Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

GAZETE HABERTÜRK

Milano’ya yolu düşenler için Montenapoleone Caddesi, uğranılacak ilk adres. Louis Vuitton, Fendi, Valentino ve Gucci gibi markaların en önemli mağazalarına ev sahipliği yapıyor. Pastanelerinde Milano’nun en hoş kadınlarını ağırlayan bu caddedeki minicik bir kapının ardında tutku, yaratıcılık, orijinallik ve sıra dışı bir zanaatkârlık saklı. Aile kökleri İzmir’e dayanan Sabbadini Ailesi’nin 8 numaralı kapısını, ünü tüm dünyaya yayılmış mücevherlerini görmek için farklı ülkelerden gelen mücevher konosörleri mutlaka aralıyor. Özellikle de kadınlar için yaşamlarının en önemli takısı olarak kabul edilen düğün mücevherleri, Sabbadini Ailesi’nin muazzam koleksiyonun önemli parçaları arasında yer alıyor.

Tarihteki birçok önemli düğünden ilk akılda kalanlar; gelinin taktığı takıların çoğu bu ailenin atölyesinden çıktı. Elizabeth Taylor’ın farklı evliliklerindeki müthiş gerdanlıkları, Prenses Diana’nın tacı, Jacqueline Kennedy’nin elmas ve zümrütün mükemmel uyumunu yansıtan yüzüğü, 1954’te Jo diMaggio’nun Marilyn Monroe’ya düğünlerinde hediye ettiği baget alyans ya da Frank Sinatra’nın Mia Farrow’a armağanı 9 karatlık armut kesimli elmas yüzük...

DNA’YI BRUNO DEĞİŞTİRDİ

İtalyan soyluları ve burjuvası seçimini 1931’den bu yana Maison Sabbadini’den yana kullanıyor. İlk olarak İspanya’da elmas ve mücevher ihracatçısı olarak başlayan Alberto Esquenazi, 1940’lı yıllarda ekonomik olarak zorlu bir döneme girmiş olsa da bunu fırsata çevirdi. Oğlu Bruno Sabbadini ile birlikte Hindistan’dan New York’a, Belçika üzerinden özellikle yakut ve zümrüt gibi değerli taşları göndermeye başladı. Mücevherlerin tamamı Rönesans etkisini devam ettiren İtalyan ustalar tarafından özel laboratuvarlarda kesiliyor, el emeğiyle mücevhere çevriliyordu. 1967’ye gelindiğinde Sabbadini ismi mücevher dünyasında büyük bir ilgi görmüş ve marka tüm dünyadan soylulara mücevher sunmaya başlamıştı.

Bruno daha sonra büyük babasının ismini taşıyan oğlu Alberto’ya işleri devretme zamanı geldiğine karar verdi. Alberto ve Bruno’nun karakterleri siyah ve beyaz kadar farklıydı. Biri gelenekselciyken, diğeri tamamen deneyseldi. Ancak ikisinin de inandıkları temel değerler aynıydı: Süreklilik, yaratıcılık ve Sabbadini ismine duyulan güven...

Alberto, güçlü bir güncel sanat ve aynı zamanda özellikle Napolyon döneminden kalan eserlere ilgi duyan bir koleksiyonerdi. Tasarım onun her zaman baş tacı oldu. Güzellik ve estetiğe dayalı bu özel bakış açısıyla Sabbadini’yi çok değerli taşların ticaretini yapan bir isimden dünyanın en önemli mücevher markalarından bir tanesi haline dönüştürdü. Babasının taşlara olan bakış açısına sadık kalarak her zaman dünyanın en kıymetli pırlantalarını, zümrütlerini ve yakutlarını kullanmaya devam ederken, öte yandan şirketin DNA’sını değiştirdi. O, oyunu yaratıcılıktan yana kullandı ve muazzam tasarımlara sahip yüksek mücevherlere imza atmaya başladı. Alberto’nun tasarımları sadece Milano’da değil Sankt Moritz, Crans-Montana, Londra, South Hampton, Porto Cervo ve Palm Beach gibi dünyanın en önemli resort’larında mücevhere kıymet veren çok önemli kimliklerle buluştu, onların şıklıklarını bambaşka boyutlara taşıdı. Alberto üniformalar ve Napolyon dönemine olan düşkünlüğünün bir simgesi olarak daha sonra da markanın imzası haline gelen arı yaka iğnelerini tasarladı. Ve tabii ki bu arıların ilk konduğu omuz karısı Stefania’nınki oldu.

