Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Cumartesi Ünlü şarkıcı Yalın, HT Cumartesi'den Heja Bozyel'e samimi açıklamalarda bulundu

        HEJA BOZYEL / HT CUMARTESİ

        Bu sene havalar bir türlü ısınmıyor olsa da yazın gelişinin habercisi artık leylekleri görmek ya da karpuz kabuğunun suya düşmesi değil. Yalın’ın yeni şarkısını dinlemek! 2 senedir nisan sonu röportaj yaptığıma göre, bu röportaj da yazın başka bir müjdecisi olabilir:)

        Benimki adlı şarkısının müzik festivali ortamında geçen ve yine güzel bir yaz aşkının başlangıcını anlatan klibi ekranlarda dönmeye başlamadan önce Yalın, “Bir Bahar Akşamı” adlı yeni şarkısını da yayınlamıştı. Daha olgun bir tonu olan şarkı son zamanların en iyi yerli şarkılarından biri... Biz de bir bahar günü, evinde buluştuk hem yeni şarkılarını konuştuk hem de aşktan müziğe, sanata sohbet ettik. Bu arada bize muhteşem köpeği Harvey de eşlik etti.

        ■■ Bu kez klibiniz bir festival ortamında geçiyor. Siz festivalleri mi daha çok seviyorsunuz yoksa küçük ve samimi sahneleri mi?

        İzleyici olarak da dinleyici olarak da festivalleri daha çok seviyorum. Daha insancıl, daha özgür, daha eğlenceli olduğunu düşünüyorum festivallerin.

        ■■ En son hangi festivale gittiniz?

        Çok uzun zaman oldu aslında. Sziget’e gitmiştim Budapeşte’de. O zaman The Killer esiyordu dünyada. Bir gün evde otururken Manga’nın solisti Ferman aradı, “İnanamayacaksın ama şu an Budapeşte’de Sziget Festivali’ndeyim, yarın The Killers var” dedi. Ben de tam o gün konserdeydim, 2 gün tatilim vardı. Bir şekilde ekspres vize aldım ve bir günlüğüne gittim The Killers izlemeye, Ferman’ı buldum.

        ■■ Sziget muhteşem bir festival zaten.

        Muhteşem bir lokasyonu var, öyle bir yer olunca muhteşem oluyor tabii

        ■■ Katılımcılar da daha özgür, Türkiye’deki gibi değil.

        Bizim kurallarımız, kültürümüz başka. Biz konsere ve festivale gitmeye yeni yeni başladık. Dolayısıyla oturması için zaman gerekli, umarım o standartlara ulaşırız.

        ■■ Yeni uygulama ve yasalar festivallerin gelişmesini engelliyor mu sizce?

        Ben de aklımla çelişiyorum bu konuda. Mesela sigara reklamlarının olması iyi mi kötü mü karar veremiyorum. Ben sigarayı bıraktım ve arkadaşlarım da bıraksın isterim. Alkole bu kadar özendirilmemeli bence ama alkolsüz de olmuyor. Önemli olan insanın kendini bilmesi. Dozu ayarlamalı, harap olmaya hiç gerek yok.

        ■■ Sigarayı nasıl bıraktınız?

        Bir anda bıraktım. Zaten elime de yakıştırmıyordum. Bir sabah kalktım ve bırakma kararı aldım. Oldu.

        ■■ Bravo doğrusu! Klipte yine bir aşk hikâyesi var. Niye bu yaz ve aşk temalı reklam kliplerinizde her seferinde erkekler kadınların peşinde koşuyor?

        Bu işin doğasında mı var acaba? Bilemiyorum. Kliplerde öyle ama dünyada genel bir durum o, sorumluluk erkeklerdedir genelde. Ama çok çapkın kadınlar da gördüm.

        ■ Eh yani, ayıp bir şey değil.

