'Kadınlar kuşlar ve yıldızlar'ın gerçeği geldi!
Geçtiğimiz sene yaşanan sahte Miro'lara bakma kepazeliğinden sonra şimdi 125 tane gerçek Miro, Sabancı Müzesi'nde duruyor. 1 Şubat 2015'e kadar kaç kere gezerseniz kârdır! Miro'nun gerçeği kolay gelmiyor
Elif KEY/elifkey@cyh.com.tr
Miro’nun Mallorca’daki stüdyosunda katlı duran, sararmış bir Le Monde. Tarihi 30 Nisan 1977. Ekonomi sayfasını okurken, birden bire resim çizmeye başlamış olabilir, zira artık çoktan sararmış sayfaların üzerinde boya yaparken taktığı kasketi duruyor. Bıraktığı sayfada paranın değerine dair bir makale var. Aynı tarihli Türk gazetelerindeki haberler, “Geçmiş bugündür” der gibi, alay eder gibi. Yurt haberler, Aydın’dan Nazilli’ye giden bir minibüsün başka bir minibüsle çarpıştığını, 4 ölü 10 yaralı olduğunu söylüyor. Yine DİSK 1 Mayıs gösterileri için kendi önlemlerini aldığını duyuruyor. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, “Devletin kantarı yerindedir, yani devlet her şeye hâkimdir” diyor. Magazin sayfalarında manşette Muazzez Abacı ve o günlerdeki nişanlısı Hasan Heybetli var. Yenikapı’da silahlı saldırıya uğradıkları yazıyor.
MİRO’NUN ELLERİNDEN ÇIKMIŞ 125 ESER
Elin bildiğini kimden saklayacağız, sahtelerine bakmış insanlarız, Miro’nun torunlarından Joan Punyet Poyet, gerçek bir hayat hikâyesi anlatıyor. Haftada birkaç defa görebildiği dedelerinin stüdyonun etrafında oyun oynamalarına, gürültü patırtı etmelerine pek de izin vermediğini anlatıyor. Mallorca’ya tepeden bakan eve, hafta sonları motosikletine atlayıp İspanya eski kralı gelir, dedesiyle uzun uzun sohbet edermiş. Torun Joan Punyet Miro öyle hayran ki dedesini bakın nasıl anlatıyor: “Dedem Miro’yla beraber, dehası da ölmüştür. Ben bir ressam değilim. Benim için dedem gibi bir figürün mirasının ağırlığını taşımak çok güçtür. Bize hep, ‘Bir gün öleceğim ama, eserlerim her daim iş görmek ve ölümsüzleşmekle yükümlüdür’ derdi. Dedeme kalsaydı, Mayorka’da sonsuza kadar yaşardı. Çünkü elinde yeterince, yıldızlar, güneş ve ay mevcuttu. Çünkü, eserlerini Sotheby’s de satıp bir köşeye çekilerek ölümü bekleyen biri olmadı. Yaşadı. Dedem, kültür ve sanatın köprüler kurmadaki becerisinin ayırdında olan biriydi.’’ Böyle bir çocukluk! Şimdi Mallorca’daki evin bahçesinde kendi çocukları oynuyor, evin aşağısındaki depoda birbirinden değerli Miro’larla uyumak ise pek kasalara kitlenecek bir miras değil.
HİÇ KADININ, KUŞLARIN, YILDIZLARIN SAHTESİ OLUR MU?
Sakıp Sabancı Müzesi de tam 3 yıldır bu mirası getirmek için çalıştı ve başardı. Arada yaşanan sahte Miro’lara bakma kepazeliğiyse bu yazının konusu değil! Zira hiç kadınların, kuşların ve yıldızların sahtesi olur mu? Şimdi İstanbul gerçeğine bakıyor.
Sergideki 125 eser sanatçının kırk sene boyunca yaşadığı tüm çalkantıları, gençlik çağlarını, olgunluk yıllarını, ekonomik endişelerini, İspanyol İç Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiği belirsizlik ve sıkıntıların üstesinden gelmesini ve 1956 senesinde Palma de Mallorca’ya yerleşmesiyle huzur bulduğu dönemlerini kapsıyor. Nitekim Miro’yu üç beş tablo ile anlamak mümkün olmadığından Nazan Ölçer (SSM Müdürü) ne yapmış etmiş sırf bu yüzden Barcelona’da yıllardır Miro Müzesi’nin girişinde duran E.T filmine ilham veren ‘Personnage’ heykelini bile talep edip İstanbul’a taşıtmış! Miro’yu, renklerini, eserlerini anlamak da, sevmek de zor değil. Kendisini tanıyanlar bu ufak tefek, merdivenin tepesinden inmeyip resimler çizen, içine kapanık, sessiz sakin adamın kadınlarla, kuşlarla, yıldızlarla bir derdi olduğunu anlatıyor. Nazan Ölçer, Miro’nun bu takıntısını şöyle tarif ediyor: “Bunlar onu hiç terk etmiyor. Deniz kenarında, köyde yaşadığı dönem denizyıldızları topluyor. O yıllar ne kadar sakin ve yıldızlar ne kadar yakın insanlara!’ Miro arşivinde, arşivin sorumlusu bir çekmeceyi açtığında içinden Miro’nun 7 yaşında ilk çizdiği resim çıkıyor. Bu masmavi bir balık kimbilir belki de Miro’nun içindeki denizin hiç durmadığına işaret ediyor.
Huyumuz kurusun, aylar var deriz, 2015’te bitiyor daha çok var deriz, yumurta kırılacakken yakalarız, sergilere de filmlere de son günü koştururuz. Miro sergisi 1 Şubat’ta bitecek, nasılsa bir sene var demeyin, evladınız varsa kapın gidin! Çünkü tezat bu ya, o çocukları yaklaştırmamış kendine pek ama Miro’yu en çok çocuklar seviyor!