Stefania’nın marka üzerindeki etkisini de unutmamak gerek. Sofistike zevki, Sabbadini mücevherlerini tüm dünyanın en zevk sahibi insanlarının tercih etmesinde büyük rolü oldu. Stefania’nın yüksek gustosu birçok soylu simaya, dünyaca ünlü yıldızlara ve dünya sosyetesinin önemli isimlerine ilham verdi. 

Via Montenapoleone Caddesi 8 numaradaki mağaza, her gün farklı ülkelerden gelen önemli müşterilerin randevularına cevap verirken, tüm aile şirketin değişik departmanlarına yaratıcılık desteği vermeye devam ediyor. Yaratıcılığını markalarından esirgemeyen en genç aile üyesi ise şimdilerde dünyanın en ünlü ‘it-girl’leri arasında yer alan kızları Micol Sabbadini... Güzel sanatlara olan müthiş yeteneğiyle markaya yaratıcı danışmanlık yapan bu genç kadın, Sabbadini’yi de en havalı şekilde temsil ediyor.

STEFANIA SABBADINI'NİN GELİN MÜCEVHERLERİNİN SIRLARI...

Rönesans’ı yaratan ve dünyaya estetik anlamda çağ atlatan İtalyanlar için mücevher, her zaman kalplerinin orta noktasında yer alıyor. Eskiden gelinler çok görkemli takılarla süslenirken Stefania Sabbadini, günümüzdeki sofistike gelinlerin tercihlerini çok iyi taşlı küpelerden yana yaptıklarını söylüyor. Şık İtalyan gelinleri, gelinliklerine gölge düşürmemek adına artık gerdanlık ve bilezikleri çok tercih etmiyor. Bu mücevherleri gece kıyafetleriyle kombinliyorlar. Genellikle büyük küpeler yerine, tek taş ya da incileri kullanıyorlar. Tüm evlilik alışverişinin belki de en önemli detayı olan tek taşta ise hâlâ tercihin erkeğin ailesi tarafından yapılması, şaşırtıcı doğrusu. İtalyanlar köklerine sadık kalmaya devam ediyor. Sabbadiniler gelini tanıyorlarsa öneride bulunmaya çalışıyorlar ancak genellikle aileler özel bir taş modeliyle geliyor. İtalya ve Amerika’da gelinler sahip olana kadar ne taşın rengini ne de modelini biliyor. Nişan için pırlanta, düğün içinse safir tercih ediliyor. Aileler genellikle en klasik yuvarlak ya da kare taşları alıyor. Kadınlar daha sonra tek taş yüzüklerini yenilemek istediklerinde farklı kesimlere yönlenebiliyor. Sabbadini’ye göre bir gelini güzelleştiren en önemli aksesuvarlardan biri de taçlar... Taçlar genellikle, aile bireylerinden birbirlerine geçiyor. Ancak hâlâ özel tasarım taç isteyen gelinler oluyor. Bu çok özel taçlar sonradan kolye ya da broş olarak ve hatta bazen saç aksesuvarı olarak kullanılabiliyor. Avrupa ve Amerika’da mücevher gelenekleri değişse de hâlâ Güney İtalya’da, özellikle de Sicilya’da ailelerin mücevher gelenekleri aynen Türkiye’de olduğu gibi devam ediyor.

Via Montenapoleone mağazasının üst katında özel müşterilerin ağırlandığı katta sadece göz kamaştırıcı mücevherler değil, aynı zamanda yeni evlenen çiftin evlerine sonsuz bir şıklık katacak gümüş takımlar ve aksesuvarlar da yer alıyor. Sabbadini Ailesi, sadece gelinin değil evinin de ışıldamasına katkıda bulunuyor.