AA Editör Masası'nın konuğu olan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, S-400 hava savunma sistemlerinin alınmasına ilişkin açıklama yaptı.

Çavuşoğlu, "Hiçbir şekilde geri adım atmayacağız. Bağımsız ve özgür millet olmak için kararlılığımızı devam ettireceğiz" ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu'nun açıklamalarından satır başları:

"ABD bize yönelik olumsuz adımlar atarsa, bizim de atacağımız adımlar var. Amerika bu kararları aldı, biz de sessiz sedasız oturalım anlayışı yok artık. Bize yönelik olumsuz bir davranış olursa, biz de karşılığını vereceğiz."

"Yarın bize yönelik herhangi bir saldırı olduğu zaman NATO'nun bizi koruyacak bir kapasitesi yok. NATO bizim hava sahamızın yüzde 30'unu koruyabiliyor. Bizim en ihtiyacımız olduğu zamanda ABD, Hollanda Patriot bataryalarını geriye çekti. Bir tek İspanya ve İtalya bunları bıraktı. Elbette bu bir milli mesele. Muhalefetten de topluca bir bilgilendirilme talebi olursa elbette bunu yaparız. Muhalefete bilgi verme konusunda hiçbir tereddütümüz olmaz. Ama bu bilgileri almadan da Türkiye S-400'ü almasın şeklinde muhalefet etmesinler, birilerine hizmet etmesinler."

SURİYE'DEKİ GELİŞMELER

"Astana sürecinin devam etmesinde fayda var. Bugüne kadar Suriye'de sahada ve masada bir gelişme olduysa, bunun sebebi Astana'da yer yer Soçi'de üç garantör ülkenin birlikte attığı adımlar sayesinde olmuştur. Bugün siyasi süreci konuşuyorsa, Astana ve Soçi süreçleri sayesinde olmuştur. İdlib ve Suriye genelinde ise, rejimin garantörü Rusya ve İran'dır. Biz rejime söz geçiremiyoruz mazeretini kabul etmeyiz. Ilımlı muhalefetten bir problem yok. İdlib'deki radikal muhalefeti rejimin kendisi İdlib'e gönderdi. Rusya'yla ateşkes için biz çalışıyoruz. Sahada istihabarıtımız ve askerimiz yoğun bir şekilde çalışıyor. Dünkü atışların kasıtlı olduğunu düşünüyoruz. Gerekli mesajları verdik. Bir daha tekrar ederse, gereğini yaparız dedik. Rejimle muhalifler arasındaki güven artırıcı adımlarla beraber kalıcı çözümler üzerinde çalışmamız lazım."

"Anayasa komisyonunda 3 tane liste var. Bunlardan biri sivil toplum listesi. Burada sıkıntı var. Sivil toplumu teslim etmeyen kişiler seçilmişti. Biz de BM'de itiraz ettik. Sonuçta 3 kişi değişsin 3 kişi kalsın pazarlığı vardı. Rusya 4+2 olsun dedi. Bunu da kabul ettik. BM de kabul etti. Şimdi Rusya'yı bekliyoruz. Anayasa komisyonu oturup hemen çalışmaya başlaması lazım ki, siyasi süreç başlasın."

"SUUDİ ARABİSTAN'LA HİÇBİR SORUNUMUZ YOK"

"Biz kime yapılırsa yapılsın terör saldırılarını kınıyoruz. Bizim Suudi Arabistan'la ikili bir meselemiz yok. Geçmişte Mısır sebebiyle vardı. Kral Selman göreve geldikten sonra ilişkilerimiz gayet iyi noktaya geldik. Bu Kaşıkçı olayını ikili ilişkilerimizden bağımsız tuttuk. Burada bir cinayet var. Cinayeti işleyenler Suudi Arabistan'dan gelen kişiler. Bu gelişmelerden sonra Suudi Arabistan'ın bize karşı tutumu değişmeye başladı. Onların bizden talebi oldu, ortak komisyon gibi. Onu da kurduk. Ama bu süreçte çalışmadığı gibi, soruşturmayı engellemeye çalıştılar. BM Raportörü taslak raporunu yazdı konuyla ilgili olarak. Bu bir cinayet meselesi. Bu cinayeti kapatmamızı istiyorlarsa bu doğru değil. Yerel işbirlikçinin kim olduğunu söylemediler. Öldürdüğünüz kişinin cesedi nerde onu bile söylemediler. Bizden kaynaklanan sorunlar değil. Biz Kaşıkçı olayını ikili ilişkilerimizden bağımsız tutuyoruz. Cumhurbaşkanımızın bayramda araması bizim Suudi Arabistan'la hiçbir sorunumuzun olmadığının göstergesidir." 

"KÖRFEZ'DEKİ SALDIRILAR ENDİŞE VERİCİ"

Körfez'deki saldırılar son derece endişe verici. Acele bir şekilde kimseye yıkılmamalı. Biz kimse temizdir, suçludur demiyoruz. Ama ciddi bir soruşturma gerekiyor. Daha önce de oldu, şimdi ikincisi oldu. Bölgede ciddi bir gerilime yol açıyor. İran bizim ilgimiz yok dedi. Bunun nedenini de bulmamız gerekiyor. O bölgedeki gerilim Allah korusun farklı bir yöne de gidebilir.

İran'la birçok konuda ticaretimizi devam ettiriyoruz. Özel sektörümüz yaptırımlardan çekiniyor ama biz devlet olarak gerekenleri yapıyoruz. Mevcut intex uygulamaya girerse dahil olmak için görüşmelerimizi devam ettiriyoruz.

DOĞU AKDENİZ'DEKİ GERİLİM

"Akdeniz'deki tüm ülkelere mesajımız şudur. Türkiye'yi dışlayan hiçbir hareket gerçekleştirilemez. Eskiden sadece sismik araştırma yapardık. Şimdi Fatih 1 gemimiz, Kıbrıs'ın batısında sondaj başladı. Şimdi ikinci gemimiz geliyor. Karadeniz'e gidecekti, oraya kaydırdık. Burada KKTC'nin ve Kıbrıs Türk halkının da hakkı var. Bunu da Rum tarafı ve AB kabul ediyor. Biz onlara Türk tarafının haklarını garanti altına aldıktan sonra yapın dedik. Şimdi değil de satarken garanti altına alacağız dediler. Biz güvenmiyoruz. Müzakerelerde de gördük. Mutabakata vardığımız konularda da sözlerini tutmuyorlar. Hiçbir konuda verdikleri sözü tutmuyorlar. KKTC'nin haklarını korumak için biz de sondaj gemilerimizi gönderdik. Gemileri gönderince bir panik oldular. Bu konuda herkesi bilgilendirdik. Tüm P5 ülkelerinin dışişleri bakanlarına mektup gönderdik, oradaki haklarımızı anlattık. Ayrıca bakanlığımızdaki arkadaşlarımız tüm büyükelçilere bilgilendirdmede bulundu. Çok etkilendiler. Biz AB'ye bu konuyu çözelim, yoksa gerginlik olur demiştik. Bizim burada uluslararası hukuk bakımından da haklılığımız ortadadır. Rusya'dan burayla ilgili herhangi bir açıklama görmedik. Ruslar bu Kıbrıs sürecinde kalıcı bir çözüm için görüşlerini söylerler."  

"Kıbrıs Rum Kesimi'ne hadlerini bilmesi gerektiğini hatırlattık. Gerekli adımları atarız. Kıbrıs Rum Kesimi bizim vatandaşlarımızı tutuklayacak, biz de izleyeceğiz. Böyle bir şey mümkün değil. Bizim itirazımız tek taraflı adımların atılmasıdır. O bölgede gaz ve petrol rezervleri ne kadar zengin o konuda da soru işaretleri var. Ama miktarı ne olursa olsun, Avrupa piyasasına ulaşması için tek alternatif Türkiye."

FİLİSTİN KONUSU

"ABD'nin Kudüs konusunda tek taraflı adımlarının bir faydası görülmedi. Bir kurumun arabuluculuk yapabilmesi için tarafsız olması lazım. ABD taraf tutuyor, tüm dünya da bunu görüyor. Bazı ülkeler fikir değiştirmeye başladı. Paraguay elçiliği taşıma kararı almıştı, bunu geri çektiler. Ortadoğu sorununun çözümünün parametreleri basitçe belli. İki devletli çözüm dışındaki bir alternatif Ortadoğu sorununu çözmez. Burada Kudüs'ü, Filistin'i paraya değişen bir çözümü bizim kabul etmemiz mümkün değildir. Filistinlilerin kabul etmeyeceği çözümleri bizim de kabul etmemiz mümkün değildir. Parayla hallederiz düşüncesinin Kudüs ve Filistin'de işlemeyeceğini ABD'nin anlaması gerekiyor. Biz her zaman olduğu gibi tek başımıza da kalsak, Filistin ve Kudüs davasından hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz."

"İsrail'in Filistin ve Gazze'ye yönelik kararları, saldırgan tutumu nedeniyle bizim de ilişkilerimiz gerildi. Ümmetin her davası bizim davamızdır. Bu bizi yakından ilgilendirir. Geçmişte Mavi Marmara nedeniyle bir gerilimimiz olmuştu. Daha sonra bir normalleşme sürecine girdik. Ancak İsrail'in saldırganlığını görmezden gelemeyiz. Bizim tutumumuz anti-semitik bir tutum değildir. İsrail'in politikalarına yönelik bir tutumdur."

ABD VE FRANSA'NIN YPG'YE DESTEĞİ

ABD Başkanı Trump çekilme kararını açıkladıktan sonra kendi aramızda bir görev gücü kurduk. Güvenli bölgenin oluşturulması, derinliği, kimlerin güvenliği sağlayacağı konusu ana konular. Derinlik konusunda bir sıkıntı olacağını düşünmüyoruz. İçeride kimlerin olacağı konusunda henüz bir netlik yok. ABD ve koalisyonun içindeki bazı ülkeler bu YPG terör örgütüyle çok iç içe oldular. Şimdi güvenli bölgeden onları çıkarma konusunda zorlukların olduğunu görüyoruz. Münbiç'te de aynı şeyi gördük. 90 günde bitecekti, 4 Haziran'da 1 sene oldu. Fransa ile ilgili sorduğunuz soruya geleceksek, Fransa içindeki PKK'lılara yönelik adımlar atıldı. Fransa, PKK'ya yönelik bu adımları atarken, hiçbir farkı olmayan YPG ile niye iş birliği içinde? Ya çok bağımlılar, ya da YPG ile birlikte Suriye'ye yönelik hedefleri var. Buradaki esas sıkıntı, hem ABD hem de Fransa'nın sahada YPG ile girdiği angajmandır.

Ayrıntılar geliyor...