Kıyamet sonrası dünyayı, mistik olayları, masalsı evrenleri konu alan yapımlar dizi ve film sektörünün gözbebeği olmaya devam ediyor. Özellikle son yıllarda bu tür yapımlar TV’lerde reyting, sinemalarda da hasılat rekorlar kırıyor. Dark, The 100, Umbrella Academy, Hakan:Muhafız gibi diziler Bird Box, Silence gibi filmlerle bu alanda ilgiyle izlenen işlere imza atan Netflix’in sevilen yapımlarından The Rain’in ikinci sezonu dün yayınlandı.

Yağmurla yayılan bir virüsün insanları öldürmesi ve kurtulanların kendilerini tedavi edecek ilacı bulma mücadelesini anlatan Danimarka yapımı The Rain ilk sezonuyla tüm dünyada büyük beğeni toplamıştı.

Dizinin ikinci sezonunda işler daha da sarpasarıyor. Bilim insanları virüse karşı tedavi bulmaya çalışırken, grupta bölünmeler yaşanmaya başlıyor. Kendilerini kurtarmaya çalışan ekip, zamana karşı yarışıyor ve çok dişli yeni bir paralı asker onları bekliyor...

DİZİ VİRÜSÜ KAPTIM

Oyuncularla buluşmak için Kopenhag’a indikten sonra otele gitmek için yağmur altında taksi beklerken şakaklarımdan süzülen damlalarda virus olup olmadığını düşünüyordum.

Sanki gökyüzü de The Rain’i ikinci sezon tanıtım toplantısına destek çıkmak istiyordu. İki gün boyunca yağmur hiç durmadı. İnsanlar sokaklarda yağmur altında bisikletleriyle bir o yana bir bu yana giderken benim tek düşündüğüm şimdi bu yağmur virüsüyle derdimi doktora nasıl anlatacağımdı! Öyle ya ne diyecektim, “Dizi virüsü kaptım” desem muhtemelen bir ilaç vermek yerine akıl hastanesine yollardı beni.

Neyse, kenardan kenardan, saçak altlarında, mümkün olduğunca az ıslanmaya dikkat ederek Kopenhag sokaklarında dolaştığım ilk günün ardından dizinin yeni sezonunun ilk iki bölümünü bir açık hava sinemasında izleteceklerini öğrendiğimde kaderime razı olup başımı gökyüzüne çevirdim ağzımı açtım ve kana kana yağmur suyu içtim!

BİLİNMEZE YOLCULUK

Belediye meydanında bizi bekleyen, camları gazete kağıtlarıyla kapalı otobüslere bindiğimde bir grup The Rain hayranı izleyici bizi bekliyordu. Hepimizi gizil bir bölgeye götüreceklerini söylediklerinde ise virus kaptığımdan emin olup hafiften tırsmaya başladım. Tekerlekler dönerken ben “İstanbul’da, gazetedeki masamı bir daha görebilecek miyim acaba?” diye düşünüyordum.

Bir ömür kadar uzun süren 1 saatin ardından otobüs durdu! Bizim çıkmamıza izin vermediler. Herkes endişeli gözlerle birbirine bakıp “Ne oluyor?” diye sorarken kapılar açıldı ve The Rain’in yıldızları içeri girdi. Bir anda hayranların çığlıkları otobüsün için doldurdu.

O ana kadar karantina bölgesine virüslü insan taşıyormuş gibi ağır bir havanın etkili olduğu otobüsün içi birden bire lise pikniğine giden öğrenci otobüsüne döndü. Alkışlar, çığlıklar, kahkahalar birbirine karıştı, herkes birlikte şarkılar söylüyordu.

Birkaç saatlik endişeli bekleyişin ardından ben iyice kurumuş ve sağlıklı bir şekilde The Rain’in yıldızları Alba August, Mikkel Boe Følsgaard, Lucas Lynggaard Tønnesen, Clara Rosager, Natalie Madueno ve Evin Ahmad’ın karşısındaydım….

Alba August ve Mikkel Boe Følsgaard
Alba August ve Mikkel Boe Følsgaard

'BU SEZONDAN GURUR DUYDUM'

Daha önce Türkiye'ye gelmiştiniz değil mi?

Alba August: Ah evet! Alanya'ya gitmiştim.

Mikkel Boe Følsgaard: Ben de bir kere gittim sanırım aynı yerdi.

Nasıldı?

August: Baya turistik bir yerdi. Bir sürü şey içtiğimi hatırlıyorum.

Følsgaard: Çok güzeldi, bir botla deniz turuna çıktık, yüzdük. Çok iyiydi.

Karakterleriniz yeni sezonda daha lider birine mi dönüşüyor? Benzer yanlarınız var mı?

Følsgaard: Rain'den sonra mı? Güzel soru... Karakterim Martin'in sahip olduğu liderlik özelliklerine sahip değilim bence. O çok kararlı. Duygularına yoğunlaşmadan devam edebiliyor. Bense onun tam tersiyim. Öyle bir dünyada çok dayanamazdım.

