Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar
Gülenay BÖREKÇİ / HT PAZAR

gborekci@htgazete.com.tr

Kadına yönelik şiddetle ilgili verilere baktığımızda dünyada ve bizde ürkütücü rakamlar çıkıyor karşımıza. Acaba gerçekten öyle mi, yoksa bütün bu karanlık aslında ataerkil düzenin ciddi şekilde sarsıldığının ve kadınların hızla güç kazandığının göstergesi olabilir mi? Farklı alanlardan 5 feminist kadınla, feminizmin bugününü, kadın hakları ve şiddet konusunu konuştuk

25 Kasım, “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü”ydü. Bu sebeple hafta boyunca toplantılar, seminerler, yürüyüşler düzenlendi, çokça konuşuldu ve tartışıldı, her kesimden feminist kadın hem itirazlarını dile getirdi hem de çözüm önerilerini paylaştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 25 Kasım konuşması geldi sonra. “Bu meselede en önemli kriter olarak eşitlikten ziyade eşdeğer kavramını, adalet kavramını görmek zorundayız” diyordu Erdoğan. Bu makul cümlenin ardından kadının kırılganlığından, narin yapısından söz etmese iyiydi. Dindar feminist Berrin Sönmez’in dediği gibi, konuşmasında kadının güçsüzlüğünü vurgulayan, onu salt anneliğe indirgeyen bir ton gizliydi sanki. Erdoğan, Twitter’da bir ara epey yaygınlaşan #lifeofamuslimfeminist, yani “Müslüman bir feministin hayatı” hashtag’inin altına yazılanları haklı çıkarmak istiyordu adeta.

Mesela bir “Müslüman feminist” şöyle yazmıştı: “Müslüman toplumlarda gördüğümüz haksızlıklardan bahsederek ‘kadın hakları’ vurgusu yaptığımızda, bize hep ‘İslam’da kadın hakları zaten var’ argümanıyla itiraz ediliyor.” Bir diğeriyse şöyle yazdı: “Müslüman erkekler, İslam’ın 400 sene önce zulümle ve kız çocuklarının öldürülmesiyle mücadele etmesinden gurur duyuyor, fakat kadın hakları konusunda bugün suskun kalıyorlar.”

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