Mehmet Çalışkan

Tuba Ünsal...
Sinemada ve TV'de son 20 yılın en etkin oyuncularından.
Sinema Filmi: 17
TV Dizisi: 22

Tuba Ünsal, bir kaç yıl önce bilgi birikimini olduğu kadar maddi birikimini de tiyatro için ortaya koymaya başladı.
Sabahattin Ali'nin 'Kürk Mantolu Madonna' adlı romanını aynı adla tiyatro oyunu olarak sahnelemeye hazırlanırken maliyeti nedeniyle evini ipotek ettirmeyi bile göze almıştı.
Tam o noktaya geldi ki oyuna son anda sponsor buldu.
'Kürk Mantolu Madonna', sezonun en sükse yapan oyunlarından biri olurken yüksek oranda seyirciyle buluştu.

Bu seferki hedefi 'Adı Aylin'...
Ayşe Kulin'in yayımlandığı dönem satış rekorları kıran romanını aynı adla tiyatro oyununa uyarlayacak.
'Adı Aylin' için koronavirüs salgını öncesi epeyce de yol almıştı.
Romanın uyarlamasını, daha önce Zülfü Livaneli'nin "Leyla'nın Evi"ni uyarlayan Zeynep Avcı yaptı.
Yönetmen Sinan Tuzcuoğlu...
'Adı Aylin'in kadrosunu oluşturma çalışmaları sürüyor.
Tuba Ünsal'ın yaklaşık 2 yıldır üzerinde çalıştığı, yine epeyce yüksek maliyete sahip olan oyunun sahne hazırlıkları karantina döneminden sonra tamamlanacak.
Hedef, 'Adı Aylin'i yeni tiyatro sezonuna yetiştirmek.
Karantina döneminin ne zaman sona ereceği hedefe ulaşılıp ulaşılmayacağını belirleyecek.
Yeni sezona veya bir sonrakine.
Hangi sezona olursa olsun, 'Adı Aylin'i mutlaka sahneleyecek.

Tuba Ünsal, karantina dönemini çocuklarıyla oyunlar oynayarak ve ev içinde çeşitli etkinlikler düzenleyerek geçirirken diğer yandan yeni projeler üzerine çalışıyor.
Tuba Ünsal, Habertürk 'Karantina Günlükleri' için insanoğlunun karantina döneminde ve koronavirüs salgınından sonra bir uyanış dönemine girmesi gerektiğinin altını çizdiği bir yazı kaleme aldı.

"Bir film senaryosu yazılsa ancak bu kadar korkutucu olabilirdi. Sınırları açık bir dünya hayal ederken sevdiğimize bir metreden fazla yaklaşamayacağımız, sürekli iki cümle arası 'el yıkamalı', 'makarna depolamalı' ve korkudan daha da kötü senaryolar ürettiğimiz bir yeni dünya modeline farkına varmadan geçiş yapmış olduk. 'Ne oldu bu hale geldik?' ve 'Nasıl bu halden çıkacağız?' soruları kafamızı kurcalarken mental olarak sağlığımızı da korumak için hapishanelerde uygulanan 'Meditasyonla akıl sağlığını korumak, istediğin hayal dünyanı yaratarak beyninin çalışma fonksiyonlarını rahatlatmak'' gibi yöntemleri birbirimize anlatmaya başladık."

"Temel soru; 'Bu süreçten en az hasarla nasıl çıkacağız?' ve 'Bu süreç bize ne öğretecek?'... Doğal kaynakları bu kadar hızla tüketirken doğaya katkı sağlamadıkça başımıza gelecekler bilim - kurgu filmlerini aratmayacaktır. Evdeki besin atıklarımızı doğru toplayarak doğal gübre yaparak çevremizdeki topraklara, bahçelere bir katkıda bulunabilir ya da evde kendi ekolojik hayatımızın başlangıcını yaratabiliriz. Bu aslında evrenle yaratacağımız alma- verme ilişkimizin bir başlangıcı olabilir. Biz bugüne kadar hep alan taraftık, artık doğal hayata katkı sağlama farkına varma döneminin geldiğini anlamalıyız."

"Atmosferde biriken metan gazı karbondioksit sera etkisi yaratarak küresel ısınmaya sebep oluyor. Sera gazı dengesi dünyanın yaşam yaratma gücü acısından çok önemli. Kömür, doğal gaz, nükleer enerji, petrol gibi ekosisteme zarar veren yöntemler yerini sürdürülebilir doğal enerji kaynaklarına bırakmazlarsa doğal afetlerle insanoğlu cezalandırılmaya ve hayat dengemiz dönüşü olmadan bozulmaya mahkum olacaktır. Bu konunun ise evde bir çözüm yöntemi ne yazık ki yok. Bizim yapmamız gereken ise bu dönemde durup farkına varmak ve hayatımızda 'Nasıl bir tüketim çılgınlığının içerisine girdik', 'Doğayı nasıl sonu yokmuş gibi tükettik' gibi bugüne kadar düşünmediğimiz konular üzerine düşünmek ve karşılıklı olarak adım atarak ilerlemek."

"Biz kozmopolit şehir hayatında sadece alarak doğal yaşam için hiçbir çözüm üretmeyerek bir kısır döngünün içine girdik. Belki de bu dengeyi eşitlemek için toprak anaya kendi atıklarımızdan ürettiğimiz kompost gübresini vererek başlayabiliriz. Bu sistem aslında bu kadar basit bir dengenin kurulmasıyla belki de değişebilecek bir sistem. Korona virüsünün yayıldığı Wuhan şu an en güvenli bölge halinde. Virüsten önce insanlar gri bir kirlilikte yaşıyorlardı. Wuhan hayata zorunlu olarak verilen virüs molasından sonra şimdi tepesinde kuşların öttüğü, mavi bulutların göründüğü bir kent haline geldi. Doğa anne zorunlu dersini insanoğluna vermeye başladı; 'Ya buna bir son ver ya da evlerde kapanıp din, dil,ırk gözetmeksizin basit bir hayatın, durma halinin içinde olacaksın'... Biz şimdi isyan etmeden durmanın, hayatın ritminin yavaşlamasının, sakince kendi merkezimizde var olmanın belki de keyfini süreceğiz. Bizler evlerimizde kaldıkça kuşlar mavi bulutların arasında süzülerek dolaşmaya doğa kendini yenilemeye devam edecektir. Sabır biraz sabır."

HABERTURK.COM'A ÖZEL YAZDILAR