'Kaybedeceksek de finalden önce olsun'
80'lerin efsanevi futbolcusu, Fenerbahçe'nin eski teknik direktörü Zico'yla Rio'da gündemimiz sadece ve sadece futboldu!
HT PAZAR / Aslı PELİT
Dünya Kupası’na 2 sene kalmıştı. Rio’da Zico ile röportaj yapmak için yanıp tutuşuyordum. Bir haziran öğleden sonrasında bizi evinde ağırladı, saatlerce süren ve tüm ailesini tanıma şansını elde ettiğimiz bir sohbetten sonra bana penaltı atmayı bile öğretmişti. Bir futbolsever için hayat boyu unutulmayacak bir anı kuşkusuz. Bir kez daha Zico’yla sohbet ederken bu anılar gözümün önünde canlandı. O ilk röportajda konuştuğumuz hemen her şey gerçekleşti; statlar tamamlandı, Brezilya yarı finale yükseldi ve Brezilyalılar unutulmayacak bir Dünya Kupası’na ev sahipliği yapıyor. 80’lerin efsanevi futbolcusu, Fenerbahçe’nin eski teknik direktörü Zico’yla (61) Rio’da tekrar buluştum.
“Stadyumlar bitmeyecek, grevler, protestolar yüzünden maçlar ve tabii hayat aksayacak” diye endişeliydik. Ama birkaç teknik eksiklik dışında, Brezilya beklentilerin üzerinde, hatta harika bir Dünya Kupası’na ev sahipliği yapıyor.
Brezilyalıların bir kısmı bu Dünya Kupası’nın ne kadar önemli olduğunu anlayamadı sanırım. Bir yandan Konfederasyon Kupası sırasında başlayan protestolar tamamen haklıydı. Ama diğer yandan Konfederasyon Kupası’nda bile tüm statlar ağzına kadar doluydu. Protestolar o zamandan bu yana kadar devam etti ve bazı kesimler hak ettiklerini alabildi. Dünya Kupası bittikten sonra Brezilyalılar hükümetten istediklerini protesto veya oylarıyla göstereceklerdir. Ama bence halk şu anda Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmamızın daha önemli olduğunu anlamış gibi... Herkes maçlara gidiyor, mutlu bir ortam var. Kupa bitince de diğer önemli konulara değineceğiz haliyle.
Brezilya’nın performansını nasıl buluyorsunuz?
Takıma bakalım: Fred, Julio Cesar, Thiago Silva, Maicon her ne kadar oynamasalar da önceki Dünya Kupası’na katıldı. İlk 11’deki 7 oyuncu daha önce Dünya Kupası’na katılmadı ama tecrübelerini tartışamayız. Şampiyonlar Ligi, Konfederasyon Kupası, olimpiyatlar, Dünya Kulüpler Kupası gibi turnuvalarda oynadılar. Neymar çok genç ama bütün bu turnuvalarda kendini gösterdi. Oynadığı futbol ortada ve bence şimdiye kadar deneyimli olmadıkları için kaybettikleri tek maç olmadı. İyi oynuyor çocuklar.
Evet, Neymar hem öyle hem de bir rock yıldızı gibi davranıyor. Maçlarda seyircileri coşturması çok ilginçti mesela.
Neymar üzerindeki sorumluluğun farkında. Tüm Brezilya ona güveniyor. O da bence bu hareketleriyle bu sorumluluğu üstlendiğini gösteriyor. Kendine güvenli tutumu onun diğer oyunculardan farklı olduğunu da gösteriyor. Maç sırasında herkesin moralini yükseltiyor kanımca.
‘KUYT’LA FENERBAHÇE’DEN KONUŞTUK’
Maçlar sırasında hayat duruyor ülkede. Herkes maçı izliyor. Takımdan çok büyük beklentiler var. İkinci kez evinde kupayı kaybetmek çok büyük bir üzüntü olur herhalde?
Kaybedeceksek de finale gelmeden kaybetmemiz daha iyi olur. Çünkü ikinci kez finale kadar gelip kaybetmek; işte o büyük bir kayıp olur. Ben bu senaryonun olacağını düşünmüyorum açıkçası. Ama futbol bu... Brezilyalılar olaya şöyle bakıyorlar: Tüm büyükler, bir kez kupayı kendi evlerinde kazandı. Şimdi sıra Brezilya’da. Biz belki herkesten daha çok kupa kazandık ama evimizde kazanamadık.
Peki ideal final kiminle olabilir? Siz Hollanda takımıyla beraberdiniz geçenlerde, onlar da çok iddialı...
Öncelikle Hollanda takımınına teşekkür ediyorum. Benim kulübümde kamptalar ve bu yüzden beni davet edip onur verici bir tören yaptılar. Kuyt oradaydı. Beraber bol bol Fenerbahçe’den ve taraftarlardan konuştuk. Bu fırsattan yararlanarak buradan hepsine sevgilerimi gönderiyorum. Neyse, Hollanda çok iyi takım, eğer Brezilya ile final oynarlarsa atak avantajlarını kullanacaklardır. Hollanda rakibini çekip sonra kontratak yapmasıyla ünlü... Brezilya’nın bu hızlı takıma dikkat etmesi gerekir. Brezilya için zorlu bir rakip Hollanda. Ve hele o Van Persie! Aman aman.
