Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

UEFA’nın Galatasaray’a gönderdiği mektup, beklenen haberin yazılı halidir. Mahkeme celbinden daha ağır, yaptırımı olan ve tarihi bir kulübün karşılaştığı yüz kızartıcı bir suçtur.

Olayın bu aşamaya nasıl geldiğini sağır sultan duymuş, ne var ki Galatasaraylılar işi ciddiye almamışlardır. Çünkü onlar için sosyal medya fenomenliği ve ezeli rakipleri Fenerbahçe ile uğraşmak daha eğlenceli gelmiştir. Bu eğlenceli oyunun sonu acı bir reçete ile sonuçlandığında anlı şanlı Galatasaraylılar ortalıktan çekilmişlerdir. Saklanmış, korkmuş, bana bulaşmasın dercesine takımlarını yalnız bırakmışlardır.

FENERBAHÇE ÖRNEK OLMALI
Biraz geriye gidip, şike sürecinde Fenerbahçe’nin yaşadıklarını hatırlamakta büyük yarar var. Takımdaşlık, renklere bağlılık, kulübüne, futbolcusuna , yöneticisine sahip çıkma konusunda büyük bir sınav vermişler, dünyanın birçok ülkesinde bu destek gündeme gelmiştir. Üstelik, Ergenekon sürecini yaşayan ülkemiz, cadı avına dönen bir ortamda bu türlü kitlesel destekle umutlanmıştır. Taraflı, tarafsız herkes “Fenerbahçe duruşu’’ karşısında şapka çıkarmıştır.

O tarihlerde ezeli rakiplerinin bu sıkıntılı durumundan rant elde etmeye çalışan kulüpler, tarihin kara defterine geçmiştir. Ülkemizin en önemli kulüplerinden birinin Avrupa’dan dışlanmasının futbolumuza indireceği darbeyi görmek istemeyenler, küçük çıkarlar peşinde koşup sosyal medya üzerinden çirkinleşmişlerdir.

Şimdi oturup şapkayı önümüze koyma zamanıdır. Yalnız Galatasaraylılar değil tüm takım yöneticileri yaşanan bu gelişmeyi iyi yorumlamak zorundadırlar.

ÖZBEK YALNIZ BIRAKILMASIN
Galatasaray’ın tarihine kara bir leke olarak geçen UEFA mektubunun muhatapları elbette Dursun Özbek yönetimi değildir. Özbek, büyük Galatasaray adını temize çıkarmak için elinden geleni yapacaktır. Bunda şüphe yok. Fakat, yapacağı fazla bir şey olmadığını kendisi de basın toplantısında açıklamıştır. Aslında Özbek başkanlığa itilmiş, bu tabloyu görenler ellerini ayaklarını kulüpten çekmişlerdir. En çok eleştirilen Ünal Aysal dönemi mercek altındadır. Ne var ki, Aysal ibra edilmiş, Adnan Polat ise ibra edilmemiştir. Burayı anlamak zor bir akıl oyunudur.

Şimdi akıl verenler çoğalacaktır. Halbuki kulübün paraya ihtiyacı vardır. Eski başkanlardan Faruk Süren’in “sermaye artırımı“ önerisi dikkate alınmalıdır. Ayrıca, Galatasaray’ın hakkını savunacak konuya hakim insanlara ihtiyaç vardır. Gelecekle ilgili mali tabloların düzeltileceğini, kaynakların yaratılarak kara tablonun giderileceğini UEFA’ya iyi anlatmak en önemli koşuldur.

SUÇLULAR AÇIKLANSIN
Bu saatten sonra; hangi başkanın, hangi yönetimin döneminde olursa olsun bu tablo Galatasaraylılar’ın çözmek zorunda olduğu sorundur. Galatasaraylılar için bir onur savaşıdır. Bu mücadele verilirken, kim suçluysa onların açıklanması da zorunluluktur. Bir sezonda alınan 50 futbolcu, oynamadan para alanlar, forma giymeden milyonları cebe indirip gidenler kimlerin zamanında geldi ? Paralar nasıl harcandı ? Kim izin verdi ? Menajerler kimlerdi ? Kim, kimle kol kolaydı, bilmek zorundayız.

GALATASARAYLILAR GÖREVE!
Dursun Özbek Başkan kara tablo dönemini nasıl atlatacak? Kucağındaki pimi çekilmemiş bombadan kurtulma şansı yok gibi. Çok bilen Galatasaraylılar ortaya çıkmalı. “Az bilenlere” yardım etmeli. Gün ortadan toz olma zamanı değil, elini taşın altına koyma zamanıdır. Gerçekten takımlarını seviyorlarsa, şampiyonluktan daha önemli bir başarıyı gerçekleştirmek için dayanışma günü bugündür.