Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Bali: Gerçek kişiler döviz satmaya başladı
0:00 / 0:00
HABERTURK.COM

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, bankacılık ve ekonomi gündeminde öne çıkan konuları Bloomberg HT Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Şen’e değerlendirdi.

'SİSTEMDEN EFEKTİF DÖVİZ TALEBİ VARDI, ŞİMDİ GÜNLÜK 10 MİLYON DOLAR GİRİŞ VAR'

Bali, döviz talebiyle ilgili soruya kasım ayı sonrasında gerçek kişilerin döviz satışı yapmaya başladığını belirtti. Kasım öncesinde sistemden efektif döviz talebi olduğunu belirten Bali, şu anda ise günde 10 milyon dolarlık giriş olduğunu söyledi. Sınırlı da olsa DTH'larda azalma olduğunu söyleyen Bali alımların yarısının 6.75 - 7.05 aralığında yapıldığına dikkat çekti ve faiz yanlısı olmadıklarını belirtti.

'BİZ DE FAİZ ÖDÜYORUZ'

Adnan Bali, "Parasal sıkılaştırma üzerine kurduğumuz bu yapıda faizin tek başına bütün sorunları çözecek sihirli bir enstrüman olduğunu düşünmüyorum. Aslında epey bir yan etkisi var. Bizim faizi istediğimiz gibi bir algı vardır ama hiç de öyle değil. Biz de faiz ödüyoruz." dedi. Bali'nin açıklamaları şöyle:

- Mevduatlar bizim kaynaklarımızın yüzde 64'ünü oluşturuyor. Kredilere bu maliyetleri yansıtmamız zaman alıyor. Bankacılarla sanayiciler arasında bu konuda bir çıkar çatışmamız yoktur. Faizi kemoterapiye benzetmiştim. Keşke bunu alma gereği doğmasa da finansal istikrar içinde işleri yapabilsek.

ENFLASYONDAKİ DÜŞÜŞ FAİZ İNDİRİMLERİNE ZEMİN SAĞLAYACAK

- Faizde baz senaryomuz şu. Bu yılın biraz katılaşan bir enflasyon trendi var. 2. çeyrekte 100-150 baz puan gittikten sonra parasal sıkılaşmanın ve düşük kurun etkileriyle yılın ikinci yarısında geriye dönmesi gerektiğini bunun da faiz indirimlerine zemin sağlayacağını düşünüyorum.

- Bu biraz zaman alacak. Tahammüllü olmalıyız bu konularda. Enflasyondaki dönüşle birlikte beklentilerin değişmesi, ters dolarizasyon, rezerv birikim süreci ve pandemide kontrollü toparlanma görürsek bu bizim baz senaryomuz olur. Finansal istikrarın sağlanması herkese elzemdir. İşin siyasi kısmı var elbette. Ama işin siyasi kısmı bizi zerre kadar ilgilendirmez.

Kredi-mevduat fiyatlamalarını bilanço gerekleriyle çatışsa dahil parasal sıkılaştırmaya uygun yapmalıyız. Bunu TCMB Başkanı Naci Ağbal ile yaptığımız istişarelerde de dile getirdik. Enflasyonu azdıracak kredi türlerinde kontrollü bir gidişe ihtiyaç var. Kredilerde bir yataylaşma söz konusu. Bu da amaca hizmet ediyor.

NET REZERVLERİN DESTEKLENMESİ LAZIM

Yabancı para mevduatta 30 milyar dolar genişleme olmuştu geçen sene. Ama tam ters dolarizasyondan bahsetmesek de sınırlı bir geri çekilme var. Yılın ilk 10 ayında geçen sene 13,4 milyar dolar çıkış olmuştu. Yabancıların payı eylül 2020'de yüzde 3'e kadar gerilemişti. Burada iyileşme izliyoruz. 12 Şubat haftası itibariyle kurdan arındırılmış bakıldığında 4,8 milyar dolarlık giriş söz konusu.

Risk primlerinde de 280-290 baz puan seviyesine gerilediğini görüyoruz. Yani bu politikalar sonucunu veriyor. Bunların hemen olmasını beklememeliyiz.

Rezervlerde geçen yılın Mart ayından bu yana brüt rezervler en yüksek seviyede. Ama net rezervlerin de burada desteklenmesi lazım. 190 milyar dolara yakın 12 ay içinde ödenmesi gereken döviz borcu var. Bunun 75 milyar doları bankacılığa ait.

Reel kesimin net açık pozisyonu 158 milyar dolar civarında. Reel kesim de döviz borcunu azalttı.

2021 İÇİN YÜZDE 3.5 BÜYÜME ÖNGÖRÜSÜ

PMI 50 eşik seviyesinin üzerinde seyrediyor. 2020 büyümesini yüzde 2 civarında öngörüyoruz. Bu yıla da hızla girdik ama bunun ikinci çeyrekte biraz durulmasını beklemeliyiz. Bu da sağlıklı bir şey. Yılının tamamı için yüzde 3,5 büyüme öngörüyoruz.

2020'de Türkiye salgın yılında büyümeyi sağlamış nadir ülkelerden biri olacak.

