Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Galatasaray’ın Real Madrid karşısındaki aslanlar gibi mücadelesi haliyle bizim de göğsümüzü kabarttı. Dileriz benzer mücadeleyi bugün de Fenerbahçe gösterir... Ve yine dileriz bugün alınacak iyi sonucun ardından Sarı-Lacivertli ekip kupaya uzanır. Haftanın en önemli olayı elbette ki Galatasaray’ın ve Fenerbahçe’nin Avrupa Kupaları’ndaki mücadeleleri idi. Ve bir de Fatih Terim’in açıklamaları...

Şu bir gerçek, Fatih Terim, Türk Futbol Tarihi’nin en önemli isimlerinin başında gelir. Hep tarih yazdı. Yazmaya da devam edecek... Ama bizim de bazı konuları yazmamız gerekiyor. Somut örnekler vereyim: Fatih Hoca, her ne kadar konu ile ilgili yazanları taşeron olarak ilan etse de... Ben yine yazayım. Çünkü... Basın camiasında kimlerin taşeron olduğunu, kimlerin olmadığını herkes çok iyi biliyor. Ve şunu söylüyorum: Bugünkü Disiplin Kurulu toplantısına Ünal Aysal başkanlık yapsa... Yardımcıları da Ali Dürüst ve Adnan Öztürk olsa... Terim’in alacağı ceza 8 maçın altına düşmez.

Raporları ve talimatı iyi bilen bir kişi olarak bunu söylüyorum. Kimse de merak etmesin... Disiplin Kurulu, birilerinin etkisinde kalsa bile, benim etkimde kalmaz! Şimdi asıl soru şu: Fatih Terim, Real Madrid maçında, Mersin İdman Yurdu maçında olduğu gibi elinde bulunan topu, protesto amacıyla hızla yere atsaydı, hakem tarafından tribüne yollanır mıydı? Şu da var: Önceki gece Fatih Terim’in eline top geldiğinde heyecanlanmadım değil... Yere vursa acaba ne olur diye merak ettim. Vurmadı! Sorunun cevabına geleyim: Bilgisine ve beynine güvendiğim 5 kişiye sordum... Bu 5 kişinin de uluslararası arenada görev yapmış olan ve dünya futbolunu çok iyi bilen kişiler olduğunu hemen belirteyim. Değişik cevaplar geldi... Kimi, “Fatih Hoca hemen atılırdı” dedi. Kimi de “Atılmazdı, sadece uyarılırdı” dedi. İşin özü şu: UEFA’nın, “Teknik adamlar, sorumlu davranmalıdır” şeklinde talimatı var.

Ülkemizde bu sorumluluk pek yerine getirilmediği için, yine UEFA’nın uyarısı ile ligin devre arasında Merkez Hakem Kurulu tarafından ağır bir karar alındı. Fatih Hoca da işte bu kararın kurbanı oldu. Fikir cimnastiği açısından başka bir örnek vereyim: UEFA’nın organizasyonlarında, diyelim ki Şampiyonlar Ligi ya da Avrupa Ligi maçlarında, eğer bir futbolcu, hakeme, “Rakibe sarı kart göstersene” şeklinde el işareti yaparsa, kendisi sarı kart yiyor, malumunuz... Haliyle ligimizde de aynısı oluyor. Ama... FIFA organizasyonlarında, diyelim ki Dünya Şampiyonası maçlarında, aynı hareketin karşılığı sarı kart olmuyor.

Hakem “oyna” diyor! Demem o ki... Uluslararası arenada bile bu konuda bir standart yok.

