir şey. Biz siyasi partilerin bu şekilde gündeme gelmesini istemeyiz. Ancak bir usülsüzlük varsa mahkemenin adım atması işleyen yargı sürecidir. Şu anda detay değerlendirme yapmamız doğru değil. Daha önceki il yönetimi ihtiyatı tedbir olarak konulmuş, kayyum olarak değil.

        Sayın Cumhurbaşkanımız ve sayın Bahçeli terörsüz Türkiye süreci için en vurgulu, etkili ve net açıklamaları yaptılar. Ahlat'ta sayın Cumhurbaşkanımız iç cephenin güçlendirilmesi çağrısında bulunmuştu. Daha sonra sayın Bahçeli, Meclis'te iç cephenin güçlendirilmesi çağrısı çerçevesinde bir diyalog başlattı. Sayın Bahçeli, Cumhuriyet tarihimizin en tarihi açıklamalarından birini ifade etti. Sayın Cumhurbaşkanımızın irade koymasıyla bu devlet politikasına dönüştü. Burada öncülük yapan, samimi ve net açıklamaları yapan Cumhur İttifakı'dır.

        Siyasi partilerin desteği, sayın Cumhurbaşkanımızın devlet kurumlarına verdiği talimat, Yüce Meclis'in devreye girmiş olması bu meselenin çok boyutlu ve entegre şekilde çalışıldığını ortaya koyuyor. Nitekim Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı'nın sahadaki hareketlerini de görüyoruz. Yüce Meclis çalışırken örgütün kendi kendisinin feshetme aşamalarının kesintisiz olarak devam etmesi önemlidir. Şimdi ademi merkeziyet gibisinden kavramın altyazısında bir terör devletçiği anlayışını net şekilde görürüz. Burada gerçekten doğru irade sayın Cumhurbaşkanımızın ve sayın Bahçeli'nin söylediklerinde oluşan iradedir.

        Konya'da bir doktorun bir hastayı kıyafeti üzerinden muayene etmemesi hiçbir şekilde kabul edilemeyecek yaklaşımıdır. Hekim hayatını insanlığın şifasına adamış kişidir. Biz hekimlerimizle ve sağlık personelimizle gurur duyuyoruz. Covid zamanında insanlığa şifa vermeye öylesine adanmışlardı ki, ben 'vatanseverliğin tamamını yeniden yazdılar' dedim. Bir kadını teşhircilikle suçlamak, münasebetsiz, uygunsuz ve hekimlikle bağdaştırılamayacak yaklaşımdır. Bir hekim hastaya baktığı zaman onun cinsiyetini, kılık kıyafetini, etnik ya da mezhebi aidiyetini görmez. Sadece karşısındakini tedavi etmeye, şifa vermeye dönük motivasyonu içerisinde olur. O yaklaşım tabii ki yanlıştır. Hekimlerimizin vatandaşlarımıza şifa vermek için hergün yaptıkları fedakarlığı görüyoruz. Bu tip davranışları hekimliğin bir parçası olarak görmemek lazım.

        Özgür Özel Sinop'taki açıklamasıyla benim yaptığım açıklamayı teyid ediyor. Gerçekten CHP genel başkanında ciddi bir siyasi navigasyon problemi var. Kahve içenleri birbirinden ayırmakla uğraştı, kitap okuyanlarla uğraştı, şimdi Sinop'taki balıklarla uğraşıyor. En azından balıklarla uğraşmasın. Balıkları taciz etmesin. Herhalde mahkemeye gidecek halleri olsa balıkların gidip mahkemeye 'bizi rahat bıraksın' derlerdi. Sinop'ta su ürünleri şimdiye kadar 5 kat artmış. Bu fikirleri sayın Özel'e kimler, neden verir gerçekten muamma. Mutfakta biri var diyeceğim ama ortada mutfak yok. Balıkları rahat bıraksın.

        Emlak vergisi konusuyla ilgili genel başkan yardımcımız açıklama yaptı. Vatandaşlarımızın mağdur edilmeyeceği, makul formül üzerinde arkadaşlarımız çalışıyor. Vatandaşlarımızın bize gönderdikleri mesajları okuyoruz. En makul formülün bulunması için gayret ediyoruz.

        ÖNERİLEN VİDEO

        Küresel ısınma ve kuraklık göllerde su seviyesini düşürdü

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