        Niye ayıp olsun canım? Seven insan çaba göstermiş, normal bir şey. Kadınlar biraz daha çekingen mi oluyor, kendilerine yakıştıramıyorlar mı acaba? Bir şekilde zamanında erkeklere yakıştırılmış peşinden koşma, ilk hareketi yapma hali, böyle de sürmüş

        ■ Geçen seneki röportajımızda sanat müziği albümü yapmak istediğinizi söylemiştiniz, son şarkınız “Bir Bahar Akşamı” onun ilk adımı gibi geldi bana.

        Sanat müziği albümü olamadı ama bu şarkı çıktı. Çok zor albüm yapmak, çok zaman ayırmak ve çok titiz çalışmak lazım. Ama uzun süredir aklımda daha önceki albümlerde yaptığım “Ki Sen”, “Ben Bilmem” gibi şarkılarıma benzer bir şarkı yapmak vardı. “Bir Bahar Akşamı” da onlara benzedi. Çok uzun zamandır böyle bir şarkı yapmadığım için bazı insanların aklında hiç öyle şarkılar söylemeyecekmişim gibi kalmışım. Çünkü 3 senedir Cornetto’yla ve Ozan’la yaptığımız şarkılara bakarsanız biraz daha Napoliten soundları var, akordeon, mandolin falan var. Ama ben birinci albümde “Zalim”de klarnet de bağlama da kullanmıştım. Yani bu tip şarkılar yapmıştım ama çok uzun zamandır yapmadığım için insanlara değişik geldi. Dediğiniz gibi, alaturka tınıları var içinde. Hepimiz bu topraklarda bu tınılarla büyüyoruz zaten. Ben de uzun zamandır bu tınıları olan bir şarkı yapmak istiyordum.

        ■■ Peki albüm yok mu ufukta?

        Yeni albümlerin fazla kıymeti kalmadı diye düşünüyorum. 10-12 tane şarkıya çok emek veriliyor ama hepsine klip çekilemiyor ve çok çabuk harcanıyor şarkılar. Aynı efekti üç, beş şarkıyla da alabiliyorsunuz aslında... Bir de ben başka başka insanlardan şarkı alıp derlemediğim ya da şarkı dağıtmadığım için kısa sürede albüm yapamıyorum. Benim gençliğimde kaset vardı, düğmeye basar, başa sarardık, öyle dinlerdik. Başa sarılmasını beklemek bile bir şeydi. Şimdi tek tuşla bir şarkı peş peşe elli defa dinleniyor. Çok çabuk tüketiliyor. Albüm de yapmak lazım ama nasıl olacak bilmiyorum, şu an pek hevesim yok.

        ■■ Aslında dinleyici açısından da çok daha ekonomik single...

        Bilemiyorum, ben sevdiğim adamın albümünü almak isterim. Bir yaşam tarzı gibi. O albümü alırım, uzun yola giderim, o albümü alırım spor yaparım. İnsan sevdiği sanatçının full albümüne sahip olmak ister ama kendim albüm yapabilmek için biraz daha heveslenmem lazım.

        2 Yalın bu yıl 3. kez Cornetto’nun yüzü. Bu seneki şarkısı “Benimki”nin klibi 2 haftada 2 milyon izlenmeye ulaştı.

        "FİKRET MUALLA EN FAVORİM"

        Yine geçen röportajımızda Fikret Mualla topladığınızı söylemiştiniz, arttı mı sayı?

        Evet. Türk sanatçıların eserlerine ilgi duyuyorum, Fikret Mualla’nın eserlerini alıyorum, en favorim hep odur. Öte yandan Burhan Uygur ve Argun Okumuşoğlu’nun ve gençlerden de Yiğitcan Alper ve Vahid Danaiefar’ın eserlerinden aldım. Çok iyi yerlere geleceklerine inanıyorum.

        "90’LARDA ŞARKICI OLMAYI TERCİH EDERDİM"

        ■ İlk albümünüz çıktığında radyolarla ilgili sorun yaşamış mıydınız? Şimdi her yerdesiniz ama radyolar genelde yeni çıkanları yayınlamıyor.