İYİ TABELA KALDIRIYOR!
Fazla değil, en geç 3-4 yıl sonra... Bakalım Süper Lig’in yükünü hangi hakemler çekecek? Yıllardır hakem yetişmiyor. Öyle ki... Üst klasmana alınacak isim bulunamıyor. Ligin yükünü hep belli hakemler çekiyor. Allah sizi inandırsın, sadece ve sadece saha kenarında iyi tabela kaldırdığı için Süper Lig kadrosunda bulunan hakemler var. Bir tek maç yönetmeden, bir kez Süper Lig’de düdük çalmadan, en az 6 yıldır üst klasmanda bulunmak mümkün mü? Ülkemizde mümkün... Üstelik yaş 40’a gelmişken... Dört dönüm bostan, yan gel yat Osman! Çünkü yollasanız, yerine alacağınız hakem yok. Tabii bu yanlış politikaların sonucu... 3-5 yıl sonra deniz bitecek. Halen Süper Lig’in önde gelen hakemlerinin tamamına yakını 10 yıl önce piyasaya çıktı. O günden bu yana... Vasatı aşamayan 3-4 hakem geldi. Demem o ki... Avrupa’da başarı ile düdük çalan hakemlerimiz, elbette ki hepimizin gururu... Ama yarınları niye kimse düşünmüyor!

GÜVENLİK SORUNU
Fatih Terim çok net bir şekilde “Disiplin Kurulu’na ve Tahkim Kurulu’na hiç güvenmiyorum” dedi. Sonuna kadar haklı... Zaten bırakın başkalarının güvenini... Bu iki kurul bile birbirine güvenmiyor. Disiplin Kurulu’nun siyah dediğine, Tahkim Kurulu beyaz diyor. Üstelik her önemli olayda... Hem de öyle bir diyor ki, yaptığı kısa açıklamalarla Disiplin Kurulu’nu resmen eziyor. “Kardeşim, talimatı hiç mi bilmiyorsun” şeklinde açıklamalara yer veriyor. Savcı pozisyonunda bulunan Hukuk Kurulu’nu ise hiç sormayın. Onlar da ‘tavşan kaç, tazı tut’ diyor. Etik Kurulu’na gelince... Bu kurulun da ne derece etik olduğunu daha önce hep beraber gördük. Güya... Türk futbolunun asayişi, disiplini, güvenilirliği ve marka değeri bu kurullara emanet edilmişti. Sonuç... Emanet delik deşik oldu.

CEZALAR NASIL VERİLİYOR?
Sık sık sorulur, bir kişiye ya da takıma verilecek cezayı nereden öğreniyorsunuz, diye... Aslında gayet kolaydır bu... Futbol Federasyonu’nun bir Disiplin talimatı var. Yani bir bakıma kara kaplı defter... Bir gazeteci olarak hakem ya da temsilci raporlarının içeriğini öğrenirseniz eğer... Gerisi çok kolay. Küfür mü var raporda... Ya da sportmenliğe aykırı bir davranış... Disiplin talimatının ilgili maddesine bakıyorsunuz... Anında karşılığını öğreniyorsunuz. Yani öyle atla deve bir iş değil... Yeter ki ilgili kurullarda bulunan birileri yamukluk yapmasın...

CEZALAR İÇİN KARAR GÜNÜ
G.Saray-Mersin İY maçında yaşanan olaylarla ilgili cezalar bugün belli olacak. TFF Disiplin Kurulu, Fatih Terim’in yanı sıra Hasan Şaş, Ümit Davala ve G.Saray Kulübü’nün saha olayını bugün karara bağlayacak. Hakem ve temsilci raporları doğrultusunda konuyu değerlendiren Hukuk Kurulu, Terim’i ‘küfür ve hakaretin’ yanı sıra ‘sportmenliğe aykırı davranıştan’ Disiplin Kurulu’na sevketmişti. Terim’in bu paralelde çok ağır bir ceza alabileceği öğrenildi. Hasan Şaş’ın ve Ümit Davala’nın da yine ‘sportmenliğe aykırı davranış’ kapsamında cezalarının ele alınacağı ifade edildi. Ayrıca taraftarların sahaya girmesi nedeniyle de ayrı bir sıkıntı yaşanıyor. Cimbom’un ‘ağır para’ ya da ‘1 maç seyircisiz oynama’ cezasına çarptırılacağı kaydedildi.