Kilo verememenin nedeni az yemeniz olabilir! İşte kalori açığı ile ilgili en sık yapılan hata
Kilo vermek isterken yapılan en büyük hatalardan birinin 'az yemek' olduğunu biliyor muydunuz? Kilo vermenin matematiği belli: Aldığın kaloriden daha fazlasını yakacaksın. Ancak bu kalori açığı matematiği çoğu zaman 'az yemek' ya da daha da kötüsü direkt 'beslenmemek' olarak algılanabiliyor. Gelin, bu kalori açığı denklemine yakından bakalım.
Ayna karşısında göründüğünüz görüntüden hoşnut değilsiniz. Eski kıyafetlerinizin içine sığmakta da epey zorluk çekiyorsunuz. Havalar ısındı ve tatile kadar acilen kilo vermeniz gerektiğini düşünüyorsunuz. Peki şimdi ne yapacaksınız? İlk aklınıza gelen şey az yemek değil mi? Ama o işler o kadar basit olmayabilir.
Evet kilo verirken gerçekten de bir kalori açığı oluşturmak ve gün içinde vücudumuza aldığımız kaloriden daha fazlasını yakıyor olmamız lazım. Ancak kalori açığının bir sınırı var. Beslenmemek bir kalori açığı değildir, işleri daha da zorlaştıran büyük bir diyet hatasıdır. "Çok az yiyorum ama neden kalori veremiyorum?" diye düşünen insanlara muhakkak rastlamışsınızdır. Ya da siz bu insanlardan birisiniz. Size kötü bir haberimiz var, kilo verirken az yemek bazen kilo vermektense yağlanmaya yol açabilir.
BAZAL METABOZLİZMAYA DİKKAT
Az yemenin sınırı nerede başlar? İşte tam bu noktada, sağlıklı olarak hayatımızı sürdürebilmemiz için muhakkak bilmemiz gereken o kavram hayatımıza giriyor: Bazal metabolizma. Vücudumuz, hiçbir fiziksel aktivite yapmasa bile sadece hayatta kalabilmek için dinlenme halindeyken bile enerji harcar. Nefes alıp vermek için, düşünebilmek için, böbreklerimizin çalışması hatta kalbimizin atabilmesi için içeride müthiş bir enerji yakımı vardır. Yani bugün oturduğunuz yerden hiç kalkmasanız bile zaten bir miktar kalori yakacaksınız. Çünkü enerji eşittir kalori demek.
Yaşımıza, cinsiyetimize, kilomuza ve boyumuza göre hepimizin kendine has bir bazal metabolizma hızı var. Bazal metabolizmanızın ihtiyaç duyduğu kaloriyi her gün tüm bu yaşamsal faaliyetler sürsün diye vermek almak zorundayız. Vücudumuzun bir de yürümek, spor yapmak, işe gidip gelmek yani hareket halinde olmak için yaktığı bir enerji ve kalori var. Bizim kilo verirken vereceğimiz kalori açığı bazal metabolizma ihtiyaçlarından sonraki kısım için devreye girer.
AZ YEMEK YAĞLANDIRABİLİR
Eğer gün içinde yediklerinizden aldığınız kalori, bu bazal metabolizma sınırının altında kalırsa, vücudunuz hayatta kalma fonksiyonlarını sürdürmek için daha az enerjisi olacağından alarm verir ve yağ yakmayı bırakıp kendini kilitler. Unutmayın vücudun tek motivasyonu hayatta kalmaktır o yüzden eğer çok az kaloriyle, bazal metabolizma hızının altında bir kaloriyle besleniyorsanız yağ yakmayı bir süre sonra durduracağı gibi yediğiniz her şeyi yağ olarak depolamaya ve kendini korumak için vücuttaki her yağ hücresine sıkı sıkı sarılmaya başlar.
Vücudunuz için "kıtlık modu" açılmıştır. bu durumu anlamak için vücudunuzun çalışma sistemini bir akıllı telefon ya da akıllı saat gibi düşünebilirsiniz. Nasıl ki akıllı saatiniz şarj azaldığında düşük enerji moduna geçip aramaları göstermez ve sadece adım sayarsa, nasıl ki akıllı telefonunuz şarjı %10’a düşünce panikle arka plan uygulamalarını kapatıyorsa vücudunuz da kalbin atmasını ya da böbreğin çalışmasını sağlamakta kullanılmak üzere yağ yakmak için yakılan enerjiyi bir anda keser.
Bu kıtlık modundan en çok etkilenen ise kaslarımız olur çünkü kaslarımız kalori yakan mekanizmadır. Kaslara minimum enerji gidince onlar da erimeye başlar. Kas kaybetmek başınıza gelen en kötü şeylerden biridir çünkü bazal metabolizma hızınız vücudunuzun kas kütlesi ile doğru orantılıdır. Kas kütleniz arttıkça bazal metabolizma hızınız artar, azaldıkça da bazal metabolizma hızı düşer.
Bu döngü sizin hem aç, hem yorgun, hem kas kaybetmiş hem de uykulu birine dönüşmenize neden olur. Tartıda eksi gördüğünüz zaman işe yaradığını sanarsınız ama aslında vücudunuzun yağ oranı azalmaz, kaslarınız erir ve su kaybedersiniz. Ayrıca uzun süre yetersiz beslenmek açlık hormonu ghrelinin tavan yapmasına neden olur.
AZ YEMEK, TATLI KRİZLERİYLE İLİŞKİLİ
Zaman geçtikçe az yemek katlanılmaz bir hale gelir ve tokluk hissi veren leptin hormonu tamamen baskılanır. Kendinizi hep aç hissetmeye başlarsınız. Kan şekeriniz hızla düşer bu yüzden sürekli karbonhidrat ve şeker tüketme isteğiyle mücadele etmek zorunda kalırsınız. Gece yarısı yeme atakları, tatlı krizleri bu sürecin kaçınılmaz sonucudur.
Kilo vermek için düşük kalorili sert diyetlerden ziyade günlük hareket oranınızı artırıp, kaslarınızı korumak için protein oranı yüksek bir beslenme listesiyle hareket ettiğinizde hem çok düşük kalorili beslenmediğiniz için bazal metabolizmanızı alarm vermeye zorlamazsınız hem de hareket, yüksek protein ve dengeli tabaklarla yağ yakarken kas kazanmayı başarabilirsiniz. Bu da bazal metabolizma hızını arttırır ve daha az kalori açığıyla bile kilo vermeyi sürdürebileceğiniz bir düzene geçmenizi sağlar.
Kilo verme süreci oldukça özel ve biriciktir. Ezbere diyetlerden kaçınmalı, muhakkak uzman bir hekimin gözetiminde size özel listelerle yürütülmelidir. Boyunuza, kilonuza, kan tahlili sonuçlarınıza ve gündelik yaşam alışkanlıklarınıza göre hazırlanan bir diyet programıyla vücudunuzu kilitlemeden kalori açığı vermek mümkün.