Sonbahara yakışan 10 kitap!
Çabucak geçen bir yazın ardından havaların soğumasıyla beraber yavaş yavaş evlere, kapalı mekanlara çekilmeye başladık. Soğuk havada yapılabilecek en iyi ve klasik aktivitelerden birinin, elbette kitap okumak olduğunu hepimiz biliyoruz. Biz de sonbaharın güzelliğini ve yağmurunu, bir çırpıda okunacak 10 kitapla karşılıyoruz
FRANNY AND ZOOEY - J. D. SALINGER
Amerikalı yazar J. D. Salinger'in "Glass ailesi" bireylerinden ikisini, detaylı olarak anlattığı "Franny ve Zooey" iki bölüme sahip. 1955 yılında, 7 kardeşli bir ailenin en küçükleri olan Franny ve Zooey arasında geçen kitap, bolca diyalogtan oluşuyor. Yaklaşık 3 saati kapsayan kitap başta tasvir ve diyaloglarıyla yavaş ilerlese de sonrasında akıp gidiyor. Bu arada 1900'lerin başında yaşayan, savaşlarla büyümüş, 7 çocuklu Glass hikayesinin diğer üyelerini, yazarın "9 Öykü" adlı kitabıyla tanıyabilirsiniz.
DENEMELER – MONTEIGNE
Lise ve üniversite yıllarında pek çoğumuz bu kitabı okumuştur. Ama iyice kavrayabilmek için tekrar tekrar okunması gereken bir kitap Denemeler. Özellikle de dışarıda kasvetli bir hava varsa, okuyacak kitap arıyorsanız çok uzaklara gitmenize gerek yok. O dönemde, belki de şimdi bile pek çok insanın söyleyemeye cesaret edemeyeceği, detaylıca anlatan kitapta altınızı çizeceğiniz pek çok cümle bulabilirsiniz. Bu nedenle hazır sonbahar da gelmişken sizi bu klasikle tekrar tekrar buluşturmayı istiyoruz.
MASUMLAR – BURHAN SÖNMEZ
Burhan Sönmez'in Masumlar adlı romanının girişindeki "Benim vatanım çocukluğumdu ve ben büyüdükçe uzaklaştım ondan, uzaklaştıkça o büyüdü içimde" cümleleri bir nevi kitabı özetliyor aslında. Yazarın 1940'ların Haymana Ovası ile günümüz İngiltere'sinde geçen öyküleri anlattığı Masumlar, aşktan ziyade sürgünlüğe parmak basıyor. Eski zamanların umudunu taşıyan romanda farklı rüzgârların savurduğu çok sayıda kahramanı okuyacaksınız.
SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ - AHMET HAMDİ TANPINAR
Türk edebiyatının en güçlü romanlarından Saatleri Ayarlama Enstitüsü, yalnızca saatlerle ilgilenen, toplumun dışında kalan bir çocuk olan Hayri İrdal'ın hikayesini konu ediniyor. Kitapta 1900’lü yılların başından 1950’li yıllara kadar geçen dönem alınıyor. Doğu ve batı uygarlığı arasında bocalayan Türk toplumunun resmedilmeye çalışıldığı romanda aynı zamanda dönemin eleştirisi yapılıyor.