ABD Adalet Bakanlığı'nın ocak ayı sonunda yayımladığı 3 milyonu aşkın Jeffrey Epstein belgesi, 2026'nın en sarsıcı skandalına dönüştü. Belgelerden çıkan yeni detaylarla birlikte, Epstein'in suç ağına temas etmiş isimler ve kurumlar yıllarca tartışılacak gibi görünüyor.
Belgelerde Elon Musk, Bill Clinton, Noam Chomsky, Prens Andrew, Steve Bannon, Ehud Barak ve adı 5 binden fazla kez geçen Donald Trump gibi dünyaca tanınmış isimler yer alıyor. Ancak skandalın siyasi sonuçları ABD'de değil, başta İngiltere olmak üzere Avrupa'da yaşanıyor.
EN ÇOK SARSILAN ÜLKE: İNGİLTERE
Epstein belgeleri, İngiltere'de bir istifa dalgasını tetikledi. Eylülde yayımlanan ilk belgeler, İngiltere'nin Washington Büyükelçisi Peter Mandelson'un görevden alınmasına yol açmıştı. Ocak sonunda açıklanan yeni belgelerde ise Mandelson'un Epstein’den 75 bin dolar aldığı ve bakanlık yaptığı dönemde piyasa hassasiyeti taşıyan gizli bilgileri Epstein'e aktardığı ortaya çıktı.
Bu gelişmeler, Mandelson'u göreve atayan Başbakan Keir Starmer'ı da siyasi bir çıkmaza sürükledi.
Starmer, Epstein dosyalarında doğrudan bir suistimalle ilişkilendirilmedi. Ancak Epstein'le yakın ilişkisi belgelerle kanıtlanan Mandelson'un böylesine kritik bir göreve atanması, başbakana yönelik sert tepkilere yol açtı.
İSTİFA ZİNCİRİ BAŞLADI
Kriz büyürken Starmer'ın ekibinden iki kilit isim istifa etti. En yakın danışmanı Morgan McSweeney, Mandelson'un Washington'a gönderilmesini tavsiye etmenin "tüm sorumluluğunu" üstlenerek görevinden ayrıldı.
24 saat geçmeden İletişim Direktörü Tim Allan da istifa etti.
İstifa dalgasının nereye kadar uzanacağı belirsizliğini koruyor.
Peter Mandelson (solda)- İngiltere Başbakanı Keir Starmer (sağda)
MANDELSON HAKKINDA NE VAR?
Belgeler, Mandelson'un Epstein'e "en iyi dostum" diye hitap ettiği yazışmaları ortaya koydu. Epstein'e gönderilen bir doğum günü mesajında, ima dolu ifadeler ve özel göndermeler dikkat çekti.
Ocak sonunda yayımlanan belgelerde ise Mandelson'un, Epstein'den 75 bin dolar aldığı, 2008–2010 yıllarında gizli ekonomik bilgileri Epstein'e aktardığı, reşit olmadığı iddia edilen kız çocuklarıyla uygunsuz görüntülerinin yer aldığı öne sürüldü.
Bu gelişmelerin ardından 72 yaşındaki Mandelson, İşçi Partisi ve Lordlar Kamarası üyeliğinden ayrıldı. Hakkında polis soruşturması başlatıldı. Gordon Brown ve Kabine Ofisi de Mandelson'a ilişkin belgeleri polise teslim etti.
Avrupa'da soruşturmalar ve istifalar
Epstein belgelerinin yayımlanmasının ardından Avrupa'da üst düzey isimler hakkında istifa ve soruşturmalar peş peşe geldi.
31 Ocak'ta, Epstein'le yazışmaları ortaya çıkan Slovak diplomat Miroslav Lajcak görevinden istifa etti. Belgelerde, görüşmelerin kişisel içerik taşıdığı ve Epstein'in Lajcak'ı evine davet ettiği görülüyor.
2 Şubat'ta, Epstein'in Karayipler'deki evini 2012'de ziyaret ettiği ortaya çıkan BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin İsveç Temsilcisi Joanna Rubinstein istifa etti. Rubinstein, ziyaretin tek seferlik ve sosyal amaçlı olduğunu savundu.
3 Şubat'ta belgelerde adı geçen Norveç'in Amman Büyükelçisi Mona Juul görevden uzaklaştırıldı; 8 Şubat'ta istifası duyuruldu.
5 Şubat'ta ise Epstein'le yakın ilişkisi belgelenen eski Norveç Başbakanı ve Nobel Komitesi Başkanı Thorbjørn Jagland hakkında soruşturma başlatıldı. Jagland'ın Epstein'le yazışmaları ve özel adaya ziyaret planları dikkat çekti.
