Başkan Fatih Mehmet Maçoğlu ve onun giderek ‘Ovacık Modeli' olarak nitelendirilen yerel yönetim anlayışı gazeteci Erdal Emre tarafından merak edenler için kaleme alındı. Erdal Emre "Ovacık'tan Yeşeren Umut: Komünist Başkan" adını verdiği kitabında, Maçoğlu'nun çocukluğundan yatılı bölge i̇lkokulu yıllarına, duyduğu ilk ezan sesine verdiği tepkiden belediyesini ziyaret eden ülkücü ve milli görüşçü isimlerle aralarında geçen anekdotlara yer veriyor.

Habertürk muhabiri Öznur Karslı'nın haberine göre, kitap Fatih Mehmet Maçoğlu'nun "Elitler, kendilerini ‘sol' olarak da tanımlasa; onların iktidarlarını reddetmek, yoksulların, ezilenlerin, ötekilerin iktidarı olan sosyalizmde ısrar etmek lazım" cümlesiyle başlıyor.

"BİZ ÜLKÜCÜYÜZ ASLINDA..."

Telif gelirleri Ovacıklı öğrencilere eğitim desteği olarak bağışlanacak kitapta, dikkatle ve ilgiliyle okunan pasajlardan biri "Biz ülkücüyüz aslında' dediler" başlığı ayrılan bölüm. Bu bölümde anlatılanların kendisini çok etkilediğini söylüyor Maçoğlu:

"Trabzon ve Gümüşhane'den bir grup gelmişti. Aralarında 50 yaş üstü olanlar da, gençler de vardı. Burada bizimle tartışma yaptılar, görüştüler, konuştular. Konuşmanın bitiminden sonra kendilerinin ülkücü olduğunu söylediler. ‘Biz ülkücüyüz aslında ama neyi, niçin, nasıl yapmak istediğinizi öğrenmek istedik' dediler. Evet ya. Bizim de istediğimiz şey bu. Biz de böyle bir şey istiyoruz. Hatta hiçbir şey istemiyoruz. Devlet, belediye ürettiklerimize pazar bulsun yeter bize' diye konuştular. Oradan buraya kadar gelebilmeyi göze almaları, bizim için çok değerliydi."

"SAADET'LİLER DE "OVACIK BAŞKANINI GÖRELİM' DEMİŞLER"

Maçoğlu'nun 'komünist köyü'ne giden farklı ideolojideki isimler sadece ülkücüler değil. Maçoğlu kitapta bir grup Saadet Partili'nin de Ovacık'a gittiklerini anlatıyor: "Mesela Saadet Partisi'nden de bir grup geldi. Önce oturduk, biraz konuştuktan sonra; ‘Biz Saadet Partisi'nden geliyoruz' dediler. Çok güzel bir tartışma yürüttük. Saadet Partisi'nden gelenler Batman, Mardin, Diyarbakır İl Başkanlığı'ndan geldiler. Bu bölgenin tamamından sorumlu parti yetkilileri. Bölgeyi gezmeye gelmişler, Dersim merkeze de gelmişler. Dersim merkeze gelirken de ‘Ovacık Belediye Başkanı'nı görelim' demişler."

"İNANÇSAL TAKIŞMANIN FARKINDAYDIK AMA TARTIŞABİLDİK"

"Ülkenin genel sorunlarını konuştuk. Takip ediyorlarmış bizi. Bazı konularda bizi doğru buluyorlarmış. Özellikle dayanışma ve kolektif çalışmayı, üretime önem vermemizi doğru buluyorlar. Bir de sosyal devlet, sosyal bir yaşam biçimini öne çıkarmamızı önemsiyorlarmış. İnançsal boyutta zaman zaman takışacağımız şeylerin olduğunun da farkındaydılar. Biz bu tartışmaların hepsini yapabildik. Onların ‘evet' dediği, bizim de ‘evet' dediğimiz şeyler var ama ideolojik değildi bunlar, daha çok bu coğrafya ile ilgili konulardı. CHP'den de bazı milletvekilleri özel görüşmeye geldi. Bazı AKP'li Belediye
Başkanları da ‘Biz görüşmek isteriz' dedi. Ülkenin genel durumundan kaynaklı dikkat etmeye çalışıyorum. Çünkü en ufak bir şeyi çok büyüten bir
ülkeyiz."

"NEDİR BU DEDİM, 'BU EZANDIR' DEDİ"

Maçoğlu yatılı bölge ilkokulunda okuduğu dönemde ilk kez ezan sesi duyduğu anı ise kitapta şöyle anlattı: "Hiç unutmam bir gün koğuşta yatarken sabaha doğru bir ses duydum. Çok güzel bir ses. Ne olduğunu bilmiyorum tabi. Türkü gibi geliyor. Yaz havası gibi geliyor ya da bir yakarış gibi bir şey geliyor kulağıma. Aynı okuldan beraber kazandığımız Kazım Baş adında arkadaşım üst ranzada yatıyordu. Ben alttan vurdum ranzaya. 'Kazım kalk kalk' dedim. 'Bir ses var, nedir bu' dedim. 'Bu ezandır' dedi. Hiç duymamıştım, duymuşsam da o güne kadar hiç fark etmemiştim. Bir de düşünsene annenden babandan kopmuşsun, ele gitmişsin derler ya. Orada böyle bir sesin bir şeyin seni çok etkilediğini düşün. Ben 'kalk, kalk' dedim. O 'Sus kimse senin ezanı bilmediğini düşünmesin' dedi. Ben de sesimi kestim, yorganın altına girdim."

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri