Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Geçtiğimiz yıl Altay'dan Lyon'a transfer olan 2000 doğumlu Cenk, Fransa'da geçirdiği 1 sezonun ardından Belçika ekibi OH Leuven'e kiralandı. 3 haftası geri kalan ligde tüm maçlara ilk 11 başlayan ve 90 dakika sahada kalan Cenk'i önümüzdeki yıllarda A Milli Takım formasının en önemli adaylarından. Mackolik editörü İlker Yılmaz, Cenk Özkaçar ile Belçika'da geçirdiği günleri ve gelecek hedeflerini konuştu.

İlker Yılmaz: Seninle röportaj yapmayı uzun zamandır istiyordum. Daha önce de yurtdışına giden oyuncular oldu ama senin transferini beklemiyorduk. Çok genç yaşta Lyon’a transfer oldun, Fransa’da 1 sene geçirdikten sonra OH Leuven’e gittin. Burada da gelir gelmez formayı kaptın. Önce buradaki günlerini konuşalım. Nasıl geçiyor?

Cenk Özkaçar: Belçika günlerim, Fransa’ya göre biraz daha ağır tempoda geçiyor. Buradaki antrenman sıklığı ve zorluğu daha yoğun. Geleli 1,5 ay oldu ama bu dönemin benim için çok yoğun geçtiğini söyleyebilirim. Üç tane lig maçını geride bıraktık. Takıma daha geç katıldığım için arkadaşlarıma göre geride olduğumu hissettim diyebilirim. Bir an önce sahada en yüksek performansı vermek için daha fazla çalışıyorum. İlk günlerim biraz yoğun, biraz da buradaki ortama alışmakla geçiyor diyebilirim.

- Gelir gelmez ilk 11 oynamaya başladın, bunu bekliyor muydun?

Tabii ki planlarım arasında buraya gelir gelmez formayı almak, oynamak ve devam etmek vardı. Sadece buraya geldikten sonra kısa diyebileceğimiz 20 günlük hazırlanma dönemim vardı. Bu dönemde hem takımın yoğun antrenmanı hem de kendi özverimi ortaya koyarak en hızlı ve en iyi şekilde hazırlandım. Belki de bu süreci iyi değerlendirmem sahada olmamı sağladı. Ardından oynayıp, iyi götürmek de beni şu an iyi hissettiriyor.

- Geçen sene çok fazla forma şansı bulamamıştın. Düzenli oynamak sana neler hissettirdi?

Çok uzun bir ara, belki de bir yılı bile aşkın bir süre sonra ilk 11’de forma giydim. Kendi profesyonel kariyerim boyunca da ilk defa bir sezonun açılış maçında ilk 11’de oynadım. Bu da bu sezon benim için en önemli olaylardan biri oldu. Uzun bir aradan sonra sahada olmak çok iyi bir his. İlk maçımız evimizdeydi. Taraftarın önünde oynamak çok iyi hissettirdi. Sonraki maçlarda da oynadım. Şu an kendimi mutlu, huzurlu, her zaman hedefleri ve hayalleri için daha fazla çalışmaya gönüllü, kendini geliştirmek için teşvik eden durumda olduğumu söyleyebilirim.

- Lyon seni neden transfer etti? Mutlaka senin de Lyon’u seçmende bir sebep vardır. Lyon seni transfer etmek için neler söyledi?

Lyon’un benle kısa vadeli değil, orta ve uzun vadeli bir planı vardı. Bu planın da karşılığı 5 yıllık bir kontrata sahip olmak oldu. Onların benden ilk birkaç yıl için yüksek beklentilerinin olmadığını, sadece beni geliştirip Avrupa’da büyük takımlarda oynayabilecek bir stoper yetiştirmek istediklerini söylediler. Ben de acele edip hemen oynayayım, buradan transfer olayım düşüncesine sahip değilim. İlk sene çok fazla forma şansı bulamadım. Takım kadro derinliğinden dolayı iyi bir konum elde edememiştim. Fakat bu yıl kiralık olarak gittiğim yerde oynayıp Lyon’a döndüğümde daha iyi bir konumda olacağımı düşünüyorum.

- Kiralık gitmeyi sen mi tercih ettin, kulüp mü önerdi?

Bu ortak bir tercihti. Ben oynayabileceğim, daha çok süre alabileceğim, 1 sezon boyunca forma savaşının içinde bulunabileceğim bir yer istiyordum. Lyon da tabii ki benim oynayıp kendimi geliştirebileceğim bir yerde olmamı istedi. İlk haftalarda da forma şansı bulmam aldığımız bu kararın da doğruluğunu gösteriyor.

- OH Leuven seni transfer ederken neler söyledi?

Kulübün sportif direktörü ve teknik direktörü ile konuştuğumuzda benim kendimi geliştirebileceğim bir kulübe geldiğimi söylediler. Çünkü OH Leuven kendi altyapısına ve diğer kulüplerden gelen gençlere çok önem veriyor. Burada olmamın bana çok şeyler katacağını bana hissettirdiler. Hocaların genç oyuncuların kariyerlerine etki ettiği bazı noktalar var. Marc Brys hocanın benim Avrupa kariyerime dokunabileceğine inanıyorum. Onun tüm çalışma sistemine ve bana öğrettiği her şeye saygı duyup sadece öğrenip, gelişmeye ve kariyerime iyi bir şekilde devam etmek istiyorum.

- Lyon’da belki forma şansı bulamadın ama antrenmanlara çıktın. Muhakkak bunu da çok büyük bir katkısı olmuştur. Bir sene öncesine göre ne kadar geliştiğini görüyorsun?

Geçtiğimiz bir sezonu oynayamadığımdan dolayı kötü geçen bir sezon olarak görenler oluyor. Her türlü eleştiriye ve yoruma açığım, bu kötü bir şey değil. Çok süre alamasam da, çok şans bulamasam da kendi futbolumun, sahip olduğum yeteneklerin, saha içerisindeki duruşumun tamamen değiştiğini gördüğüm bir sene oldu. Hem ben hem de kulüp içindeki yetkililer ilk antrenmanımla Mayıs’taki son antrenmanım arasında büyük farklar olduğunu gördü. Gerek fiziksel, gerek oyun ve pozisyon bilgisi olarak, saha içerisindeki agresiflik olarak yada tam tersi saha içinde topla ilişkilerde daha sakin olmak, daha çok mantığı ve zekayı kullanarak hareket etmek gibi noktalarda Lyon kulübünün bana çok şey kattığını söyleyebilirim. Sonuçta dünyanın en iyi oyuncularıyla antrenman yapmak, onlara karşı savunma yapmak kendimi geliştirmem anlamında geçirdiğim iyi bir yıl oldu. Geçen yıl orada öğrendiğim her şeyi umarım bu sene Leuven’de daha fazla maç süresi alarak en iyi noktaya taşımak istiyorum.

- Lyon’da rakiplerin arasında Marcelo ve Denayer var. Sana yardımcı oluyorlar mı?

Lyon’a gider gitmez Marcelo’nun bana çok büyük bir desteği oldu. Kendisi de Türkiye’de oynadığı için hemen kaynaşıp çok rahat iletişim kurabildik. Denayer milli takımdaydı, o daha sonra geldi ve konuştuk. İkisi de Lyon’a daha güçlü döneceğimi söylediler. Whatsapp’ta veya görüntülü konuşmayla her zaman iletişim halindeyiz. Özellikle Marcelo'nun pozisyon, oyun bilgisi ve oyun stilimi geliştirmem için kattığı çok şeyler oldu.

- Lyon’da en iyi anlaştığın kimdi?

Marcelo ve diğer Brezilyalı oyuncular. Brezilyalılar Türk insanı gibi cana yakın, samimi insanlar. Bu grup dışında bir de Memphis Depay’ı söyleyebilirim. Memphis ile iletişimim iyiydi. Onun da bana çok katkısı oldu.

- Depay antrenmanlarda seni çok zorluyor muydu?

Tabii ki ama benim de onu çok zorladığım noktalar oldu. Zaman zaman şakalaştığımız, zaman zaman sinirlendiği anlar oldu. Kendisi dünya çapında bir yıldız. Onunla antrenman yapmak, ondan da bazı şeyler öğrenmek benim adıma çok geliştiriciydi.