Eski Fransa Kültür Bakanı Jack Lang (solda)- Jeffrey Epstein (sağda)
7 Şubat'ta, adı Epstein belgelerinde yüzlerce kez geçen eski Fransa Kültür Bakanı Jack Lang, başkanı olduğu Arap Dünyası Enstitüsü’ndeki görevinden istifa etti. Belgelerde Lang'ın Epstein'le yakın temasları ve seyahat düzenlemeleri yer aldı.
STARMER: DEFALARCA YALAN SÖYLEDİ
Starmer, parlamentoda yaptığı açıklamada Mandelson'un güvenlik soruşturması sürecinde Epstein'le ilişkileri konusunda hükümete defalarca yalan söylediğini ifade etti: "Ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti. Onu atadığım için pişmanım."
Ancak milletvekilleri, Mandelson'un Epstein'le dostluğunun bazı yönlerinin zaten kamuoyuna açık olduğunu hatırlatarak hükümetin güvenlik tarama sürecini sert biçimde eleştirdi.
Muhalefetteki Muhafazakar Parti lideri Kemi Badenoch, "Bu bilgiler Google'da vardı" diyerek Starmer'ın muhakemesini sorguladı.
PARTİ İÇİNDE DE TEPKİ VAR
Tepki sadece muhalefetten gelmedi. İşçi Partili vekil Rachael Maskell, Starmer'ın konumunun "sürdürülemez" olduğunu söylerken, Jonathan Hinder Mandelson atamasını "siyasi ve ahlaki bir felaket" olarak tanımladı. Badenoch ise güvensizlik oylaması çağrısı yaptı.
ÖZÜR DİLEDİ AMA YETECEK Mİ?
Starmer, Epstein mağdurlarından kamuoyu önünde özür diledi: "Size yapılanlar için üzgünüm… Mandelson'un yalanlarına inanıp onu atadığım için üzgünüm."
Dün akşam ise İşçi Partisi milletvekilleriyle bir araya geldi ve onlardan kendisine destek olmalarını istedi: Bugüne kadar girdiğim her mücadeleyi kazandım. Ülkemizi değiştirme şansı için bu kadar çok mücadele etmişken, yetkimi ve ülkeye karşı sorumluluğumu bırakmaya ya da başkalarının yaptığı gibi ülkeyi kaosa sürüklemeye niyetim yok
KOLTUĞUNU KORUYABİLECEK Mİ?
YouGov'a göre Starmer, skandal öncesinde bile tarihi düşük onay oranlarına sahipti. Durgun ekonomi, göç tartışmaları ve aşırı sağcı Reform Partisi'nin yükselişi tabloyu daha da kararttı.
Eurasia Group, Starmer'ın görevde kalma ihtimalini yüzde 20 olarak değerlendiriyor.
İNGİLİZ KRALİYETİ DE SARSILDI
Epstein belgeleri, Kraliyet Ailesi'ni de vurdu.
Daha önce York Dükü unvanını kaybeden Kral Charles'ın kardeşi Prens Andrew, yeni belgelerin ardından tüm kraliyet unvanlarını ve ayrıcalıklarını yitirdi, saraydan ayrılmak zorunda kaldı.
İSKANDİNAV KRALİYET AİLELERİNE DE SIÇRADI
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit, Danimarka Kralı Frederik ve İsveç Prensesi Sofia'nın isimleri de Epstein belgelerinde yer aldı.
Yeni belgelerde Prenses Mette-Marit'in adının yüzlerce kez geçtiğini vurgulayarak, 2011'deki bir e-posta yazışmasında prensesin Epstein'ın ismini internette araştırdığını kendisiyle paylaştığını aktardı.
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit yaptığı açıklamada, Epstein'in yaptıklarından sorumlu olduğunu ifade ederek, "Epstein'ın geçmişini daha iyi araştırmadığım ve nasıl bir insan olduğunu yeterince çabuk anlamadığıma yönelik sorumluluğu üstleniyorum. Bundan dolayı derin üzüntü duyuyorum." dedi.
Danimarka Kralı Frederik'in de adının belgelerde iki kez geçtiği görüldü. Kraliyet, Kral Frederik'in Epstein ile hiç tanışmadığını açıkladı ve prens olduğu dönemde Epstein'ın iş bağlantılarından bir iş insanı ile görüştüğü ve bir kez özel bir akşam yemeğine katıldığı iddia edildi.
Belgelerde adı geçen bir diğer isim ise İsveç Prensesi Sofia. Prenses Sofia'nın 2012'de Epstein özel davetlisi olarak New York'ta bir film gösterimine katıldığı ifade edildi.