'SERBEST PİYASA İLKELERİNDEN SAPMAMALIYIZ'

Eğer bahsettiğim baz senaryoyu uygularsak reel sektörü sorunlu görmüyorum. Ben çok kriz gördüm, biz bunları yönetebiliriz. Ama önemli olan operasyonel ortamı sağlıklı tutmak ve serbest piyasa ilkelerinden sapmamaktır.

'TÜRKİYE EKONOMİSİ KENDİNİ TAMİR EDECEK BİR DİNAMİZME SAHİP'

Yabancılarla olan temaslarımızda özgüvenli bir tablo sunamıyorduk, gerçekçi olalım. Türkiye olarak uluslararası bazı mutabakatsızlıklarımız var, bunlar da sorun değil. Türkiye'nin tercihi ve bunların bedeli olmak zorunda. Ama bizim yaptığımız da yanlışlar var. Tüm bu resim birleşince sıkıntılı bir tablo çıktı. Türkiye ekonomisi kendini tamir edecek bir dinamizme sahip. Pandemi bu süreçleri tamir etme imkanını aldı.

Dolayısıyla aşılama süreci ve pandemiden çıkış bu açıdan çok önemli olacak.

'TÜRKİYE'YE AVANTAJ SAĞLAYAN 4 ÇIPADAKİ TAHRİBATI TAMİR ETMELİYİZ'

Geçmişte bizi koruyan birçok özelliğimiz vardı. Reytingimizin gerektirdiği risk primlerinden daha düşük risk primimiz vardı. Global krizlerden iskontolu etkileniyorduk. Bütün bunları sağlayan dört şey vardı: Mali disiplin, AB tanımlı borç stokunun GSYH'ye oranının yönetilebilir olması, tek haneli enflasyon ve sağlam bankacılık sistemi. Bu dört unsurda oluşan bazı tahribatları tamir etmeliyiz. Çare budur.

'TAMAMININ ZARAR OLDUĞUNU SÖYLEMEK BU İŞTEN ANLAMAMAK DEMEKTİR'

Bankacılık sektöründe donuk alacaklar rakamı toplam 152 milyar TL. Yakın izlemedeki 382 milyar TL ile birlikte donuk alacaklar ve yakın izleme toplamda 534 milyar Türk Liralık bir büyüklüğe işaret ediyor. Bunların tamamının zarar niteliğinde olduğunu söylemek, bu işten anlamamak demektir. Uluslararası bankacılık standartlarına paralel bir şekilde kredi riskinde belirgin bir artışa işaret eden emareler ortaya çıktığında, biz bunları yakın izlemeye alıyoruz ve bunlara göre karşılık politikaları uygulanıyor. Şu anda yakın izlemeye alınan kredilerin yaklaşık yarısı yeniden yapılandırılmış vaziyette ve ödemeleri gecikmiş kısmı da sınırlı miktarda. Bunun önemli bir veri olduğunu düşünüyorum.

Şu anda sektör genelinde yüzde 75 olan donuk alacaklar için karşılık seviyesi Avrupa’da yüzde 45. Yakın izleme için Türkiye’de yüzde 15 olan oran da Avrupa’da yüzde 6 seviyesinde. Tecrübe olarak geriye doğru data incelendiğinde, yakın izlemedeki kredilerin kabaca %20’sinin sorunluya intikal ettiğine dair projeksiyonlar var. Bunları düşündüğünüz zaman, ‘Biz böyle bir sorunla karşılaştığımızda ne yapacağız?’ diyeceğimiz durumda değiliz. Yapacağımızı yapmış durumdayız. Ben şahsen tecrübe olarak bunu yönetebileceğimize inanıyorum. Yeter ki ekonomik iklim, bunu bozabilecek bir etki yapmasın.

'GENEL KURUL'DA UYGUN GÖRÜLÜRSE YÖNETİM KURULUNDA DEVAM EDEBİLİRİM'

Adnan Bali, Bankanın Mart ayı sonunda yapılacak Genel Kurulu’nda Genel Müdürlük görevinden ayrılacak olmasına dair de şunları söyledi:

İş Bankası, kurallarla yönetilen bir kurum. Bizde prensip olarak icrai görevlerde 35 yıl çalışma kuralı vardır. Bu 35 yılı tamamladıktan sonra icrai göreve devam edemezsiniz. Varsa tecrübeniz, farklı şekillerde kuruma sunmaya devam edersiniz. Onun da bizde kuralları var. Yönetim Kurulu’nda benimsenmiştir. Bu çerçevede ben de, 1986 yılı Aralık ayında Bankaya girmiştim, 34 yılımı tamamladım, Genel Kurul’da ayrılmanın tarih olarak çok şık olacağını düşündüğümden, böyle bir tablonun felsefesine de inandığım için ayrılma kararı aldım. Genel Kurul’da uygun görülürse, takdir edilirse Yönetim Kurulu’nda görev yapmaya devam edeceğim. Kanaatimce günlük hayatın çok yoğun temposunun dışında ve daha üstten bir çalışma biçiminin imkânlarına eriştiğimde de kurumum için daha yaratıcı çalışmalar yapabilirim.

24 SAAT GÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri

Bu haberin seslendirmesi Voiser tarafından yapılmıştır.