- Peki Lille’deki Türklerle görüşüyor musun?

Tabii ki sürekli iletişim halindeydik fakat Lille ile Lyon arası yaklaşık 700 km olduğu için maalesef izin günlerinde bir araya gelemedik. Beraber oynadığımız maçlar sırasında görüştük, sohbet ettik. Zeki ağabey, Burak ağabey ve Yusuf ağabey ile sürekli mesajlaşmalarımız devam ediyor. Fransa’ya geldikten sonra onların mesajları, benim yanımda olduklarını belirttikleri destekleri beni rahatlatmıştı.

- Ligue 1’i nasıl değerlendirirsin? Daha fazla Türk oyuncuyu orada görebilir miyiz?

Ligue 1’de zaman zaman futbolun çok sert geçtiği anlar da oluyor fakat sertliğin agresifliğin yanında taktiksel oyunun ve zekanın da içinde olduğu ve bu ikisinin harmanlandığı bir lig diyebiliriz. Biz de taktiksel olarak çok sert antrenmanlar yapıyorduk ama bunun yanında fiziksel antrenmanlarımızın da yoğunluğu düşmüyordu.

- Belçika ligi nasıl?

Belçika Ligi Fransa’ya göre kondisyonun, fiziksel özelliklerin ve atletik performansın daha ağır bastığı bir lig. Bunu antrenmanlardan da anlayabiliyorum. Fransa’ya göre daha ağır bir antrenman tempomuz var.

- Biraz da milli takımdan bahsedelim. Muhtemelen bir sonraki U21 kadrosuna çağırılacaksın. Genç millilerimiz son dönemlerde pek istenilen sonuçları alamadı. Belçika liginin başlamasından dolayı sen kadroya çağırılırsan takım arkadaşlarına göre daha hazır bir görüntüde olacaksın. U21 Milli Takımımız için neler söylersin?

Kadroya çağırılırsam 6 lig maçı oynadıktan sonra kampa katılmış olacağım. Diğer oyunculara göre fiziksel olarak daha hazır olacağım bir dönem olabilir. Tabii ki kadronun içerisinde olmak istiyorum. İnşallah son dönemde alınan sonuçları silip yeni bir başlangıç yapmak istiyoruz. İlk maçımız Belçika’yla olacak zaten. Yabancı olduğum bir takım değil, hatta karşılıklı oynadığım isimler de kadroda olacak. Az çok Belçikalı oyuncuların oyun tarzlarını ya da mental düşüncelerini bilebiliyorum. Eğer kadroda olursam elimden gelen mücadeleyi sonuna kadar vereceğim. Türkiye formasını giydikten sonra zaten saha içerisinde her şeyi unutup başarıya odaklanmak istiyorum.

- Tolunay hocayla konuşuyor musun? Mutlaka seni takip ediyordur.

Tolunay hocayla birebir bir ilişkimiz olmadı. Yardımcısı Ender Alkan hocayla devamlı konuşuyoruz, beni takip ediyor. Tabii ki tercih hocalarımızın. Eğer kadroda olursam tabii ki çok mutlu olurum. Elimden gelen her şeyi yapmak için hazır olacağım. Ama seçilmezsem de yapacak bir şeyim yok. Çünkü milli formaya hiçbir zaman küslük veya farklı bir düşünce olmaz. Görev verilirse vazifemizi yerine getireceğiz, verilmezse çalışıp elimizden gelen tüm mücadeleyi göstermeye devam edeceğiz.

- Antrenmanlardan sonra yorgunluğun da etkisiyle çok vaktin olmuyordur ama evde nasıl vakit geçiriyorsun?

Daha çok dizi ve film izliyorum. Bunun dışında bazı twitch yayınlarını izlemek benim için keyifli. Ara ara kitap okuyorum ama diğerlerine nazaran sıklığı az. Ancak kendimi geliştirmem için kitap okumanın gerektiğini düşünüyorum. Şehre inip vakit geçirmek için çok fazla zamanım olmadı. Şehir merkezine gittiğim gün sayısı ancak 2 gündür.

