Duyguların dijital çağı: Anlaşılmak mı, algoritmayla teselli bulmak mı?
Gelişen yapay zekâ sistemleri artık yalnızca kelimeleri değil, duyguları da analiz ediyor. Ancak insan beyninin karmaşık dünyasında, "anlamak" ile "tanımak" arasındaki çizgi hâlâ bulanık. Peki biz, bir algoritmanın empatisine gerçekten inanabilir miyiz? İşte detaylar...
ABONE OLYapay zekâ teknolojileri artık insan yüzündeki bir gülümsemeyi ya da yazıdaki bir kırgınlığı tanıyabiliyor. Fakat bu, duyguların gerçekten anlaşıldığı anlamına mı geliyor, yoksa sadece iyi bir simülasyon mu?-
Bir zamanlar “yapay zekâ” denildiğinde akla soğuk, mekanik robotlar gelirdi. Oysa bugün bu “robotlar” artık cebimizde, bilgisayar ekranlarımızda ya da evimizdeki akıllı asistanların içinde yaşıyor. Onlarla konuşuyor, fikir alıyor, hatta zaman zaman duygularımızı paylaşıyoruz.
Bu dönüşüm, modern insanın psikolojisi hakkında önemli bir gerçeği ortaya koyuyor: Artık yalnızca bilgi değil, duygu paylaşımı da dijitalleşiyor.
Son yıllarda yapılan araştırmalar, özellikle gençlerin chatbot’larla duygusal bağ kurma eğiliminde ciddi bir artış olduğunu gösteriyor. Replika, Pi, ChatGPT gibi sistemlerle düzenli sohbet eden kullanıcılar, bu araçları “empatik” ve “anlayışlı” olarak tanımlıyor.
Oysa ortada gerçek bir empati değil, yalnızca iyi eğitilmiş bir dil modeli bulunuyor. Bu, karmaşık algoritmaların oluşturduğu bir duygu simülasyonudur.