"Bir stil değil bir duruş" olarak görülüyor! Wimbledon Tenis Turnuvası'nda neden sadece beyaz giyilir?
Wimbledon Tenis Turnuvası denince akla gelen ilk imgelerden biri, sporcuların baştan ayağa beyaz giysilerle sahaya çıkmasıdır. Bu zarif ama katı gelenek, yalnızca bir kıyafet tercihi değil, yüzyılı aşkın bir kültürel mirasın ve disiplin anlayışının dışavurumudur. Peki bu kural ne zaman başladı ve neden hala bu kadar sıkı uygulanıyor?
ABONE OLWimbledon'da terlemenin bile görünmesi istenmez. 1800’lerden günümüze uzanan bu estetik hassasiyet, dünyanın en prestijli tenis turnuvasını diğerlerinden ayıran bir detay olarak dikkat çeker. Ancak bu katı beyaz giyinme zorunluluğu, yıldız oyuncuların tepkisini çekmiş, kadın sporcular için ise tartışmalı sonuçlar doğurmuştur. İşte detaylar...
Wimbledon'daki beyaz kıyafet zorunluluğu, 1880'li yılların sosyal normlarına dayanıyor. O dönemde, ter izleri toplum tarafından nahoş ve uygunsuz kabul ediliyordu. Renkli kıyafetlerde ter lekeleri daha görünür olduğu için, beyaz giyinmek bu sorunu minimize eden “zarif” bir çözüm olarak benimsenmişti.
İlk Wimbledon turnuvalarına katılan oyuncuların çoğu üst sınıftan insanlardı ve tenis, zarafetle özdeşleştirilen bir spordu. Bu nedenle “tenis beyazı” zamanla sadece pratik değil, aynı zamanda sınıfsal bir sembole dönüştü.
Bugün Wimbledon’daki kıyafet kuralları yalnızca “beyaz” giymeyi şart koşmakla kalmıyor; beyazın tonu dahi net olarak belirleniyor. “Krem” ya da “kirli beyaz” gibi tonlar kabul edilmiyor. Oyuncular, kort çevresine adım attıkları andan itibaren “neredeyse tamamen beyaz” kıyafetler giymek zorunda. Bu kurallar ayakkabıdan şapkaya, saç bandından iç çamaşırına kadar her detayı kapsıyor.