"Asla izin vermem"
İmparator'dan dozunu aşan hareketlere cevap
“Benim kabullenemediğim şey şu, siz başarısızlığı üstlenen, oyuncularınıza bir lidersiniz, bir rol modelsiniz. Onlar sizi örnek alıyor. Bunlardan bir tanesi de benim de tribünde olduğum bir maçta basın tribününe bir hareket yaptı. Bireysel bazı şeylerden sonra ama o toplu olarak bize bir hareket yaptı ve ben de gözümle gördüm. Milli Takım kaptanımız Emre. Medyada gerçekten hatalı olan birkaç yazının ardından bu tribüne bir hareket yaptı. Ben üzerime almadım.”
Fatih Terim:
“Benim haberim olsa imkanı yok müsaade etmem. Ben yanlışı tasvip etmem. Sizin bildiğiniz ceza vermedim. Ben kamuoyu tatmin olsun diye ceza vermem. Ben 10 bin dolar 50 bin dolar ceza vermem. Ben daha ağır cezalar veririm. Emre’nin de ders aldığı, üzüldüğü açık. Şu da var; ben oyuncuları kazanmaktan yanayım. Bir mağlubiyetten sonra diğer maça travmada hazırlanan ve tepkiler altında kalan oyuncuların bazı tepkilerini normal karşılıyorum. Ama bu normal mi ya da doğru mu? Hayır.”
Mehmet Demirkol:
“Siz neden yaptığını hatırlıyor musunuz?”
Fatih Terim:
“Hayır hatırlamıyorum ama kızdığımı hatırlıyorum. Böyle bir hakkın yok diye. Kime olursa olsun. O da bana bir şey anlattı. Benimle onun arasındadır.”
Erdoğan Aktaş:
“Mazereti sizce haklı mı? Çocuk da haklıymış gibi bir şey geçti mi aklınızdan?”
Fatih Terim:
“Geçmedi değil.”
Mehmet Demirkol:
“Bu yazılan bir yazı, televizyonda söylenmiş bir söz üzerine yapılmış bir hareket mi? En azından onu öğrenelim.”
Fatih Terim:
“O da var, diğeri de var, dışarıda da var. Ortak dostların arasındaki de var. Ben bildiğimi söylüyorum. Değiştiyse bilmem. Basın tribününe böyle bir şey çok yanlış. Her türlüsü doğru diye kabul edilmez. Ama herkes şunu unutuyor. Bu gençlerin üzerine kabus gibi çökülmüş bir ortamda biz her şey doğru yapmalarını bekliyoruz. Maçtan sonra Pazar akşamları başlayan kıyım, Pazartesi devam, Çarşamba günü saha basılır, sonra maça giderken de saha basılır ve otobüs camları yere iner. Bu ortamda her şeyi doğru beklemek çok zor. Ama bu doğru mu? Tasvip etmediğimi de söyledim.”
-“BU SEFER TUZAKLARI BİZ DE BİLİYORUZ”-
Mehmet Demirkol:
“Açıkçası yine endişeleniyorum. En azından o İsviçre ile yeniden oynayacağız. Bizi hareketlendirecek buysa ben yine yapardım.”
Fatih Terim:
“Ama bu sefer o tuzakları biz de biliyoruz. Ve o maçtan sonra bakarsanız da en centilmen takım biziz.”
Mehmet Demirkol:
“Bence bu medya bunun hakkını verdi. O Yunanistan’da yaşananlarda Milli Takım’ın çok delikanlı bir davranışı vardı ve medyada bunun hakkını verdi.”
-“ÇOK AĞIR CEZA VERDİM”-
Fatih Terim:
“Ben itiraz etmiyorum. Yanlış anlamayın. Bazı konularda mahkeme devam ettiğin için çok da konuşmuyorum. Ama şu gerçek, ben Emre’ye teke tek de belki de kimsenin veremeyeceği çok ağır ceza verdim.”
Mehmet Demirkol:
“Keşke bunu daha önce söyleseydiniz.”
-“OYUNCUMU SATMAM”-
Fatih Terim:
“Özür dilerim. Olabilir. Benim çok ağır cezalandırdığımdan emin olabilirsiniz. Kendim odama çekerek konuştum. Kamuoyunun önünde ben oyuncumu satmam.”
Mehmet Demirkol:
“Hocam özür dilerim Leeds maçını hatırlatacağım. Dövdünüz çocuğu.”
Fatih Terim:
“Hayır dövmedim. İtekledim.”
Atilla Gökçe:
“Abartılı Güç” kullanıldı diyebilir miyiz.”
