Yalnızlık nasıl 21'inci yüzyılın en önemli sağlık sorunlarından biri oldu?
Çoğunlukla ön yargılarla karşılanan ya da küçümsenen yalnızlık sorunu artık bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınmaya başlıyor.
ABONE OLÇoğunlukla ön yargılarla karşılanan ya da küçümsenen yalnızlık sorunu artık bir halk sağlığı sorunu olarak görülüyor.
Öyle ki saygın bilimsel yayınlardan biri olan Lancet, Temmuz ayında yalnızlık ve sosyal izolasyonu araştıracak özel bir komite kurduğunu duyurdu.
Bunun sebebiyse yalnızlığın büyüyen bir sorun olarak beden ve akıl sağlığını olumsuz etkilemesi.
Bilim insanları sosyal bağlardaki zayıflamanın, kardiyovasküler hastalıklarda artış, hipertansiyon, diyabet, bulaşıcı hastalıklar, bilişsel işlevlerde bozulma, depresyon ve anksiyete ile ilişkili olduğunu söylüyor.
Peki yalnızlık bir halk sağlığı yaklaşımıyla ele alınabilir mi?
Konuyu yakında ele almaya başlayacak olan komitenin fikri, mevcut en iyi bilimsel kanıtlara göre yalnızlığın ne olduğunu, nasıl tanımlanabileceğini ve onunla mücadele etmenin ana yollarının neler olduğunu tam olarak tanımlamak.
Çünkü yalnızlık öznel bir deneyim ve yalnız kalmakla aynı şey değil. Yalnızlık hissi büyük ölçüde kültürel normlarla şekillendiriliyor. Bu öznellik bilim insanlarının karşılaştığı en önemli zorluklardan biri.
BBC News Brezilya servisinden André Biernath'a konuşan, Rio Grande do Sul Katolik Üniversitesi'nin Beyin Enstitüsü'nde Psikiyatrist Lucas Spanemberg, “Yalnızlık hissi bireysel bir deneyimdir. İzole yaşayan pek çok insan aslında kendini yalnız hissetmez" diyor ve ekliyor:
“Tam tersine, diğer bireylerle çevrili olmaları bu insanların kendilerini çevreleriyle bağlantılı hissettikleri anlamına gelmez.
"Yalnızlık, duygusal ve davranışsal sonuçları olan, bir sosyal gruba ait olmama, kopukluk hissidir ve bu, zihinsel ve fiziksel sağlık açısından bir dizi olumsuz sonuçla ilişkilidir".
Yalnızlık ile beden ve zihin sağlığı arasındaki ilişkiyi inceleyen farklı araştırmalar var.
2010 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ndeki (ABD) Brigham Young Üniversitesi'nde yapılan ve güçlü sosyal ilişkileri olan bireylerin, yaşadıkları çevreyle daha az etkileşim kuranlara kıyasla daha uzun süre hayatta kalma olasılıklarının yüzde 50 daha fazla olduğunu ortaya çıkarmıştı.