Dışarıda hiç durmadan kar yağıyor. Pencereden ötesi bir takvim yaprağına dönüşmüş. Hani şu gece gündüz radyo çalan oto tamircilerinde, koyu yeşil çuhaların hâkim olduğu ortaokul-lise müdür odalarında, yoğurt kabında menekşe yetişebilen devlet dairelerinde, duvarda bir yerde asılı duran o manzaralı takvimlerden. Ağaçlar, çatılar, yollar, her şey ve herkes beyaza bürünmüş. Kedilerin bıyıkları camdan. Yaşlı beyamcaların, hamile kadınların kâbusu olan incecik buz tabakaları kaldırımları kaplamış, parlıyor göz kırparcasına. Havada bir heyecan. Rüzgârda bir tazelik. Uzakta kartopu oynayan çocukların sesleri. Tombul bir kardan adam dikiliyor yol ortasında. Kimbilir kim yaptı ne zaman? Burnunda havuç yerine kırmızı Starbucks bardağı.
Seyrediyorum karla beraber değişen âlemi. Biliyorum sevinmeli, ayak uydurmalıyım. Ben de katılmalıyım bu coşkuya. Yarın karlar eridiğinde, beyaz çamura döndüğünde bu letafet kalmayacak. Tüm güzellikler gibi bu da geçici. Kıymetini bilmeli, tadına varmalıyım; çizmelerimi çekip hiç olmazsa bir tur atmalıyım. Farkındayım bunların. Lakin....
'BEYAZLA KÜS KALDIK'
Gözümün önüne Doktor Jivago'dan sahneler geliyor. Rusya bozkırları, savaşlar, iç savaşlar, lapa lapa kar ve acı çeken âşıklar. Daha neşeli şeyler düşünmek istiyorum halbuki kar yağarken. Yeniden deniyorum. Bu sefer Herta Müller'in insanın içini oyan, uykularını kaçıran keskin ve gerçekçi gözlemleriyle dolu romanları düşüyor aklıma. Doğu Almanya, komünizm, baskı, sürgün, açlık ve dinmeyen tipi. Bir gayret daha gösteriyorum. Bu sefer Primo Levi'nin kitapları beliriyor havsalamda. Trenler dolusu esir, Nazizmin yükselişi. Soğukta titreyen bedenler. Hemen açıyorum gözlerimi. Vazgeçiyorum. Edebiyat tarihinden kar ve kış temalı referanslar aramamak en iyisi.
Peki nedendir benim şu beyazlığa sevinememem?
Depresyon tuhaf bir kelime. Yabancı, yabansı. Bir karmaşayı aydınlatmaktan ziyade üstünü örtüyor neredeyse. Yerine başka kavramlar, başka tınılar bulmalı. Karla beraber gelen depresyon için özel bir isim olmalı mesela. Kar-dep. Yazla beraber gelen bunalım içinse ayrı: Yaz-dep.