Fuayeden salona bir seyirci anatomisi
Bu hafta kültür-sanat yöneticiliği eğitimimden deneyimimle ufak bir segmentasyon çalışması yaptım...
ABONE OLBir itirafım var; konserlerde sizi gözetliyorum. Kınamayın beni dostlar; salon karardıktan sonra, o pür dikkat konsantrasyonunuzla öyle tatlı oluyorsunuz ki.... Ama asıl malzeme konser öncesi ve aralarda. Hele fazla seyircisi olmayan klasik müzikte sizleri tek tek seçmek mümkün. Bu hafta kültür-sanat yöneticiliği eğitimimden deneyimimle ufak bir segmentasyon çalışması yaptım...
Nirvana, VIP Düğün Salonu bir elti, bir görümce için neyse Cemal Reşit Rey de bu güruh için odur. Onlar konserin düğün sahipleridir. Hele de organizasyona en ufak bir dahiliyetleri varsa... “Sıradan” seyirciye sadece bir misafir olduğunu, mekânın onların olduğunu belli etmek için oradadırlar. Genellikle tercih edilmeyecek kadar dantelli, bohem elbiselerin altında spor ayakkabılar, kadife ceketler, fularlar Rönesans, rokoko dönemlerine selam çakar, müzisyenliğin bir heves değil köklü bir gelenek olduğunu bildirir. Salonda aşağı yukarı bir koşuşturma halindedirler. Hele bir de hocaları oradaysa kendinizi bir arkadaşınızın akraba ziyaretine düşmüşcesine yalnız hissedersiniz.
Bu ekip, konsere kıyafetle değil kostümle gelir ve lise müzik hocanıza olan özleminizi gidermek için birebir hatta kim bilir belki lise müzik hocanızın ta kendisidirler. Dolaplarının en nadide parçalarını en özel konserlerde biz müzikseverlerin beğenisine sunarlar. Kış günü giyilmiş plaj elbisesinin altında kayak botu, desenli çorap üstüne bir köşesine muhakkak çiçek veya tül yerleştirilmiş bir şapka ve mutlaka bir iki etnik takı takarlar. En enteresanı, kostümlüler öyle bir ekip halinde gezerler ki şaşar kalırsınız. İnsan aynı müzik zevkini paylaştığı birini bulmak için bile zorlanırken, kostümcüler nasıl 3-4 kişilik gruplar oluşturabiliyor, çözmek mümkün değil.