Fatih Terim:
““Orantısız Güç” diyebiliriz. 30 saniye önce Kewell yanlış atılmıştı. “Aman dikkat birinizi atacak” dedim. O zaman da 11-10 bırakınca serzenişte bulundum. Ama sonra da gönlünü aldım.”
-MEDYAMIZLA SORUN OLACAĞINI SANMIYORUM-
Okay Karacan:
“Juventus-G.Saray maçlarındaki gibi bir destek istiyorsunuz. Yaklaşık 3 haftalık bir hazırlık döneminiz var. Bu kampta ne kadar iletişim kurabileceğiz. Bizler futbolcularla ne kadar görüşebileceğiz. Sorularımız sınırlı. Meslektaşlarımızın kaçırdığı soruları yakalamaya çalışıyoruz. Bizim de bir takım malzemeye ihtiyacımız var. Hatta Reuters muhabirinin “Ben İsviçre takımıyla havuz başında limonata içerken sizinkiler ne yapıyor bilmiyorum” diye serzenişte bulunduğunu biliyorum. Hatta 2000’deki küçük bir anımı söyleyeyim, Reuters muhabiri geldi, “Sen arabayı kurmuşsun ne yapıyorlar biliyor musun?” dedi. Ben de “Bilardo oynuyorlar, kaset izliyorlar” dedim. Reuters bu haberi geçti ve İstanbul’dan beni arayacak yayında söylemem için bu bilgileri ilettiler. Dolayısıyla bu seferki nasıl bir süreç olacak. Bir soru daha eklemek istiyorum. Bizim oyuncularımız çok kolay tahrik ediliyorlar, Kezman-İbrahim Üzülmez’i hazırlıyorum. Beckham-Alpay var. Yani burada Türk oyuncularla yabancılar olarak ifade ediyorum Kezman’ı o yüzden söyledim yanlış anlaşılmasın. Bununla ilgili bir çalışmanız-terapiniz olacak mı?”
Fatih Terim:
“Ben Juventus maçlarında olduğu biri bir destek olacağını düşünüyorum ve bekliyorum. Biz Juventus ile iki maç oynadık. Medyamızla da bir sorun olacağını düşünmüyorum ve desteğini de alacağını düşünüyorum. Almalıdır diye de düşünüyorum. Türkiye’den giden ya da oradan yaşayan oranın bir bayram yeri olacağını bilmelidir. Avrupa’nın 50 küsür ülkesinin olduğu yerde biz varızdır ve bu başarıdır bununla övünmemiz gerekir. Medya ilişkilerine gelince, maçlar bitti medyaya iki şey kaldı, transfer ve Avrupa Şampiyonası. Bu 4-5 günlük kampın tek sebebi budur, sponsorlar da rahat gelsin, piknikler olsun ve bir saniye de medyayı dışarıya çıkartmadım. Şu ana kadar pek suiistimal eden de yok. 11-10 Mayıs başlayan Antalya Kampı dahil olmak üzere 31 Haziran’a kadar olan tüm program saat-saat dakika-dakika hazır. Bazı antrenmanları 45 dakika bazılarını da açık olarak ayarladık. Antrenmanlarda seyircimize de yer vereceğiz. Saklanmış, kaçan ilişkisini kesmiş bir Milli Takım görmeyeceksiniz. Ancak zamansız işlere alet eden de görmeyeceksiniz. Çağdaş yakınlaşma neyse biz de oraya gideceğiz. UEFA’nın verdiği röportaj izinlerine sadık kalacağız. İmza günlerimiz olacak. Ben kimsenin haber adına sıkışacağını zannetmiyorum. Ama şu ana kadar 100 küsur teklif aldık ve çoğu yabancı medyadan gelen. Bunları da senkronize etmek kolay değil. Burada kesinlikle bir inat duruşumuz olmayacak.”
Atilla Gökçe:
“Milli Takım’a oyuncu veren bir büyük kulübümüzün oyuncularına kağıt imzalatarak röportaj kısıtlamasına gittiği söyleniyor. Bu gerçek midir? Bu durum karşısında söyleyecekleriniz neler?”
Fatih Terim:
“Bildiğim kadarıyla bütün arkadaşlarımız takımlarından izin almıştır ve bir sorun yoktur. Bazen kulüpler oyuncularına konuşma yasağı koyuyor. Bu İtalya’da da böyleydi. Ama bu turnuva için biz herkes için izin aldık. Olması gereken de budur. Burası Milli Takım’ın çatısının altıdır.”
