Amerikan sinema tarihinin en çok kazandıran 15 filmi
Sinema tarihinin en çok kazandıran filmlerinden 'Avatar', bu hafta yeniden gösterime girdi. Biz de bu vesileyle ABD gişelerinin en çok kazandıran 15 filmini, Boxoffice Mojo sitesinin tahmini bilet satışlarını temel alarak yaptığı sıralamayla sunuyoruz. Habertürk film eleştirmeni Mehmet Açar'ın yazısı
8. DOKTOR JİVAGO (1965)
(Doctor Zhivago)
Rus yazar Boris Pasternak’ın doktor ve şair Jivago karakteri üzerinden 1905’ten Ekim Devrimi’ne kadar uzanan yılları anlattığı romanı, İtalya’da 1957’de yayımlandı ve İngiliz yönetmen David Lean’in ellerinde 3 saat 17 dakikalık destansı bir melodrama dönüştü. Başrollerinde Mısırlı aktör Ömer Şerif, Julie Christie ve Geraldine Chaplin’in oynadığı ‘Doktor Jivago’, Türkiye’de 28 Aralık 1968’de gösterime girmiş ve büyük ilgi görmüştü. Türkiye’de 1970’li yıllarda özellikle yaz aylarında, bazı sinema salonlarında ‘Özel istek üzerine’ ibaresiyle zaman zaman gösterime giren filmlerden biriydi.
Tahmini bilet satışı: 124,135,500
7. JAWS (1975)
Peter Benchley’in 1974 tarihli çok satan romanından sinemaya uyarlanan ‘Jaws’, popüler sinema için bugün hâlâ ilham verici bir ‘canavar filmi’ olmayı sürdürüyor. Kariyerinin başındaki Steven Spielberg, asıl olarak üç erkeğin köpek balığıyla olan kişisel hesaplaşmaları üzerine kuruyor öyküyü. Köpek balığının insanlara saldırdığı sahnelerde gerilimi zirveye çıkarması, finalde köpek balığıyla yaşanan “düello”yu da etkileyici hale getiriyor.
Tahmini bilet satışı: 128,159,700
6. ON EMİR (1956)
(The Ten Commandments)
Bugün eleştirmenlerin nerdeyse onun adıyla andığı ‘destansı dini film’ janrının kurucularından biridir Cecil B. De Mille… ‘On Emir’, dördüncü dini filmidir. Senaryo, üç ayrı romandan ve kutsal kitaplardan yola çıkılarak yazılır. DeMille dış çekimleri hikâyenin geçtiği mekânlarda gerçekleştirirken, iç çekimlerde Hollywood stüdyolarında çalışır. Gösterime girdiğinde gelmiş geçmiş en yüksek bütçeli film olarak anılır. Başrollerinde Charlton Heston, Yul Brynner ve Anne Baxter’ın oynadığı film, 7 dalda Oscar’a aday gösterilmiş ama sadece özel efekt kategorisinde ödüle ulaşabilmişti.
Tahmini bilet satışı: 131,000,000
5. TITANIC (1997)
Çekimler başladığında sonu herkes tarafından bilinen bir olayın yeniden anlatılmasına büyük risk olarak bakılıyor, hatta filmin Titanic gibi batacağı konuşuluyordu. Ama Cameron, seyircinin ilgisini son ana kadar ayakta tutan basit, etkili bir öykü ve eski usul bir sinemayla “Titanic”i olay haline getirmeyi başardı. Doğanın gücü karşısında, teknolojinin tükendiği noktada, Titanic’in matemini bir kez daha tuttuk, aşkın gücü karşısında duygulandık. Türkiye’de de yaklaşık 2 milyon 943 bin seyirciye ulaşmayı başardı.
Tahmini bilet satışı: 135,549,800
4. E.T. (1982)
(E.T. the Extra-Terrestrial)
Popüler kültüre damgasını vurmuş gerçek bir klasik ve bilimkurgu başyapıtı... Gerçekten “E.T.”siz bir bilimkurgu tarihi yazmak zordur. Dost canlısı ufak tefek uzaylıyla banliyö çocukları arasındaki sevgi ve dayanışma bağı, bugün hâlâ birçok filme ilham vermeye devam ediyor. 1980’lerde Reagan’ın ve muhafazakârlığın yükseldiği bir dönemde, çocukların tek başlarına ailelerine ve devlete rağmen uzaylıya düşman gözüyle bakmamaları, hatta korumaları kuşkusuz az şey değildi. Hâlâ da değil...
Tahmini bilet satışı: 141,854,300
3. NEŞELİ GÜNLER (1965)
(The Sound of Music)
Yönetmen: Robert Wise Çoğunlukla evde olmayan, olduğunda da çocuklarını askerliğin sert disipliniyle yönetmeye çalışan Von Trapp (Christopher Plummer), yeni bir dadı işe alır. Maria (Julie Andrews) dadılığı sadece iş olarak görmez, çocuklarla tek tek ilgilenerek hepsinin kalbini kazanır ve onlara anne şefkatini verir. Bir kadının sevgisi ve tutkusuyla 7 yaramaz çocuğu bir anda değiştirmesi Von Trapp’i de etkiler. 5 Oscar’lı, eğlenceli ve duygusal bir müzikal.
Tahmini bilet satışı: 142,485,200
2. STAR WARS: BÖLÜM IV – YENİ BİR UMUT (1977)
(Star Wars: Episode IV – A New Hope)
Efsanenin başladığı film, bizi hikâyenin içine hızla çekerek “çok uzak bir galaksi”de, George Lucas'ın hayal dünyasında yolculuğa çıkarır. Her şey hem çok yeni hem de çok tanıdıktır... Kökleri 1930'lu yıllara kadar giden uzay operaları, westernleri hatırlatan sahnelerle buluşur. Her şey bir yana, popüler kültür tarihine adını yazan karakterlerle tanışırız: İsyancı Prenses Leia, bir komedi ikilisini andıran R2-D2 ve C-3PO, hemen özdeşleştiğimiz “adamımız” Luke Skywalker, bilge Obi-Wan, serseri ama iyi kalpli Han Solo ve kankası Chewbecca... Ölüm Yıldızı'nı yok etmek için dar alanlarda uçan pilotların çağdaş aksiyon sinemasına esin kaynağı olduğunu da belirtelim.
Tahmini bilet satışı: 178,119,500
1. RÜZGÂR GİBİ GEÇTİ (1939)
(Gone with the Wind)
Margaret Mitchell’in romanından uyarlanan film, Amerikan İç Savaşı’nı Güneyli ve beyaz çiftlik sahiplerinin gözünden anlatır. Odağında Scarlet O’Hara’nın (Vivien Leigh) yer aldığı bir ‘aşk dörtgeni’ çevresinde kurulan ve uzun yıllara yayılan destansı bir dönem filmidir. O yılların en büyük yıldızlarından biri olan Clark Gable’ın Rhett Butler karakterini canlandırdığı filmin yapımcısı David O. Selznick, yönetmen olarak önce George Cukor ile anlaşır ama çekimlerin başlamasından kısa bir süre sonra işine son verir. Onun yerine gelen Victor Fleming, yoğun çalışma temposu ve aşırı yorgunluk nedeniyle yerini kısa süreliğine Sam Wood’a bırakır. En iyi film dahil 10 Oscar birden kazanan ‘Rüzgâr Gibi Geçti’, ulaştığı büyük başarıya rağmen bugün genel olarak ırkçı ve ayrımcı Güneylileri öven içeriği çok sorunlu bir film olarak anılır. Film, tüm dünyada farklı vesilelerle defalarca yeniden gösterime girmiş ve yıllar içinde seyirci sayısını artırmıştır.
Tahmini bilet satışı: 202,286,200