Bayram öncesi hafta, perşembe gecesinden itibaren uzun zamandır istediğim bir tatile çıktım.

Troya Antik Kenti (Çanakkale) ile başlayan Bodrum'da evimde biten bir Ege turuna çıktım. Dura geze, konaklaya geceleye en kuzeyden güneye doğru inen 4 gece 5 günlük bir turdu bu. 4 şehir, 8 belde gezdim. Gerek konakladığım yerlerde gerekse gezip gördüğümüz yerlerde tanıyıp sohbet eden dostlarla futbol sohbetleri yaptık. Yolda karşılaştığım, bendenizi tanıyıp sohbet etmek isteyen dostlarla ayak üstü de olsa konuşmaya, onların sorularını yanıtlamaya gayret eden biriyim.

Sezon başlamadığı ve saçma sapan kavgalarımız peydah olmadığı için hakemler, federasyon gibi konular hiç sorulmadı. Hoca tartışmaları çok azdı. Galatasaraylılar'ın hemen hemen tamamının tek bir gündemi var o da Falcao.. Kimi görsem Falcao'yu sordu. "Şampiyonlar Ligi'nde ne yaparız?" gibi genel geçer sorular bile bu kez sorulmadı.

Beşiktaşlılar ise ümitsiz. Açıkçası "Para yok"tan bıkmışlar. Çok değil 2 yıl evvel cıvıl cıvıl olan, gözü parlayan siyah-beyaz'a gönül vermiş dostlardan karşılaştıklarım, kadro kalitesinin yetersizliğinden ve Fikret Orman'ın artık yönetemediğinden dem vurdu. İlginçtir kimse "Avcı ne yapar?" diye sormadı. Orhan Ak mevzusu ise hiç yapılmadı.

Trabzonsporlular'ın klasik sorusu "Bu sene şampiyonluğa oynar mıyız?" yine revaçtaydı. Yusuf'un kaybını önemsiyorlar ama Ünal Hoca ile yönetimlerine güven tam.

En çarpıcı durum tespiti ise Fenerbahçeliler ile ilgili olan. İstanbul'da da bir çok Fenerli dost ile sohbet ettiğimizde bu durum ilgimi çekmişti ama "Sosyal medya gazı ile bu fikirler oluşmuş olabilir" diye düşünmüştüm. Ama bayram turunda gördüm ki tüm Fenerliler öfkeli. Evet tam olarak duygu durumları bu.

Ali Koç'a güven ve inanç epey erozyona uğramış. Ama daha önemlisi net olarak öfke hissi ön planda. Bakınız geçen sezon küme düşme korkusunu son 6 haftaya kadar yaşamış olan bu takım taraftarı, geçen sezon bir kez bile başkanı eleştirmedi. Tekrar ediyorum, gezen, halkın içinde yaşayan her hafta en az 2 kez havalimanına giden biri olarak geçen sezonki rezalet performansa rağmen karşılaşıp sohbet ettiğim bir kişi bile başkan ve yönetime tek laf etmemişti. Ama bu yıl durum farklı. Bunun en büyük nedeni ise hatalardan ders alınmadığını düşünmeleri.

Ali Koç ister bu yazımı dikkate alır ister almaz; ister önemser ister önemsemez. Eleştiri ve kritiği bir meslek olarak yapan bu satırların yazarının kendi görüş ve fikirleri dışında halkın düşüncelerini yansıtıyor bu yazı.
Fenerbahçeliler'in bazıları aynen şöyle düşünüyor;

• "Geçen sene hadi acemilerdi. Ama bizim marttan itibaren transferleri başlatmamız lazımdı. Lig başlıyor hala eksiklerimiz var."

• "Kongre üyesiyim. Oyumu da Ali Koç'a verdim. Ancak Ali Bey bu işi öğrenemeyecek gibi duruyor çünkü çok dar bir çevrenin görüş ve hakimiyet alanı içerisinde. Bu kadar geç kalınması izah edilemez.."

• "Ali Koç'tan başka kimse yok. Başkan neredeyse transferi de kendisi yapacak. Yönetiminden iş bitirecek kimse yok mu? Başkan hiç olmazsa para veriyor. Ama bu kadar ekip, hoca yönetici kimse bir iş yapamıyor mu? 3 aydır Kolarov Kolarov.. Onu bile alamadılar.."

☆☆

Genel başlıklar bunlar. Endişe ve "acaba olmayacak mı?" sorusu ile "O da öğrenecek" umudu arasında gidip gelen duygular artık öfke sınırında. Tahammül çok azalmış.

Ali Bey'e bir tavsiyem var. Sushici hanımlar ile purocu beylerden oluşan yönetimini boşversin. Güvendiği bir kaç kişiyi biraz halkın arasına karıştırsın.. Bakalım onlar nasıl 'feed back'ler ile dönecekler.. Bakalım belki de o kamuoyu araştırmasından sonra Demiyın'ının, yönetiminin profesyonellerinin, "Çok bilen hiç iş yapmayan yönetici"lerinin kendisini nasıl bir duruma soktuğunu daha iyi analiz eder.

Bu vesileyle tüm okurlarımın bayramını kutlarım.