‘FUTBOLCULAR SÜSLÜ, MODEL GİBİLER’
Bu Dünya Kupası’nda dikkatimi çeken bir konu daha var: Markalar ve tüketim çok öne çıkıyor. 80’li yıllarda marka kampanyaları olmadan, sadece futbol izlerdik.
Bizim zamanımızda sponsorlar, reklamlar FIFA ya da takımların umru değildi. Şimdi çok önemli. Brezilya’nın ekonomik kalkınmasında futbol ve markaların yeri çok büyük. Bugün futbolcu sponsorun isteklerini biliyor ve ona göre davranıyor. Kameralar ona doğrultulduğunda çorabını düzeltirken ayakkabıyı görüyorsunuz. Çok olağan bir görüntü ama aslında markayı gösteriyor o anda tüm dünyaya. Geçen gün Neymar maça çıkarken şortunu düzeltir gibi yaptı ve iç çamaşırını gösterdi mesela. Hakemler maça girerken topa zum yapılıyor, orada markasını görüyoruz. Futbolcular da ayrı süslü... Hepsi model gibi kameraların önünde; saçlar yapılı, kaşlar alınmış. Bizim zamanımızda böyle şeyler yoktu. Biz futbolcuyduk. Bu, yeni futbol. Ama haksızlık olmasın; Brezilya takımı sahaya çıktığında futbolu konuşturmaya devam ediyor.
Bu Dünya Kupası’nın belki de en önemli polemiklerinden birisi seyirciler. Brezilya gibi futbol fanatiği olan bir ülkede, maalesef nüfusun yüzde 80’inden fazlasının maçlara bilet alması mümkün değil. Bir ara ucuz bilet satılacagına dair haberler çıkmıştı ama bu gerçekleşmedi.
Evet bu büyük bir problem oldu. 2010 Güney Afrika Dünya Kupası’nda fiyatlar çok daha uygundu ve Afrikalılar maçlara gidebildi. Brezilya’da durum böyle değil, fiyatlar çok yüksek. Ekonomik durumu iyi olmayanlar fanfest çadırlarında, barlarda ve tabii evlerinde izliyor maçları. Statlar yüksek fiyatlara rağmen ağzına kadar dolu, daha boş koltuk göremedik maçlarda. Midemi bulandıran maça gitmeyecekleri halde bilet alıp sonra uçuk fiyatlara satan kişiler.
‘Aynı tadı sahadayken alamadım’
Şu ana kadar unutamadığınız Dünya Kupası hangisiydi?
Benim hiç unutamadığım, Meksika’da yapılan 1970 Dünya Kupası’dır. Kupayı bir karnaval havasında izlemiştik, muhteşem günlerdi... Tüm Brezilya, maçları sokaklarda izliyordu, dinliyordu. Maçlar bitince hep beraber sokak partileri yapıyorduk. Her kazandığımız maçın ardından bitmek bilmiyordu kutlama sevincimiz. Bizim evde siyah-beyaz bir televizyon vardı, tüm mahalle bizim eve doluşuyorduk. Ama teknik bir sebepten dolayı televizyon maçları tersten gösteriyordu. Annem evdeki en büyük aynayı televizyonun önüne koyup görüntüyü terse çevirerek çözdü bu sorunu. İnanılmaz değil mi? Hepimiz aynadan izliyorduk maçları! Sonunda Brezilya şampiyon oldu. Karnaval 1 ay daha sürmüştü...
Umarım bu Dünya Kupası da böyle unutulmaz olur...
Sahada oynamaya başladıktan sonra aynı tadı almadım bir daha. O zaman çok daha stresliydim tabii; yok sakatlandım, yok gol kaçtı, yok maçı son dakika kaybettik... Seyirci olmak gibisi yok. O yüzden oynadığım kupalar, o izlediğim 1970 kupası kadar muhteşem geçmedi. Onların da yeri ayrı tabii.
‘Çok agresif bir konuşma tarzınız var’
Türkiye’de yaşadığınız sürede hiç unutamadığınız ilginç bir anınız var mı?
Hangisinden başlasam? Ben Müslüman kültürünü oraya gelmeden önce tanımaya başlamıştım. Dünyanın değişik bölgelerinde oynarken insan birçok şey öğreniyor. O yüzden Türkiye kültürü beni çok şaşırtmadı. Ama bir Asya kıtasında olup sonra köprüyü geçip Avrupa’da olmak; bu 2 kıtanın kültürünün birleşmesinden ortaya çıkan ilginç füzyon; tüm değişik geleneklere rağmen harmoni içinde yaşıyor olmanız çok hoşuma gidiyor ve ilgimi çekiyordu. İlk kez Kapalıçarşı’ya gittiğim günü de hiç unutamam mesela. Dükkânların önünden geçerken satıcıların sizi kolunuzdan tutup içeri almaları, “Gel bir çayımızı iç” deyip bir şey satmak için yaptıkları birbirinden ilginç hareketler, ikramları harikadır. Ama bir o kadar da bize göre garip tabii! Türkleri bir de daha oraya yerleşmeden Çin’deyken tanımıştım ben. Komşularımdan ikisi de Türk ailelerdi. Onlar sayesinde çok yakından tanımış oldum sizin misafirperverliğinizi ve cana yakınlığınızı. Ama Türkçe çok garip bir dil, bazen konuşurlardı aralarında ben de “Acaba kavga mı ediyorlar” diye merak ederdim. Çok agresif bir tarzınız var konuşurken.