Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam 64 yıllık şapka ustası, çırak bulamamaktan şikayetçi

        Günümüzün yok olmaya yüz tutmuş mesleklerinden şapkacılığın son temsilcilerinden İsmail Demirbaş, yeni ustalar yetiştirmek istediklerini ancak gençleri sektöre çekmekte zorlandıklarını söyledi.

        Şapka inkılabının ardından görkemli günler geçiren ama günümüzde gençlerin ilgisizliği nedeniyle çırak bile yetiştirilemeyen bir mesleği 64 yıldır icra eden Demirbaş, şapkacılığın dününü ve geleceğini anlattı.

        İstanbul Kasket ve Şapka İmalatçıları Esnaf Odası Başkanı da olan Demirbaş, 1951'de 11 yaşındayken Kastamonu'dan İstanbul'a geldiğini ve Kapalıçarşı'da Yahudi bir şapkacının yanında mesleğin inceliklerini öğrendiğini söyledi.

        Demirbaş, Atatürk'ün şapka inkılabını ilk duyurduğu yer olan Kastamonu'da doğmasının şapkacılık mesleğini seçmesinde etkili olduğunu ifade ederek, çocukluk günlerini, "Köyde 'Atatürk, şapka giyilsin diyor' konuşmaları olurdu. Hatta askerler süngüyle köylülerin takkelerini yırtar, 'Baba şapka giy' derdi. Herkesin dilinde bir şapka lafı vardı" şeklinde anlattı.

        ANADOLU KÖYLERİNDE KLASİK ŞAPKALARA İLGİ VAR

        Askerden döndüğünde, yanında işe başladığı Yahudi şapka ustası yurt dışına taşındığı için dükkanı devraldığını ve o gün bugündür işini büyük bir aşkla yaptığını aktaran Demirbaş, bir zamanlar çok popüler olan 5 ve 8 köşeli klasik şapkaların Türkiye'deki tek ustası olduğunu vurguladı.

        Demirbaş, Anadolu'nun köylerinde bu klasik şapkalara hala yoğun ilgi olduğunu dile getirerek, Atatürk, Kastamonu'da şapka inkılabını duyurduğunda, Karaköy'de bir Rum tarafından ''Ose'' adı verilen 8 köşeli bir şapka imal edildiğini, bu şapkanın patentinin önce bir Ermeni ustaya, sonra da kendisine geçtiğini ifade etti.

        Bu şapkalar 8 köşeli olduğu için Adana, Antalya gibi sıcak bölgelerde tercih edildiğini belirten Demirbaş, "Çünkü büyük bir şapka olduğu için insanları güneşten koruyor. Bir de Türk markası olan 'Duman' adında şapka üretiyoruz ki bu da 5 köşeli. Malatya ile Adıyaman başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bu şapka çok tercih ediliyor. Ayrıca 'Düğmeli' adında da şapka yapıyoruz. Bunlar da Van ve kazalarında ilgi görüyor. 'Ördek' adını verdiğimiz kışlık şapkaları ise daha çok şehirdeki gençler kullanıyor. Bizim 5 ve 8 köşeli şapkaların tutkunları var. Mesela, 110 yaşında Diyarbakır'dan bir müşterime yıllardır şapka gönderiyorum" diye konuştu.

        Mesleğe ilk başladığı yıllardan bugüne kadar "Şapkacılık bitti bitiyor" şeklindeki söylemlerin devam ettiğini kaydeden Demirbaş, 64 yıldır meslekten ekmek yediğini, şapkacılığın daha çok uzun yıllar yaşayacağına inandığını söyledi.

        Emektar usta, bir aksesuar olan şapkanın aynı zamanda insanı doktordan da uzak tuttuğunu belirterek, "Şapka, başı kışın soğuktan yazın sıcaktan korur. Şapka tak, doktora gitme" dedi.

        Demirbaş, yaklaşan bayramın Anadolu'dan gelen talebi artırdığını, bayramlık şapkaları yetiştirmek için yoğun bir şekilde çalıştıklarını aktararak, haftada 400-500 şapka ürettiklerini ifade etti.

        Klasik şapkalara, film çekimlerinde kullanılmak için de büyük ilgi gösterildiğini anlatan Demirbaş, fiyatları 20-30 lira arasında değişen klasik şapkaları daha çok 55-60 yaşın üstündekilerin tercih ettiğini söyledi.

        Demirbaş, İstanbul'da bayan şapkacılığının neredeyse yok denecek kadar azaldığına dikkati çekerek, Çin'in kadın şapka pazarını ele geçirdiğini dile getirdi.

        Oda başkanlığını 1972'de devraldığında üye sayısının 600 civarında olduğuna, bugün ise sayının 100'e kadar düştüğüne vurgu yapan Demirbaş, artık şapkacıların aidat ödememek için odaya üye olmaktan imtina ettiğini belirtti.

        Demirbaş, "Atölyemdeki yaş ortalaması 60-65. Yeni ustalar yetiştirmek istiyoruz ama eleman bulmakta zorlanıyoruz. Gençleri sektöre çekemiyoruz" ifadelerini kullandı.

        Şapka imalatında çalışacak eleman bulmakta da zorluk yaşandığına işaret eden Demirbaş, atölyesinde yaş ortalamasının 60-65 civarında olduğunu ve gençleri sektöre çekemediklerini aktardı.

        Demirbaş'ın imalathanesinde çalışan 77 yaşındaki Mustafa Çınar, 55 yıldır şapkacılık yaptığını belirterek, "Bizden sonra bu atölyede çalışacak bir eleman dahi bulamıyoruz. Bizim zamanımızda şapka önemli bir aksesuardı. Şapkası olmayana iyi gözle bakılmaz, 'başı bozuk' denirdi. O günlerin etkisiyle şapkaya biz hala bu nazarla bakıyoruz. 'Şapkasız sokağa çıkmam' diyoruz" şeklinde konuştu.

        64 yaşındaki Timur Özcan ise 51 yıldır şapka yaptığını dile getirerek, şunları kaydetti:

        "Ben bu işe Balıkesir'de başladım. Babam, 'Eti senin kemiği benim' diyerek ustama teslim etti. O gün bugündür mesleğimi severek yapıyorum. Eskiden olduğu gibi bugün babalar tutup da çocuklarını şapkacı olması için bize getirmiyor. Gençler artık mesleğimize ilgi duymuyor. Gelenler, işi öğrenmekten çok hemen 'Ne kadar para vereceksin?' diye soruyor. Biz ustamızla para konuşamazdık, bizim derdimiz işi öğrenmekti."

        Türkiye'de şapkacılığı başlatan ustaların neslinden gelen Ermeni şapkacı Ohannes Dülgeryan da 64 yaşında olduğunu, 11 yaşında mesleğe babasının yanında başladığını ifade ederek, "Yaramaz bir çocukmuşum, okumayınca babam beni yanına çırak aldı. O yıllarda babama 'Mesleğin ne?' diye sorulduğunda 'Şapkacıyım' derdi gururla. Çünkü şapkacılık o dönemin en prestijli mesleklerindendi. Daha sonra yerini kuyumculuk aldı. Ama şimdi ne kuyumculuğun ne de şapkacılığın bir önemi kaldı. İkisi de yavaş yavaş kaybolan meslekler arasında yerini alıyor" değerlendirmesinde bulundu.

        AA

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