August: Sen çok duygusalsın.

Følsgaard: Doğru, ben daha duygusalım ve hep ağlıyorum.

Bu sezonda problemlerinizi aşacak mısınız yoksa daha fazla aksilikle mi karşı karşıya kalacaksınız?

August: Hâlâ telaşlıyız ve Apollon tarafından takip ediliyoruz. Tedaviyi bulacağız.

Følsgaard: Özellikle bu sezonun başlangıcı koşuşturmalı oluyor. Ama sonrasında daha çok ilişkilere ve gruba odaklanıyoruz. Ve elbette yeni insanlarla tanışıyoruz, onlar grubu etkiliyor.

August: Grubu saklayacak bir yer buluyorlar. Sürekli takip edildikleri bir durum içindeler. Ama nefes aldıran, sakin sahneler de olacak.

Følsgaard: Ama elbette problem var. Problemler her zaman olmalı.

Yeni sezonda sizi şaşırtan ne oldu?

Følsgaard: Ben bu sezonu çok çok sevdim. Çok eğlenceliydi ve çok iyi bir iş başardık.

August: Kesinlikle. Bu sezondan ben de gurur duyuyorum. Daha fazla aksiyon ve aşk var. Bu sezonda karakterler hakkında daha fazla şey öğreneceksiniz.

Clara Rosager ve Lucas Lynggaard Tønnesen
Clara Rosager ve Lucas Lynggaard Tønnesen

'DİZİDE SÜREKLİ BUNU SÖYLÜYORUZ'

Dizide benzer bir geçmişe sahipsiniz. Aileniz sizi geride bıraktı, sizi unutmayı tercih etti. Birbirinize bir şekilde bağlı olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Clara Rosager: Evet kesinlikle öyle. Dediğin gibi çok trajik bir çocukluktan geliyorlar. Sarah hiç çocuk olamadı. Hiç oyun oynamadı ya da arkadaşlarıyla takılmadı. Çok kırılgan. Çocukluğunu yaşayamayan çocuklara bu çok dokunuyor.

Lucas Lynggaard Tønnesen: Karakterim Rasmus'un annesi sığınaktayken öldürülüyor. Evet, karakterlerimiz geçmişleri düşünülünce birbirine bağlılar. Neden bağlı olduğumuzla ilgili birçok sahne de var.

Sizce virüs Rasmus için bir süper güce mi dönüşüyor?

Tønnesen: Süper güç mü... Evet! Bence süper gücün tanımı onu iyi yönde kullandığında oluşuyor. Bence Rasmus da tüm bunların iyi bir şey olup olmadığını çözmeye çalışıyor. Bir anda sahip olduğu güçle mücadele etmeye çalışıyor. Çünkü hayatında hiçbir şeyi kontrol edemedi, bunu kontrol etmek istiyor. Bu zor olacak... Yine de VFX yaptığımızda yüzümde ve vücudumda işaretler vardı. En havalı şeylerden biriydi.

Rosager: Havalı tabii senin süper güçlerin var. Benim karakterimse çok hasta.

Bir takma ad ya da motto seçecek olsaydınız ne olurdu?

Rosager: Koooş! Dizide bunu sürekli söylüyoruz.

Tønnesen: Aynen, sürekli "Neler oluyor hadi koş" gibi şeyler diyoruz. Koş en doğru laf olurdu.

İzleyici yeni sezondan neler beklemeli?

Rosager: Aksiyon.

Tønnesen: Gerilim.

Rosager: Aşk.

Tønnesen: Hikaye ortaya çıkıyor! Hikayeye yeni bir twist!

Natalie Madueño ve Evin Ahmad
Natalie Madueño ve Evin Ahmad

'SİLAH EĞİTİMİ GARİPTİ'

Sizce Fie, gruba yardımcı olacak mı?

Natalie Madueño: Bence takımda olması iyi olacak biri. Grubun sahip olmadığı bilgilere sahip. Bu da grupla Fie'nin neden iyi eşleştiğini gösteriyor. O, Rasmus'u ve dünyayı kurtarmaya çalışıyor.

Hiç silah eğitimi aldınız mı?

Evin Ahmad: Evet silah kullanabilmek için. Silah eğitimi epey garipti.

Neden, sizin için zor muydu?

Evin Ahmad: Daha önce başka bir filmde yapmıştım. Ama bu sefer silah kullanmaya başlamak çok garipti. Bu şeyler gerçekten insan öldürüyor. O yüzden çok saygı duyuyorsun.

Sahip olmak istediğiniz en havalı alet hangisi?

Evin Ahmad: Ups... Silah da söyleyemem şimdi. Belki bir drone'um olabilirdi. Onu çalıştırıp bir sonraki partinin nerede olduğunu görürdüm. Gerçi telefon da iyi alet, her şeyi yapabiliyor.

Bir takma ad ya da motto seçecek olsaydınız ne olurdu?

Evin Ahmad: Çocuğu al!

Bunu şimdi halletmemiz lazım!