Türkiye'de kadına yönelik cinsel ve fiziksel şiddet her geçen gün artıyor
Her 3 kadından biri şiddet görüyor. Peki en çok kimler dövüyor? İşte o acı tablo...
Ceyda ERENOĞLU / HT GAZETE
Yazı Dizisi - 1
Özgecan Aslan’ın ölümü hepimizi sarsmakla birlikte bu hunhar cinayetin ayak sesleri, “Ben geliyorum” diyordu. Dünyada ve Türkiye’de her geçen gün artış gösteren cinsel ve fiziksel şiddet grafiklerini izlemek bile bunu anlamaya yetiyor.
Özgecan Aslan cinayeti Türkiye’nin yüreğine dokunup kitleleri sokağa dökerken, çözümsüz haykırışlar yeniden dile geldi. Yürekler, genç bir kızın uğradığı bu vahşeti kabul edemedi ve “O benim kızım da olabilirdi!” duygusu hepimizin içine yerleşti. Peki ne oluyor da bu inanması güç haberler hayatımızın gerçeği haline geliyor, nasıl oluyor da geçmişin korkusuz genç kızları toplu taşıma araçlarına binmekten bile korkar hale getiriliyor.
Türkiye Psikiyatri Derneği Kadın Ruh Sağlığı Çalışma Birimi Koordinatörü ve Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşe Devrim Başterzi, kadına yönelik şiddet uygulayan erkeklerin hemcinslerinden temel farklılıklarının, bu erkeklerin kadınlara şiddet uygulanmasını hak ve meşru görmeleri olduğunu dile getiriyor. Toplumsal vicdan ise artık vaatlere inanmıyor ve radikal çözüm bekliyor. İsteğimiz ve dileğimiz tek: “Özgecan’lar ölmesin.”
HER 3 KADINDAN BİRİ FİZİKSEL ŞİDDET GÖRÜYOR
2007 yılında Ayşe Gül Altınay ve Yeşim Arat tarafından yapılan “Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet” başlıklı geniş ölçekli araştırmadan elde edilen sonuçlara göre:
Türkiye’de her 3 kadından biri fiziksel şiddet görüyor.
Hayatı boyunca eşinden en az bir kez fiziksel şiddet görmüş kadın oranı % 35.
Kocalarından boşanmış veya ayrılmış kadınlarda fiziksel şiddet deneyimi % 78.
Okuma yazma bilmeyen kadınlar arasında en az bir kez fiziksel şiddete maruz kaldığını söyleyenlerin oranı % 43, yüksek öğrenim görmüş kadınların oranı ise % 12.
Cinsel şiddete uğradığını söyleyenlerin yüzde 67’si aynı zamanda fiziksel şiddete de maruz kaldığını ifade ediyor.
ŞİDDET UYGULAYANLARIN PROFİLİ
Kadına şiddet uygulamanın olağan kabul edildiği bir kültürde yetişmek.
Düşük eğitim seviyesine sahip olmak.
Çocukluk döneminde şiddete maruz kalmak.
Çocukluk döneminde kadına yönelik şiddete tanıklık yapmak.
Alkol bağımlılığı, antisosyal kişilik özellikleri.
Çok eşli olmak ve kadınlar tarafından sadakatsizlikle suçlanmak.
EN ÇOK KİMLER DÖVÜYOR?
Kadına yönelik şiddet uygulayanlar sanıldığı gibi ruhsal hastalığı olan, toplum içinde “psikopati” olarak bilinen antisosyal kişilik özellikleri bulunan ya da alkol madde bağımlısı erkekler arasından çıkmıyor. Her kadının şiddete maruz kalabileceği ve her erkeğin de kız çocuklarına ve eşlerine şiddet uygulayabilecekleri belirtiliyor. Kendi çocukluk döneminde aile içi şiddete tanıklık eden (babası annesini döven) erkekler şiddete daha eğilimli oluyor. Şiddet uygulamayı kendisine hak görenler arasında, kadınlarla erkeklerin eşit olmadığına inanıp eşinin yaşamı üzerinde belirleyici olmak isteyen muhafazakâr değerlere sahip erkekler de bulunuyor.
Türkiye’de 2009 2011 arasında 30 bin tecavüz
Adalet Bakanlığı verileri; 2002 2008 yılları arasında 61 bin 469 tecavüz olayının yaşandığını gösteriyor. 2009 2011 yılları arasında 29 bin 980 tecavüz suçu işlenmesi iki yıl içindeki şaşırtıcı artışa işaret ediyor. Yargıya yansıtılan tecavüz suçlarının buzdağının küçük bir parçası olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Ayşe Devrim Başterzi, “Kadınlar tecavüze maruz kaldıklarında özellikle muhafazakâr ülkelerde, bu süreç sonunda kendilerinin ya da ailelerinin onurlarına zarar geleceği, geleceklerinin yok edileceği düşüncesiyle yargıya başvurmuyor ve konuyu gizliyorlar” diyor.
AVRUPALI KADIN DA ŞİDDET MAĞDURU
Geçen yıl 28 Avrupa ülkesinde yapılan “Avrupa Birliği Ülkelerinde Kadına Yönelik Şiddet” araştırmasından çıkan sonuçlara göre her 10 kadından biri 15 yaşından itibaren cinsel şiddete maruz kalırken, her 20 kadından biri tecavüze uğruyor. Yine 15 yaş sonrasında her 5 kadından biri eşi ya da sevgilisi tarafından cinsel ya da fiziksel şiddete maruz bırakılıyor.
Yarın: Kadına yönelik cinsel ve fiziksel taciz sorununun çözülmesi için yapılması gerekenler