Mustafa Duyar, neden teslim olduğunu anlatıyor
Sabancı Suikastı tetikçisi Mustafa Duyar'ın İstanbul Emniyeti'nde 31 Aralık 1996 tarihinde kendi el yazısıyla verdiği, "Neden teslim oldum?" başlıklı ifadesi
Annemi üvey babam öldürdü
“Beni teslim olmaya götüren nedenleri anlatmadan önce, örgütlü mücadele içinde olmama iten koşullardan söz etmem gerekir. Yaşamım zorluk içinde geçti, hayatın zor yanlarıyla mücadele etmem gerekti. Babam yoktu. Annem beş çocuğu ile bize namusuyla bakma savaşı veriyordu. Bir üvey babam vardı. Ama ruhsal olarak dengeli bir tip değildi. Üvey babam ve annem sık sık kavga eder, çevreye, komşulara rezil olurduk. Okulda ya da iş yaşamında kendimi diğer insanlardan hep farklı görür ve eziklik hissederdim. Acı çektiğim için kimsenin acı çekmesini istemezdim. Duygusal yanım ağır basıyordu. Ama çevreme baktığımda aile yaşantım ve içinde bulunduğum koşulları başka kimsede göremiyordum. Ve bunu bilen insanların bana acıyarak baktıklarını fark ediyordum. Sonunda üvey babam annemi öldürdü. Yetim olduğum için bana acıyarak bakan akrabalarım şimdi iki kat daha fazla acıyarak bakıyorlardı. Bundan nefret ediyordum.”
Askerden dört kez firar ettim
“Bana acıyan ve merhamet göstermeye çalışan insanların yanında kalmadım. Merhamete ihtiyacım yoktu. Güçlü olmak ve kendi ayaklarımın üzerinde durmak istedim. Askere gidene kadar bunun mücadelesini verdim. Fakat başaramadım. Yaşamdan ve insanlardan soğudum. Normal bir insan gibi yaşamak için gerekli her şeyden yoksundum. Gerçek dostluk, sevgi, güven gibi insana ekmek ve su gibi gerekli şeyleri bulamadım. Tutunacak, yaşamda kalmak için gerekli bir şeylere ihtiyacım vardı. Askerliği yapmak istemedim. Çünkü yalnızdım ve bunalıyordum. Değil 18 ay, 15 dakika bile orada duracak gücü kendimde bulamıyordum. Askerden sonrası için hiçbir idealim yoktu. ‘Bitirsem ne olur’ diye soruyordum kendime. Yaşam adeta bir yük gibi gelmeye başladı. Dört kez firar ettim. Askeri cezaevlerinde yattım, sonunda davranış bozukluğu teşhisiyle ‘Askerliğe elverişsizdir’ raporu aldım.”
Şanslıysanız kurtulursunuz
“AÇIkça bana şunu söylüyorlardı: ‘Biz seni nereye hatta Kuzey Kutbu’na bile göndersek, nasıl davranacağını bilmeliyiz. Yoksa sana nasıl güvenip görev verebiliriz.’ Evet Kuzey Kutbu’nda bile kendi yarattıkları robotlarına güvenebilirlerdi. Ama robotları orada başarılı olamadığında ya zaaflarına yenik düşmüştür ya haindir ya da bu potansiyeli taşıyordur. Bu yüzden tehlikelidir. Bu nedenle bir şekilde ortadan kaldırılmalıdır. Ama süreç içinde görürsünüz ki tarihi bir hata yapmışsınız. Şanslıysanız bir sebep bulunup hain ilan edilmekten ve öldürülmekten kurtulursunuz. Ama o şansa sahip olan hemen kimse çıkmamıştır. Ya bir cezaevinde başınıza geçirdikleri bir naylon poşetle boğarak öldürürler sizi ya iple bir hayvan gibi boğazlayarak ya da bir inşaat köşesinde başınıza bir kurşun sıkarak ödülünüz ölümdür. Onlar için bunu açıklamak zor değildir; ‘Devletle, polisle işbirliği yaptı, dava arkadaşlarını sattı...’”