- Beslenmeni nasıl sağlıyorsun. Mutlaka kulübün bir programı vardır ama akşamları yemeğini kendin mi hazırlıyorsun?

Sabah ve öğle yemeğini kulüp diyetisyeninin hazırladığı öğünleri kulüpte yiyoruz. Zaten sabah ve öğle yemeğini tesiste yemek zorunlu. Akşam yemekleri için diyetisyenden program aldım. Maça yakın zamanlarda karbonhidrat ya da protein tüketimiyle ilgili bilgiler veriliyor bana. Ben de listedeki yemekleri tüketmeye çalışıyorum. Oturduğum yerin karşısında iki tane süpermarket bulunuyor. Burada da marketlerin kendi hazırladıkları yemekler var. Diyetisyenin hazırladığı liste doğrultusunda süpermarketten alışveriş yapıyorum. Sadece antrenmanın değil, beslenme de uyku da dinlenme de bir bütün halinde çok önemli.

- Aslında biraz da bu farklılıkları konuşmak gerekiyor. Bu işin görünmeyen yüzünde yaptıklarınız sahaya yansıyor. Bu farklılıklardan yola çıkarak Türkiye’ye göre daha ne farklar var?

Kulüpte 5 tane fizyoterapist var. Burada sağlığa çok önem veriliyor. Herkesin masaj ve tedavi olabileceği rahat bir ortam var. Takımın diyetisyeni var ve bunun yanında her hafta yemekleri kontrol etmeye gelen bir beslenme uzmanı bulunuyor. Sürekli takımdaki herkesin yağ ve kilo kontrolü yapılıyor. Takımın pedikürcüsü bile var. Bu saha dışı faktörlerin de çok etkili olduğunu düşünüyorum. Buradaki insanlar işin en ufak ayrıntısına kadar düşünüyorlar. Bunu hissetmek bile insanı daha iyi bir noktaya götürüyor.

- Futbolcuların en büyük motivasyon kaynağı sahaya çıkmak, daha iyi oynamak ve bunu sürekli hale getirmek. Peki bunun yanında senin bir motivasyon kaynağın var mı?

Burada süre aldıktan sonra ailemin mutluluğunu görmek, benimle gurur duyduklarını hissetmek benim için en büyük motivasyon kaynağı. Ailemin maç bittikten sonra beni arayıp ‘ayağına sağlık, seninle gurur duyuyoruz’ demeleri bile tüm yorgunluğumu alıyor. Ailemin bu mutluluğunu görmek beni inanılmaz şekilde motive ediyor. En büyük hedeflerimden bir tanesi ailemin benimle her zaman gurur duyması. Ailem için elimden gelen her şeyi vereceğim.

- Baban da İzmir futbolunda söz sahibi isimlerden bir tanesi. Genç oyuncular için ailenin desteği çok önemli. Birçok aile çocuklarını yanlış da yönlendirebiliyor. Senin için pek böyle bir durum yok sanırım, aksine çok iyi yönlendiriliyorsun gibi geliyor bana.

Babam eskiden futbol oynadığı için veya yaşının gereği İzmir futbolunda bilinen, tecrübeli biri. Çoğu futbolcu ailesi tarafından baskı altına alınabiliyor. Babasının yönlendirmesiyle kariyeri kötü yöne gidenler var fakat benim tarafımda böyle bir şey söz konusu değil. Babam kendi tecrübesiyle bana verebileceklerini veriyor ama bilmediği noktalarda ise o da en iyisini temenni ettiğini söylüyor.

- Son olarak; hedeflerin ve hayallerin neler?

Hedefim, öncelikle Belçika’da sakatlıksız iyi bir sezon geçirmek. Ve ardından Lyon’a geri döneceğim, orada da oynamak istiyorum. Tabii ki ben de Avrupa’da daha iyi liglerde oynamak istiyorum. Bir Premier Lig hayalim vardı bunu koruyorum ama kendimi şartlandırmıyorum. Lyon’da başarılı olursam ve transferim gündeme gelirse bu kariyerimi en iyi geliştirebileceğim ve projesine en iyi inandığım yerde olmak istiyorum. Tabii bu da Premier Lig olursa eskiden beri istediğim hayalim gerçek olur.