        Benim şansıma Powertürk yeni şarkılara sıcaktı o zamanlar, onların arkasında durmaya çok açıktı, yeni şarkılar keşfetmek istiyordu. Bir şekilde şarkım oraya gitmiş. Aslında Hüseyin Karadayı kulüpte demo’sunu çalıyordu ve öyle tanındı Zalim şarkısı, Demo haliyle bütün Türkiye’ye gitti. Kendi kendine meşhur oldu. Şimdi biraz daha zor, artık teknik oldu işler. Seyirci severse tepeye çıkıyor şarkı. 90’larda bu işe başlamayı tercih ederdim; daha çok albüm satılırmış o zamanlar. İnsanlar daha çok müziğe odaklıymışlar. İlkler yaşanıyormuş. Bu işe 90’larda başlayanlar daha avantajlı. Gitgide de zorlaşıyor piyasa.

        ■ Bir taraftan iyi, zorluk kaliteyi artırıyor

        Evet aynen. Üstünkörü yapılmış hiçbir işin bir yere gelemeyeceği kesin.

        ■ Sizin takip ettiğiniz yeni isimler var mı?

        Bizim şirketten yeni çıkan Emre Atabey var. Reklamı çekerken dinlettiler, merakla bekliyorum. Gruplar pek çıkmıyor. En son işte Model çıktı, herkes onları seviyor zaten

        ■ Pop müzik düşüşte gibi. Son kalelerinden birisiniz artık.

        Ama ne yükselişte ki? Rock müzik de elektronik müzik de artık çok alıcısı olan tarzlar değil. Birkaç tane DJ çok iyi, onları da insanlar gece dışarı çıkınca dinliyor sadece. Alternatif müzik biraz daha yükselmeye başladı

        Her aşk hiç bitmeyecek gibi başlar’

        ■ Bu kadar dijitalleşme içinde aşklar fotoğrafları like etmeyle başlayıp bitiyor gibi... Bu yüzeysellik içinde yaz aşkları nereye gidiyor sizce?

        Aşk hiçbir yere gitmez. Ha fotoğrafla olmuş ha başka şekilde. Ben “Nerede o eski aşklar” sözüne katılmıyorum. Aşk aşktır. İnsan var olduğu sürece olacaktır. Kalıplar değişse de insanlar bu hisse sahip olacaktır. Evet, internet üzerinden flörtlerle işler biraz daha kolaylaşmış olabilir. Ama aşk bitmez, bunlar aşkı öldürmez. Süresi belki kısalır ama bu kadar. Yine yaz olacaktır, yine aşklar yaşanacaktır ve yine yaz bitince bazı aşklar son bulacaktır.

        ■ Kliplerde olduğu gibi bütün aşklar şahane başlıyor, neden sonu hep kötü bitiyor?

        E ama denge işte. Bu kadar güzel ve yoğun bir şeyin dengelenmesi için sert düşüşler olması lazım. İnsanlar üzülmeden kolayca ayrılabiliyorsa demek o başta hissedilenler pek de gerçek değilmiş. Ben hepsini dengeye bağlıyorum.

        ■ Sizin için hangisi daha güzel, o baştaki hazzı hissettiğiniz an mı sondaki acıyı hissettiğiniz an mı?

        Olayın başını seçer herkes tabii. Ben işim gereği sonu, sonla gelen yalnızlığı severim. O yalnızlık bana çok şarkılar yazdırdı. O yalnızlık yaratıcılığa da iyi gelir. Ama tabii o duygular için aşk da lazım. Her aşk hiç bitmeyecek gibi başlar.

        HAYRANLARDAN SORULAR

        ■ Nazlı Eskin (5): Dondurma yerken şarkı söyleyebiliyor mu?

        Konserden sonra dondurma yiyorum. Denerim dondurma yerken şarkı söylemeyi.