Atilla Gökçe:
“Bazı oyuncuların “Ben konuşmama kararı aldım” demesini nasıl yorumlarsınız?”
Fatih Terim:
“Ben bu tip durumlarda şu tavsiyeyi veriyorum, iyi ile kötüyü aynı kefeye koymayın.”
-KRİTERLE YABANCI SINIRI KALKABİLİR-
Uğur Meleke:
“Son tura geçtiğimiz için gelecekle ilgili sormak istiyorum, bu sene Şampiyonlar Ligi’nde oynayan ve son 8’e kalan takımların 6’sı 4-3-3 oynadı ya da yakındı. Takım sayıları azaltılabilir mi? Yabancı sınırlandırılması var sizce nasıl olmalı?. Milli Takım hocası olduğunuz kadar aynı zamanda kanaat önderisiniz. Play-Off, Play-Out uygulaması için ne düşünüyorsunuz?”
Fatih Terim:
“Yabancı sınırlandırması kriterli olmalı. Yoksa serbest olması benim için sorun değil. Kriterler olmalı. Millilik sayısı gibi. Yoksa yarın önüne geçilmez. Özellikle ikinci lige konan Play-Off yerindedir. Bu sayede 10 takım iddia içerisindedir. Süper Lig için kaliteli bir yapı, az takımla olur diye diyebilir miyiz bilmiyorum. İngiltere, İspanya 20 takımlı. Almanya 18 mesela. Ama ben burada takım sayısından çok bakış açısı önemli diye düşünüyorum. Süper Lig için Play-Off, Play-Out olabilir. UEFA için de faydası olabilir. Bazı ülkeler 4’er 4’er girerken biz de 1-1 ya da 2-2 gidiyoruz. Bu da başarınızla alakalı. Avrupa’da alacağımız başarılı sonuçlar ligimizdeki 5, 6, ve 7’i dizer. Ama mevcut durumda 5’ler 6’lar 7’ler hedefsiz kaldı. İtalya’da son 3 düşerken 4. Play-Out oynuyor. Zaten iyi olanlar örnek olarak alınabiliyor. Türk futbolundan bir takım değişiklikler için tam zamanıdır. Ben Federasyon’umuzun da iyi çalışmalar yaptığını düşünüyorum.”
Uğur Meleke:
“Ulusal Takmı az maç yapıyor. Balkan ülkeleri ile bir temas düşünüyor musunuz?”
Fatih Terim:
“Federasyon ile ortak görüşümüz olarak Balkan ülkelerine yazı yazdık. B takım gibi 8 takımla bir şey düşünüyoruz. A2 gibi olacak. Ama ciddiyet halinde bize verilmiş özel günleri ayarlayarak kimseyi rahatsız etmeden. A2 çok önemli bazılarına A Milli’de şans seremiyoruz ama bazılarını da kazandık. Herhalde son bir kez daha toplanacağız ve başlayacağız.”
“HİÇ MAĞLUP OLMADAN DA ŞAMPİYON OLDUK”
Mehmet Demirkol:
“Kariyerinizi herkes biliyor, bunları bir kez daha söylemeye gerek yok. İçerisinde her şey var. Ama büyük bir turnuvada Ulusal takımla beklenen başarı yok. Bu sizi endişelendiriyor mu? Ya da sizin için başarı nerede?”
Fatih Terim:
“Matematiği hiç yapmadım henüz ama onun dışındakileri düşünüyorum. 96’da ilk iki maç hakikaten yazık oldu, tecrübesizliğimiz. Ama şimdi çok enteresan bir takımdayız. Buradan çıkmak çok önemli. 31’ine kadar da program yaptık, 15’inde de kesebilirdim. Ama bu inancımın, iyi niyetimin göstergesidir. Dolayısıyla evet, yükseği hedefliyorum ve öyle de olmalıdır. Ben bir büyük turnuvada hiç mağlup olmadan da şampiyon oldum. Bu da var. Ben oyuncularıma inanıyorum. 6 aydır da çok iyi bir hazırlık yaptık. Bazı oyuncularımızın öyle kasetleri var ki aynı hatayı bir daha yapması mümkün değil. Çok iyi bir hazırlık yaptık. Ben de düşünüyorum, attıkça atıyor, azdıkça azıyor diye ama yanlış anlaşılmasın Dünya futbolu için lazım. “Sonra Ronaldo yoktu da o yüzden oldu” olmasın. Onun için her türlü hazırlanıyoruz.”
Mehmet Demirkol:
“4-3-3’ün göbeğinde Nihat mı var?”
Fatih Terim: