Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Röportajlar Ayça Ayşin Turan: Halide, ayakta duran güçlü bir insan

        SHOW TV'de pazar günleri ekrana gelen ve beğeniyle izlenen O3 Medya imzalı 'Arıza'nın merakla beklenen yeni bölümü bu akşam saat 20'de...

        Yönetmenliğini Recai Karagöz'ün üstlendiği, senaryosunu Ozan Aksungur'un kaleme aldığı, başrollerini; Tolga Sarıtaş ve Ayça Ayşin Turan'ın paylaştığı 'Arıza'nın oyuncu kadrosunda; Ahmet Mümtaz Taylan, Olgun Toker, Levent Can, Murat Daltaban, Dilara Aksüyek, Cavit Çetin Güner, Uygar Özçelik, Pınar Çağlar Gençtürk, Ali Rıza Kubilay, Yağız Can Konyalı, Ali Seçkiner Alıcı, Cankat Aydos, Hazal Benli, Duygu Katagan, Kemal Burak Alper, Gökay Müftüoğlu ve Yeşim Salkım ile Yeşim Gül gibi sevilen oyuncular yer alıyor.

        Habertürk'ten Mehmet Çalışkan'ın sorularını cevaplayan Ayça Ayşin Turan, canlandırdığı 'Halide'yi "Sadece güçlü bir kadın değil, hayatındaki travmalardan iyi ve güzel bir şey çıkartıp doktor olup hayat kurtarmak isteyen ve hem kendisi hem babası için ayakta duran güçlü bir insan" sözleriyle tanımladı.

        "Arıza'daki 'Halide' için seni düşünüyoruz" dendiğinde neler hissettiniz? Projenin hangi özellikleri sizi etkiledi?

        Proje seçimlerimde önce mümkün olduğunca bir karakterin gelişip gelişemediğine bakıyorum. 'Halide', bu konuda geçmiş hikâyesiyle beni en başta kendine ve projeye çekti. Önüme 'Halide'nin hikâyesi geldiğinde ve okuduğumda geçmişindeki travma ve bununla başa çıkış biçimi beni hemen etkiledi. 'Halide'; lise çağının sonuna kadar babasının ailesi için kurduğu şatosunda bir prenses gibi korunan ve gerçek hayata dair pek bir şey bilmeyen bir kız. Ama bir gün tüm bu korumalara ve babasının ailesini gözünden sakınmasına rağmen annesi ve ağabeyleri 'Halide'nin gözü önünde katlediliyor. İşte tam bu noktadan sonra 'Halide' benim dikkatimi çekti. Çünkü yaşadığı bu korkunç olaydan sonra gidecek çok yol yoktur. Kişi ya tamamen darmadağın olur ya da kendine bir çıkış bulur. Çoğunlukla bu seçim ilki olur ve kişi kendini adapte edemez. 'Halide' ise bu noktada seçimini kendini iyileştirmekten, hayata her şeye rağmen tutunmaktan yana yapıyor. İşte bu yönlerinin 'Halide'yi oynamak istememin en büyük etkiye sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. 'Halide'; sadece güçlü bir kadın değil, hayatındaki travmalardan iyi ve güzel bir şey çıkartıp doktor olup, hayat kurtarmak isteyen ve hem kendisi hem babası için ayakta duran güçlü bir insan.

        'Arıza'nın 'Dr. Halide'si ile ayakta durma mücadelesi bağlamında benzer yönleriniz var mıdır?

        'Halide' ile benzer yönlerim hayata tutunma noktasında değil. Onun yaşadığı çok büyük bir travma. Bunun eşi bir şey yaşamadım ve yaşamak istemem. Tabii 'Halide'nin yaşadıklarına empati yaparak ve üzerine düşünerek oluşturduğum kuvvetli bir bağ var. Bu bağ onu dinlememle oluştu. Ben onun iç dünyasının yansımasını onun deneyimini senaryonun izin verdiği kadar aktarıyorum.

        Çocukluk yıllarınızda size oyunculuk gibi hayalleri kurduran unsur neydi? Çevrenizdeki kişilerin telkinleri mi, bir olay mı yoksa başka bir unsur mu?

        Ben oyuncu olmak için değil, kamera arkasında olmak için yola çıkmıştım. İzlediğim filmlerin nasıl çekildiğiyle, hikâye örgülerini nasıl kurduklarıyla ilgileniyordum. Üniversite ve bölüm seçimim de bunun üzerineydi sonra ise bir gün kamera önü deneyimimle kendimi burada buldum.

        İstanbul'daki ilk yıllarınızda pes edip Sinop'a geri dönmek istediğiniz yönünde bir haber okumuştum. Sizi üzüp, karamsarlığa sürükleyerek pes etmenize neden olan olay neydi?

        İstanbul'un kalabalığı ve hızı aslında... Öyle aman aman pes etmek ya da bir karamsarlık gibi bir şey değildi.

        Oyunculuk size ne ifade ediyor?

        Oyunculuğun tanımını sade bir kalıba sığdırmak açıkçası zor ama yaşam deneyimlerimizin ve empati yaptıklarımızın dışa vurumu diyebilirim.

        Sizce bir oyuncuda ille de olması gereken özellikler nelerdir?

        Kendi adıma en önemli özelliği karşındakini dinleme ve empati kurabilmesi.

        10'uncu yılına girdiğiniz oyunculuk adına ne gibi yatırımlarda bulundunuz / bulunuyorsunuz / bulunmayı planlıyorsunuz?

        Her karakterimi canlandırmadan önce oyuncu koçlarıyla çalışıyorum. Bunun dışında kitaplar, filmler, çevredeki durumlar ve olayların takibinin tümü aslında hiç durmayan bir yatırım. Hayatının sonuna kadar var olan bir öğrenme süreci ve sonlanmayacak bir öğrenim hali.

        10 yıllık sürece baktığınızda nasıl bir tablo çizdiğinizi düşünüyorsunuz, kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Şimdiye kadar yaptıklarınızdan tatminkâr mısınız yoksa...

        Çalışkan ve çalışmak için çok enerjisi olan biriyim. Benim mesleğimde, daha doğrusu yaratıcılık barındıran tüm mesleklerde tam bir tatmin hissinin var olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bittiğini ya da bitirdiğinizi varsaydığınız şeyin sahibi olarak her tekrar bakışınızda yeni bir şey bulup kendinizi eleştirerek, geliştirerek devam eden bir bitmeyen bir durum olarak görüyorum. Bu süreç daimi bir öğrenme, kendini devamlı geliştirme ve yenileme süreci sadece bir 10 yılla değil ömürle çizilen bir sınırı var.

        Öğrenimini gördüğünüz sinema – TV bölümünde öğrendiklerinizi kamera karşısında kullanmak ne ölçüde mümkün oluyor?

        Kamera karşısında, senaryo okurken aslında her alanda çok büyük faydasını görüyorum ve kullanıyorum. Okuduğum her senaryoyu dramatik penceresinden görmemde, duygusunu ve matematiğini analiz etmemde, kamera önünde tekniğin işleyişini anlamamda büyük katkısı var.

        Mesleğiniz adına edindiğiniz en önemli öğreti ne oldu?

        Şaşırmayı ve şaşırtmayı hayatından hiç bir zaman çıkartma ve değerli fikirlere önem ver.

        Haberi Hazırlayan: Mehmet Çalışkan
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