        ■ Nazlı’nın ikizi Efe Eskin: Soyadı yok mu?

        Aslında bunu herkes biliyor artık ama soyadım Yalın, adım Hüseyin.

        ■ Delâl Bozyel (23): Yalın değil de başka biri olsa ve romantik bir an yaratmak istese kendi şarkılarından hangisini kullanmak isterdi?

        “Meleklerin Sözü Var” mı desem bilemedim. Herkes o şarkıyla evlendiğine göre o. Söylemeyi de en çok sevdiğim şarkı Keşke. Tatlı bir his var bu 2 şarkıda.

        ■ Baran Sarıtemur (25): “Alışmak Zorundayım” şarkısını söylerken çok içten söylüyor, hangi psikolojiyle yazmış onu?

        O şarkıyı anneanneme yazmıştım seneler önce. Onu kaybettikten sonra da onu andığım bir şarkı oldu. Artık konserlerde pek çalmıyoruz çünkü bir konserde o şarkıyı söylerken kendimi çok fena halde buldum, fazla duygusal bir durum oldu. İnsanlar beni öyle görsün istemedim, kendim de kendimi öyle görmek istemedim

        ■ Sezen Gürler (15): Hâlâ Gipsy Kings dinliyor mu?

        Onlar değiştiler. Grubun asıl kurucuları dede olmuş hatta ölmüş olabilir. Ama İspanyol müziğini severim, iyi hissettirir

        ■ Çakıl Şahin (12): İlişkisi hâlâ devam ediyor mu?

        Cevabım evet.

        "BAZI ŞARKILAR BIKTIRDI"

        ■■ Kendi şarkılarınızdan artık dinlemeye dayanamadığınız var mı?

        Var. Söylemeye dayanamadığım da var. Ama bazı şarkıları her konserde söylemekten bıktık.

        @Yalınonline

        ■■ Sosyal medyada şahanesiniz. Periscope da kullanmaya başladınız.

        Evet baktım, hoşuma da gitti. Bunların hepsi çok güzel ve çok eğlenceli. Ama “Bu işin büyüsü gider” diye korkuyorum bir yandan da. Bir sabah uyanıyorum “Bunu paylaşayım” diyorum, bir sabah kalkıyorum “Niye bu fotoğrafı attım” diyorum. Bazen üstünde çok zaman harcadığımız fotoğrafı hemen atıyoruz. Yani sosyal medya işin büyüsünü bozuyor mu emin değilim. Ama aktif olmaya çalışıyorum. Yakın zamanda da kulisten ya da sahneden Periscope ile canlı bir yayın olacaktır. Ben dinleyici, izleyici olsam bunları görmek isterdim.

        ■■ Aslında sizin gibi fazla tanınanlar için haksızlık bu durum. Biz çok kötü bir fotoğraf bile paylaşsak sonra silebiliyoruz. Oysa sizin paylaştıklarınız anında yayılıyor, konvansiyonel medyanın, magazinin malzemesi oluyor.

        Evet, bizde silinmiyor maalesef. İçinden geldiği gibi yaşamak her zaman olmuyor. Dikkat etmek lazım. Ama insanlar sırf bu yüzden takip ediyor seni. Bir kalkanın, bu filtrenin olmadığını düşündükleri için takip ediyorlar yoksa bir anlamı olmazdı.

        ■■ Bir taraftan da herkese kolay erişim sağlaması yüz göz olma hali yaratıyor mu?

        Kişiye bağlı bence. Verilen her cevaba cevap vermeye çalışınca başka tarafa gidiyor iş. Bilgi verme ve tepki ölçme olarak kullanınca sorun yok ama laf yarışına girdiğinde tehlikeli

        ■■ Siz kimleri takip ediyorsunuz peki? Gerçekten özellikle baktığınız kim var?

        Tanıdıklarımı, sevdiklerimi, bildiklerimi takip ediyorum. Radyoları, müzisyenleri takip ediyorum.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