Batı Nil Virüsü son zamanların kabusu olmaya hazırlanıyor. Türkiye'de görülmeye başlanan Batı Nil Virüsü nedir? Batı Nil Virüsü'nden korunma yolları var mı? 

Batı Nil Virüsü, tropik ve ılıman iklimlerde bulunan bir virüstür. İlk olarak 1937 yılında Uganda'nın Batı Nil Bölgesinde görülmüştür diye kaynaklarda yer alsa da Büyük İskender'in de ölümüne yol açmıştır.

Sivrisinekler aracılığı ile tüm memeli hayvanlara ve insanlara bulaşabilir. Hastalık, 2-8 gün süren bir yumurtlama periyodunun ardından kendini yüksek ateş, bulantı, ağrı olarak hissettirir. Bazı ağır vakalarda ise hasta yarı-koma durumuna bile girebilir.

TÜRKİYE'DE DAHA ÖNCE NE ZAMAN GÖRÜLMÜŞTÜ?

T.C.Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre 2010 yılının Eylül ayında Türkiye'de 7 kişiye Batı Nil Virüsü bulaşmıştır. Bu vakalardan 3'ü ölümle sonuçlanmıştır.

Sağlık Bakanlığı'ndan önemli uyarı

Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, BNV enfeksiyonunun, sivrisinek sokması ile bulaşan, insanlarda nörolojik hastalıklara neden olabilen ve nadiren ölüme yol açabilen bir hastalık olduğu belirtildi.

Hastalığın genelde mevsimsel olduğu, yaz boyunca ve sonbaharın erken dönemlerinde görüldüğü ifade edilen açıklamada, salgın bölgelerinin başlıca kuş göç yolları üzerinde yer aldığı aktarıldı. Kuşların virüsün esas konağı olduğuna dikkat çekilen açıklamada, sivrisineklerin taşıyıcı kuşlardan beslenmesi halinde virüsü alarak insanlara bulaştırabildiği kaydedildi.

Hastalığın kuluçka süresinin 3-14 gün olduğu belirtilen açıklamada, "Virüsün bulaştığı kişilerin yüzde 80'inde herhangi bir belirti görülmez. Hastaların yaklaşık yüzde 20'sinde ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik, iştahsızlık, lenf bezlerinde şişlik, bulantı-kusma, ciltte döküntü görülebilir. Yaklaşık bir haftada iyileşme beklenir. Hastalığın özel bir tedavisi yoktur, destek tedavisi esastır" ifadeleri kullanıldı.

Çoğunlukla Afrika, Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Amerika ve Batı Asya'da görülen BNV'nin Türkiye'de ilk olarak 2010'da tespit edildiği aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"2018'de başta İtalya ve Yunanistan olmak üzere Avrupa ülkelerinde vaka sayıları artmış, aynı yıl Türkiye'de de 26 vaka görülmüştür. Bu yıl ülkemizde, tamamı İstanbul Avcılar'da ve temmuz ayında olmak üzere 4 vaka tespit edilmiştir. Aynı bölgeden 3 şüpheli numunenin daha referans laboratuvarımıza gönderileceği bildirilmiştir.

Bölgede hastalığın kontrolüne yönelik olarak İstanbul İl Sağlık Müdürlüğümüz tarafından yerel yönetimler ve ilgili kurumlarla iş birliği içinde gerekli koruma tedbirleri alınmıştır. Tespit edilen hastalara ve yakınlarına gerekli bilgilendirmeler yapılmış, başka vaka olup olmadığı araştırılmıştır. Hastalıktan korunmada temel yaklaşım sivrisinek üreme alanlarının azaltılması ve sivrisinek sokmalarından korunmaktır. Bu çerçevede bölgede sivrisinek kaynağı olabilecek yerler tespit edilmiş, İstanbul Büyükşehir Belediyesine bildirilerek larvasit uygulamaları yapılması istenmiştir. Ayrıca bölgede sivrisinek üreme alanı olabilecek durgun suların ıslahı için İSKİ'ye bilgilendirme yapılmıştır."