Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

İstanbul’da hava mevsim normallerinin üstünde. Kışla inatlaşan güneş içimizi ısıtıyor. Buluşacağımız mekâna geldiğinde yüzünde kocaman bir gülümseme var Beste Kökdemir’in. 24 yaşında ve Başak Burcu ama burçlara pek inanmıyor. “Balık hafızalıyım” diyor, unutkanlığından şikâyet ederken. Kahvemizi söyleyip ilk yudumları alıyoruz... Orhan Eskiköy’ün yönettiği ‘Taş’ filminde Suna olarak karşımıza çıkan Kökdemir ile filmini ve hayatı eşeledik; şöyle ki... HT Pazar'dan Ekin Türkantos'un haberi...

Taş nasıl bir hikâye, canlandırdığın Suna’nın filmdeki yeri nedir?

Zamansız ve mekânsız bir film. İnanç sistemini sorguluyor. Suna, ailenin küçük kızı, ailedeki çatışmaların arasında kalan, içe kapalı, sıkışmış ve olayları mantıklı çözmeye çalışan biri.

Karakterin seni zorladığı yer neresiydi?

Sete mutlu mutlu gittim. 1 hafta sonra rol arkadaşlarım “Beste yaşlandın, farkındasın değil mi?” dediler. Suna’nın çok ağır bir duygusu vardı. Genç yaşa rağmen şımarıklık yapacak lüksü yok, ailesinin sorumluluğunu omuzlarında hissediyor. Filmi ıssız bir köyde çektik. Orada içe dönme fırsatı bulduğum için karakteri iyice hissettim, bu çok zevkliydi.

‘RUTİNE DÜŞMEK BANA GÖRE BİR ŞEY DEĞİL

Daha önceki röportajımızda “Görünür olmayı seviyorum. Ve sürekli dönüşebilmek hoşuma gidiyor” demiştin. 5 yaşındaki tutkulu Beste’nin bugün olduğu hal, aldığı yolu anlatır mısın?

Bir şeyin açlığından dolayı görünür olmayı istiyorsun. Beni anlayan bir ailem vardı. Herkes bir insanı anlarken kendi tecrübelerine, zihnine göre anlar ya, ben başka bir şey anlatmak istiyordum ve bu içime içime patlıyordu. Bu yüzden çok fazla görünür olmanın açlığını hissettim. Kendimi ifade etme şeklim, oturup insanlarla sohbet etmek olmayacaktı. Daha vurucu, daha kalıcı bir şeye ihtiyacım vardı. Kendi yolculuğumda en fazla öne çıkan şey çok fazla tutkulu olmam. Her zaman bunu fışkırtabileceğim bir alan arıyorum. Boşlukta olma hissi, rutine düşmek asla bana göre değil. Daha cesaretli olacağım bir hayat istediğim için oyuncu olmak çok mantıklı geldi.

Hayat amacını buldun mu?

Hayır çünkü onu bulmaya çalışmıyorum. Her şey etki ve tepkiyle şekilleniyor. Hayat amacım her neyse sürekli değişecektir.

Kendinde tahammül edemediğin şeyler neler?

Bazen saçma korkularım olabiliyor. Yürüyen merdiven mesela. AVM’lere bu yüzden tahammül edemiyorum. Dışarıdan bir göz olarak kendimi izleyip zihnimin bana rahatlıkla oyun oynayabildiğini görebiliyorum.

Sana “İyi ki oyuncu olmuşum” dedirten şeyler neler?

Asla rutin bir hayatımın olmaması... Bilinmezlik sayesinde benim de cesaret göstermem gerekiyor. Bu işi yaptığım için çok mutluyum, cuk oturdu. Diğer oyuncular gibi “Set saatlerimiz belli değil” demiyorum çünkü bu belirsizliği istedim.

Boks yapıyorsun...

Çocukluğumdan beri dövüş sporlarıyla ilgileniyordum. Tabii ki bir kadınım, hassas ve kırılganım ama bir yandan içimdeki eril gücü de hissediyorum. Çıt kırıldım bir insan değilim.

Nasıl iz bırakmak istersin?

İlham vermek önemli. İnsan istediği her şeyi elde edebilecek güce sahip. Oysa kabuğundan bir çık. O söndürdüğün ateşi yak, her şeyi yapabilirsin.