Araştırmalara göre; çocukluğunu siyah - beyaz televizyon izleyerek geçiren kişilerin rüyalarını hâlâ büyük oranda siyah - beyaz görmeye meyilli. Renkli televizyonla büyüyen nesiller ise rüyalarını neredeyse tamamen renkli görüyor.
Televizyon, rüyalarımızı bile etkiliyor
Günlük yaşantımızın en sadık eşlikçisi olan televizyon, icadının üzerinden geçen 100 yıla rağmen hâlâ hayatımızın merkezinde bulunuyor. Rüyalarımıza sızacak kadar güçlü bir etkisi olan bu 'Büyülü kutu', izleme alışkanlıklarıyla kuşaklar arasındaki değişimin de en canlı tanığı. Geçmişin nostaljik ekranlarından bugünün dijital devrimine uzanan bu serüven, beraberinde çarpıcı veriler ve şaşırtıcı hikâyeler taşıyor. Ve bir dipnot; Türkiye, küresel televizyon üretiminde % 16'lık pazar payıyla bu dev pastadan oldukça büyük bir dilime sahip
O zamanlar, herkesin evinde televizyon olmazdı.
Mahallede varlıklı ailelerin evinde bulunurdu.
Bazı akşamlar, o ailelerin davetiyle evlerinde toplanır, hep birlikte büyülenmiş gibi yayını izlerdik. Bir süre sonra da ekrana bakakalırdık. Çünkü yayın kesilir, ekrana bir vazo görüntüsü yansırdı. Sabit duran vazoya uzun dakikalar boyunca baktığımız olurdu.
Başlarda varlıklı ailelerin sahip olduğu televizyon, üretimi artınca belli ölçüde ucuzladı.
Temsili fotoğrafBir gün sokakta oynarken sokağın başında babam belirdi. Kucağında kocaman bir kutu vardı. Yaklaştıkça bunun bir televizyon kutusu olduğunu anladım.
Heyecandan sesim titreyerek eve koşup anneme seslendim; "Anne, anne! Babam, televizyon almış!"
Babam içeri girip kutuyu masanın üzerine bıraktı. Annemin şaşkın bakışlarına karşılık; "Öyle bakma hanım, taksitle aldım" dedi. Televizyonu kutusundan çıkarıp duvar kenarındaki sehpanın üzerine yerleştirdi. Biraz soluklandıktan sonra; "Gidip anteni de getireyim" diyerek kapıdan çıktı.
Temsili fotoğrafBabamın anteni alıp gelmesi sanki bir yıl sürdü; zaman geçmek bilmedi.
Döndüğünde o kadar yorulmuştu ki dama çıkıp anteni kurmaya yeltenince annem araya girdi; "Koca, akşam oldu. Anteni de yarın kurarsın."
Babam, ağabeyimle beni işaret ederek; "Sence çocuklar, bu gece uyuyabilir mi?" dedi.
Temsili fotoğrafBabam, büyük bir meşakkatle anteni kurup kabloyu aşağı sarkıttı.
Annem, kablonun ucunu televizyona bağladı, açma düğmesine ise ben bastım.
Ekranda çok fazla karıncalanma olduğu için babam dama çıkıp deneme yanılma yoluyla antenin yönünü bulmaya çalıştı. Aşağıdan babama seslendim; "Babacığım, görüntü var ama sesi çıkmıyor."
Temsili fotoğrafBabam, aşağı inip televizyonun ayarlarıyla uzun süre uğraştı ama nafile...
O akşam televizyonu mecburen sessiz sedasız izledik.
Babam, ertesi gün televizyonu dükkana götürüp değiştirdikten sonra eve gelip, yeniden heyecan dolu ama bir o kadar da gerilim yüklü kurulum yaptı.
Açtığımızda ekranda bir Charlie Chaplin filmi vardı. Vardı var olmasına ama ses yine yoktu.
Babam kendi kendine söylenip durdu; "Allah Allah, dükkanda denedik, sesi gayet iyiydi..."
Bir süre sonra film bitti. Ardından 'Kaynanalar' dizisi başladı.
Bir anda ses gümbür gümbür gelmeye başlamaz mı...
Charlie Chaplin filminin sinemanın 'Sessiz film' dönemine ait olduğunu nereden bilebilirdik ki?
John Logie Baird (1888 - 1946)Bir asır önce ütopikti. Görüntünün ilk kez kablolarla taşındığı o mucizevi andan bugüne kadar 100 yıl geçti. Zaman içinde hayatımızın merkezinde yer alan televizyon, siyah - beyaz karelerden, yapay zekâlı ekranlara uzanarak koca bir dünyanın, bir kutunun içine nasıl sığdırıldığını gözler önüne serdi.
