Yeni Suriye yönetimi ile terör örgütü SDG arasındaki kriz derinleşiyor
Suriye'de son on gün, 14 yıllık iç savaşın ardından kurulan yeni dönemin en kritik stres testine dönüştü. Fırat Nehri boyunca uzanan hatta, özellikle Fırat'ın batısında kalan Deyr Hafir merkezli operasyonlar ve bunun hemen ardından Tabka–Rakka ekseninde yükselen askeri hareketlilik; Şam'daki yeni yönetimin "devlet otoritesini yeniden tesis etme" iddiası ile terör örgütü PKK/YPG/SDG'nin yıllar içinde inşa ettiği fiilî kontrol alanları arasındaki çatışmayı açık bir hesaplaşma zeminine taşıdı.
ABONE OLSaha raporları, karşılıklı açıklamalar, tahkimat görüntüleri ve geri çekilme/ilerleme iddiaları bir arada okunduğunda; kriz artık yalnızca yerel bir güvenlik olayı değil, Suriye’nin yeniden birleşme sürecini belirleyecek bir “stratejik kırılma” başlığı haline geliyor.
Deyr Hafir’de başlayan askeri hamle, bir yandan Şam yönetiminin “Fırat’ın batısında silahlı özerk yapılanmaya son verme” hedefini somutlaştırırken; diğer yandan Tabka ve Rakka çevresindeki gelişmeler, çatışmanın Fırat’ın doğusunataşma ihtimalini güçlendirdi. Şam cephesi, çekilmenin “tam uygulanmasını” izlediğini duyururken; terör örgütü SDG ise aynı süreçte “çekilme tamamlanmadan bölgelere girildiğini” savunarak, sahada “son derece tehlikeli bir durum”yaratıldığı iddiasını ortaya attı. İki taraf arasındaki bu söylem savaşı, pratikte aynı anda yürüyen bir başka tabloyla birleşiyor: Suriye ordusu Rakka yönüne doğru ilerlediğini duyururken, SDG’nin Tabka’dan çekildiğine dair haberler ve kuşatma iddiaları sahaya yansıyor.
Bütün bu tablo, aynı zamanda uluslararası aktörlerin devreye girdiği daha geniş bir krize işaret ediyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Halep–Tabka hattındaki “saldırı eylemlerinin durdurulması” çağrısıyla sahaya mesaj verirken; Washington’un, DEAŞ’la mücadele gerekçesi üzerinden koalisyon düzeninin korunmasını öncelediği görülüyor. Bu çağrıya paralel biçimde, Erbil’de terör örgütü SDG elebaşı Mazlum Abdi ile ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack arasında yapılacağı belirtilen temas, krizin diplomatik ayağını öne çıkarıyor. Bölgesel arabuluculuk girişimlerinde Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin rolü ise, yalnızca bir “görüşme trafiği” değil; aynı zamanda Şam–SDG gerilimini yönetme çabasının bölgeye yayılabileceğinin de işareti olarak okunuyor.