Televizyonun temelleri, 1920’lerin ortalarında birçok mucidin eş zamanlı çabalarıyla atılsa da tarihteki en ikonik anlardan biri, 26 Ocak 1926'da İskoç mucit John Logie Baird'in Londra'da kraliyet ailesi ve bilim insanları önünde yaptığı ilk gerçek hareketli görüntü gösterimi oldu.
Temsili fotoğrafTelevizyon, geçen 100 yılda sadece bir eğlence aracı olarak değil, dünyayı birbirine bağlayan bir pencere görevini üstlendi. Örneğin insanlar, Ay'a ayak basılışını, olimpiyatları ve tarihi anları saniyesi saniyesine tüm dünyayla aynı anda izledi. Farklı coğrafyaların yaşam tarzları, hikâyeleri, oturma odalarımıza girdi. Siyasi tartışmalar ve belgeseller toplumsal bilincin şekillenmesinde önemli pay sahibi oldu.
♦ En Çok İzlenen TV Yayını... 2022'de gerçekleştirilen Kraliçe II. Elizabeth’in cenaze töreni, dünya çapında yaklaşık 5.1 milyar kişi tarafından izlenerek tüm zamanların rekorunu kırdı.
♦ En Çok İzlenen Spor Etkinliği... 2008 Pekin Yaz Olimpiyatları açılış töreni, yaklaşık 2 milyar izleyiciyi ekran başına kilitledi.
♦ En Uzun Süre Devam Eden Dizi... 'Guiding Light', 1937'de radyoda başlayıp 1952 - 2009 arasında devam etti. Dizi, 72 yıl sürdü ve toplam 18.262 bölüm yayınlandı.
♦ Hâlâ Devam Eden En Uzun Dizi... 1963'ten bu yana aralıksız yayınlanan 'General Hospital', 15.002 bölümü geride bıraktı.
♦ En Uzun Süre Devam Eden Program... NBC’nin haber programı 'Meet the Press', 1947'den bu yana olmak üzere 79 yıldır yayınlanıyor.
♦ İlk Reklamın Bedeli... Dünyanın ilk televizyon reklamı 1 Temmuz 1941’de New York’ta bir beyzbol maçı öncesi yayınlanan saat reklamıydı. 20 saniyelik bu reklam için şirket sadece 9 dolar ödedi. Günümüzde ise en pahalı televizyon reklamı, ABD'deki Amerikan futbolunun final maçı olan Super Bowl'un yayını sırasında 30 saniyelik reklam filmi için ödenen 7 milyon dolar.
♦ Türkiye'nin İlk Dizisi... 1974 'te TRT'de yayınlanan ve Halit Refiğ tarafından yönetilen 6 bölümlük Halit Ziya Uşaklıgil'in aynı adlı eserinden uyarlanan 'Aşk-ı Memnu'da başrolleri; Müjde Ar, Salih Güney, Şükran Güngör, Neriman Köksal ve Itır Esen paylaştı.
Türkiye'de en çok bölüme sahip dizi, 1993 - 1999 arasında ekranlara gelen 'Ferhunde Hanımlar' oldu. Günlük yayınlanan dizi, izleyicilere 1780 bölümde sunuldu.
'Ferhunde Hanımlar'Haftalık yayın akışına sahip olan diziler arasında ise izleyicilerle 1974 - 2004 arasında, aralıklarla buluşan 'Kaynanalar, 950 bölümle bu alanda rekor sahibi.
'Kaynanalar'Türkiye'nin toplam televizyon üretim kapasitesi, yıllık 35 milyon adet seviyesinde bulunuyor.
2025'te dünya genelinde yaklaşık olarak 210 milyon adet televizyon üretildi. Türkiye ise iç pazara ve Avrupa'ya yönelik olarak yaklaşık 35 milyon adetle küresel üretimin % 16'sına sahip durumda bulunuyor.
Ekran başından hiç ayrılmadan televizyon izleme rekoru 94 saatle 2016'da ABD'li Alejandro Fragoso tarafından kırıldı. Fragoso, 94 saat boyunca hiç uyumadan; 'Game of Thrones', 'Curb Your Enthusiasm', "Bob’s Burgers" ve 'The Twilight Zone'u izledi.
Alejandro Fragoso'da; halüsinasyonlar, aşırı yorgunluk, kalp ritminde hızlanma ve mikro uyku (Beynin anlık olarak kapanması) belirtileri gözlemlendi.
Türkiye'nin ilk televizyon deneme yayınlarını yapan İTÜ TV'nin anteni, 1952'de Taşkışla binasının çatısına bir minare ustası tarafından monte edildi.
Türkiye'deki ilk canlı yayın 12 Kasım 1961'de İTÜ TV tarafından yayınlanan Türkiye - Sovyetler Birliği futbol maçıydı.
TRT, renkli yayına 1981 yılbaşı gecesi bir denemeyle geçti. Tamamıyla renkli yayına geçilmesi ise 1984'te gerçekleştirildi.